Rab'bin Görkemi Hezekiel'e Açıklanıyor
BÖLÜM 1
Hez.1:
1 Otuzuncu yılda*fa*, dördüncü ayın* beşinci günü Kevar Irmağı kıyısında sürgünde
yaşayanlar arasındayken gökler açıldı, Tanrı'dan gelen görümler gördüm.
D Not
1:1 "Otuzuncu yıl": Anlamı kesin olarak bilinmiyorsa da, Hezekiel'in
yaşının otuz olduğu sanılıyor.
Hez.1: 2 Kral Yehoyakin'in sürgünlüğünün beşinci yılında, ayın beşinci günü,
Hez.1: 3 Kildan* ülkesinde, Kevar Irmağı
kıyısında RAB Buzi oğlu
Kâhin* Hezekiel'e seslendi. RAB'bin eli orada onun
üzerindeydi.
Hez.1: 4 Kuzeyden esen kasırganın göz alıcı bir ışıkla çevrelenmiş, ateş saçan büyük bir bulutla geldiğini gördüm. Ateşin ortası ışıldayan madeni andırıyordu.
Hez.1: 5 En ortasında insana benzer dört canlı yaratık duruyordu;
Hez.1: 6 her birinin dört yüzü, dört kanadı vardı.
Hez.1: 7 Bacakları dimdikti, ayakları buzağı ayağına benziyor ve cilalı tunç* gibi parlıyordu.
Hez.1:
8 Dört yanlarında, kanatların altında insan elleri vardı.
Dördünün de yüzleri,
kanatları vardı.
Hez.1: 9 Kanatları birbirine değerek dosdoğru ilerliyor,
ilerlerken
sağa sola dönmüyordu.
Hez.1: 10 Her yaratığın dört yüzü vardı:
Önde dördünün yüzü insan
yüzüne, sağda dördünün aslan yüzüne, solda dördünün
öküz yüzüne,
arkada dördünün kartal yüzüne benzer bir yüzü vardı.
Hez.1:
11 Yüzleri böyleydi. Kanatları yukarıya doğru açılmıştı. Her
yaratığın iki
kanadı yanda öbür yaratıkların kanadına değiyor,
iki kanatla da bedenlerini
örtüyordu.
Hez.1: 12 Her biri dosdoğru ilerliyordu. Ruhları onları nereye
yönlendirirse,
sağa sola sapmadan oraya gidiyorlardı.
Hez.1: 13 Canlı yaratıkların görünüşü
yanan ateş közleri ya da meşale
gibiydi. Ateş yaratıkların ortasında hareket
ediyordu; ışık
saçıyor ve içinden şimşekler çakıyordu.
Hez.1: 14 Yaratıklar şimşek çakar gibi hızla ileri geri gidip geliyorlardı.
Hez.1: 15 Bu dört yüzlü yaratıklara bakarken, her birinin yanında, yere değen bir tekerlek gördüm.
Hez.1: 16 Tekerleklerin görünüşü ve yapısı şöyleydi: Sarı yakut gibi parlıyorlardı ve dördü de birbirine benziyordu. Görünüşleri ve yapılışları iç içe girmiş bir tekerlek gibiydi.
Hez.1: 17 Hareket edince yaratıkların baktıkları dört yönden birine
doğru
sağa sola sapmadan ilerliyordu.
Hez.1: 18 Tekerleklerin kenarı yüksek ve
korkunçtu; hepsi çepeçevre
gözlerle doluydu.
Hez.1: 19 Canlı yaratıklar hareket edince, yanlarındaki tekerlekler de hareket ediyordu; yaratıklar yerden yükseldikçe, tekerlekler de onlarla birlikte yükseliyordu.
Hez.1: 20 Ruhları onları nereye yönlendirirse oraya gidiyorlardı. Tekerlekler de onlarla birlikte yükseliyordu. Çünkü yaratıkların ruhu tekerleklerdeydi.
Hez.1: 21 Yaratıklar
hareket ettiğinde onlar da hareket ediyor,
yaratıklar durduğunda onlar da duruyor,
yaratıklar yerden
yükseldiğinde onlar da yükseliyordu. Çünkü yaratıkların ruhu
tekerleklerdeydi.
