Virânî eski divan şiiri geleneğine bağlanarak şiirlerini aruz ölçüsüyle, ağır sayılabilecek bir dille yazmıştır. Hece ölçüsüyle (6-5) koşuğu varsa da ozanlık gücünün eski türden verdiği ürünlerde yoğunlaştığı görülür.
Virani'de derin bir Ali sevgisi sezilir, ona göre Ali, tanrının ışıyan özünde bir ışık olarak vardır, bu özelliği nedeniyle de uludur, ölümsüzdür.
Kudret kandilinde parlayıp duran
Muhammed Ali'nin nurudur vallah
dizelerinde Ali'nin bu üstün niteliği açıklığa kavuşur. Başka bir şiirinde de de Ali'yi ululalayarak
Kıbiegâhımdır Muhammed Mustafa
Secdegâhımdır Ali'ül-Murtaza
diyerek yüzünü Ali'ye döndüğünü, ona tapındığını (secde ettiğini) söylemekte sakınca görmez. Virani'de insan sevgisinin odağı Ali'dir, onun soyudur, gerçek Müslüman’ın bunun onaylaması, Ali'nin üstünlüğünü benimsemesi gerekir. Bu bir inanç sorunudur, üstelik İslam dininin özüne de uygundur:
Bakmazam ben gayrıya illâ Ali evlâdına dizesinde Ali soyundan (Ali'nin çocuklarından) başkasına bakmak, önem vermek gerekmez, benim için ululuk onların kişiliğinde nesnelleşir.
Ali'dir canımın cânânı zâhid
Ali'dir mülkümün sultânı zâhid
Ali'dendir bana şefkat şefaat
Ali'dir gönlümün mihmanı zâhid
Ali'dir cümle varım sen ne dersin
Ali'dir dinimin imanı zâhid
Ali'dir dört kitab-ı câvidânım
Ali'dir virdimin Kur'anı zâhid
Virani bu şiirinde, İslam inançlarının özünü oluşturan bütün öğeleri Ali'nin kişiliğinde odaklaştırıyor, yoruma açık kapı bırakmadan düşüncelerini sergiliyor. Bu görüşün ucu Ali'nin tanrılığını savunan "Ali-Allahî" inancına değin uzar. Viranî, Yunus Emre'yi anımsatan başka bir koşuğunda:
Murtaza'dır görünen kevn-ü mekân içinde
Münkir anı bilmedi kaldı güman içinde
Murtaza'dır ey dede her ne ki var ortada
Aç gözünü kalmağın cehl-i zaman içinde
Evrende, uzamda, bütün nesnel varlıklarda görünen Murtaza (Ali)dır, bunu bilmeyen bilgisiz, buna inanmayan gerçekleri yad-sıyandır (münkir), kuşku içindedir. Virani'ye göre bu geçici yeryüzüne (dünyaya) bağlanmak, onun tuzağına düşmek doğru değildir:
Ey gönül bend olma dünya bendine
Dil verip aldanma anın fendine...
Bu düşünce de tasavvufun içerdiği konular arasındadır, dünyanın kalıcılığı söz konusu değildir, o tanrısal özün bir görünüş alanı" olmaktan öte anlam taşımaz. Olgun, yetkin kişi yeryüzünün bu durumunu bildiğinden ona' kanmaz, aldanmaz. Dünya kandırıcıdır, en uygun yerde seni "çevirip döndürmek ister kendine". Bu sözleri söyleyen Virani başka bir şiirinde de:
İşit, bu Şahın bize yasağı
Felek sunmaya tâ bir kâse ağı
Cihanın ziynetine verme gönlün
Nider insan olanlar tumturağı
dizelerini ortaya koyarak, yeryüzüne önem vermemenin bir Ali buyruğu olduğunu gündeme getirerek öğüdünü pekiştirir.
|