Hez.1: 22 Kubbeye benzer, billur gibi parlak ve korkunç
bir şey canlı
yaratıkların başları üzerine yayılmıştı.
Hez.1: 23 Kubbenin
altında kanatlarının biri öbürünün kanatlarına
doğru açılmıştı. Her birinin
bedenini örten başka iki kanadı vardı.
Hez.1: 24 Yaratıklar hareket edince, kanatlarının çıkardığı sesi duydum. Gürül gürül akan suların çağıltısını, Her Şeye Gücü Yeten'in sesini, bir ordunun gürültüsünü ansıtıyordu. Durunca kanatlarını indiriyorlardı.
Hez.1: 25 Kanatları inik dururken, başları üzerindeki kubbeden bir ses duyuldu.
Hez.1: 26 Başları üzerindeki kubbenin üstünde laciverttaşından
yapılmış
tahta benzer bir nesne vardı. Yüksekte, tahtı andıran
nesnede insana benzer
biri oturuyordu.
Hez.1: 27 Gördüm ki, beli andıran kısmının yukarısı içi
ateş dolu
maden gibi ışıldıyordu, belden aşağısı ateşe benziyordu ve
çevresi
göz alıcı bir ışıkla kuşatılmıştı.
Hez.1: 28 Görünüşü yağmurlu bir gün bulutların
arasında oluşan
gökkuşağına benziyordu. Öyleydi çevresini saran parlaklık.
RAB'bin
görkemini andıran olayın görünüşü böyleydi. Görünce,
yüzüstü yere yığıldım,
birinin konuştuğunu duydum.
Rab Hezekiel'i Çağırıyor
BÖLÜM 2
Hez.2: 1 Bana, "Ey insanoğlu, ayağa kalk, seninle konuşacağım" dedi.
Hez.2:
2 O benimle konuşur konuşmaz Ruh içime girdi, beni ayaklarımın
üzerinde durdurdu;
benimle konuşanı duydum.
Hez.2: 3 Bana, "Ey insanoğlu, seni İsrail halkına, bana başkaldıran o asi ulusa gönderiyorum" dedi, "Onlar ve ataları bugüne kadar bana karşı geldiler.
Hez.2: 4 Bu halk dikbaşlı ve inatçıdır.
Seni onlara gönderiyorum.
Onlara, 'Egemen RAB şöyle diyor diyeceksin.
Hez.2:
5 Bu asi halk seni ister dinlesin, ister dinlemesin, yine de
aralarında bir
peygamber olduğunu bilecektir.
Hez.2: 6 Sen, ey insanoğlu, onlardan ve sözlerinden
korkma! Çevrende
çalılar, dikenler olsa, akrepler arasında yaşasan bile korkma.
Asi bir halk olsalar bile, onların söyleyeceklerinden korkma, onlar yüzünden yılgınlığa
düşme.
Hez.2: 7 Seni ister dinlesinler, ister dinlemesinler, onlara sözlerimi söyleyeceksin. Çünkü onlar asi bir halktır.
Hez.2: 8 Sen, ey insanoğlu,
sana söyleyeceğimi dinle! Bu başkaldıran
halk gibi asi olma! Ağzını aç, sana
vereceğimi ye!"
Hez.2: 9 Baktım, bana doğru uzanmış bir el gördüm; içinde tomar halinde bir kitap vardı.
Hez.2: 10 Tomarı önümde açtı, her
iki yanı da yazılıydı. Orada
ağıtlar, iniltiler, figanlar yazılıydı.
BÖLÜM 3
Hez.3: 1 Bana, "Ey insanoğlu, sana verileni ye. Bu tomarı yedikten
sonra
git, İsrail halkına seslen" dedi.
Hez.3: 2 Böylece ağzımı açtım, yemem için tomarı bana verdi.
Hez.3: 3 Bana, "Ey insanoğlu, sana verdiğim
tomarı ye, mideni onunla
doldur" dedi. Bunun üzerine tomarı yedim. Bal
gibi tatlı geldi bana.
Hez.3: 4 Sonra şöyle dedi: "Ey insanoğlu, İsrail
halkına git, onlara
sözlerimi ilet.
Hez.3: 5 Çünkü seni konuşması anlaşılmaz,
dili zor bir halka değil,
İsrail halkına gönderiyorum.
Hez.3: 6 Evet, seni konuşması anlaşılmaz, dili zor, dediklerini anlamadığın halklara göndermiyorum. Onlara gönderseydim, seni dinlerlerdi.
Hez.3: 7 İsrail halkı seni dinlemek
istemeyecektir, çünkü o beni
dinlemek istemiyor. Bütün İsrail halkı dikbaşlı
ve inatçıdır.
Hez.3: 8 Seni onlar kadar inatçı yapacağım, senin alnını onlarınki
kadar
katılaştıracağım.
Hez.3: 9 Alnını çakmak taşından daha sert bir kaya gibi
yapacağım.
Her ne kadar asi bir halksalar da onlardan korkma, yılma."
Hez.3:
10 Bana, "Ey insanoğlu, iyice dinle ve sana söyleyeceklerimi
yüreğine
yerleştir" dedi,
Hez.3: 11 "Şimdi sürgünde yaşayan halkına git ve seni ister dinlesinler, ister dinlemesinler, onlara, 'Egemen RAB şöyle diyor de."
Hez.3: 12 Sonra Ruh beni kaldırdı ve arkamda, "RAB'bin görkemine
kendi
yerinde övgüler olsun!" diye büyük bir gürleme duydum.
Hez.3: 13 Canlı
yaratıkların birbirine çarpan kanatlarının çıkardığı
sesi, yanlarındaki tekerleklerin
gürültüsünü, büyük bir gürleme
duydum.
Hez.3: 14 Ruh beni kaldırıp götürdü.
RAB'bin güçlü eli üzerimde
olduğu halde, üzüntüyle, öfkeyle gittim.
Hez.3: 15 Kevar Irmağı kıyısındaki Tel-Abib'de yaşayan sürgünlerin yanına geldim. Orada, yaşadıkları yerde onların arasında şaşkınlık içinde yedi gün kaldım.
İsrail Halkına Uyarı
Hez.3: 16 Yedi gün sonra RAB bana şöyle seslendi:
Hez.3:
17 "İnsanoğlu, seni İsrail halkına bekçi atadım. Benden bir
söz duyar
duymaz onları benim yerime uyaracaksın.
Hez.3: 18 Kötü kişiye, 'Kesinlikle öleceksin dediğim zaman onu uyarmaz, yaşamını kurtarmak amacıyla onu kötü yolundan döndürmek için konuşmazsan, o kişi günahı içinde ölecek; ama onun kanından seni sorumlu tutacağım.
Hez.3: 19 Ancak kötü kişiyi uyardığın halde kötülüğünden ve kötü yolundan dönmezse, o günahı içinde ölecek. Ama sen canını kurtarmış olacaksın.
Hez.3: 20 "Doğru kişi doğruluğundan döner de kötülük yaparsa, onu yıkıma uğratacağım, o da ölecek. Onu uyarmadığın için günahı içinde ölecek, yaptığı doğru işler anılmayacak. Ancak onun kanından seni sorumlu tutacağım.
Hez.3: 21 Ama doğru kişiyi günah
işlemesin diye uyarırsan, o da günah
işlemezse, kesinlikle yaşayacak. Çünkü
o uyarılara kulak
vermiştir; sen de canını kurtarmış olacaksın."
Hez.3: 22 RAB'bin eli orada üzerimdeydi. Bana, "Kalk, ovaya git" dedi, "Orada seninle konuşacağım."
Hez.3: 23 Böylece kalkıp ovaya gittim. RAB'bin
görkemi tıpkı Kevar
Irmağı kıyısında gördüğüm gibi orada durmaktaydı. Yüzüstü
yere yığıldım.
Hez.3: 24 Ruh içime girdi, beni ayaklarımın üzerinde durdurdu. Benimle şöyle konuştu: "Git, evine kapan.
Hez.3: 25 Halkın arasına çıkmaman için seni halatlarla bağlayacaklar, ey insanoğlu.
Hez.3: 26 Dilini
damağına yapıştıracağım; konuşmayacak, onları
paylayamayacaksın. Çünkü bu halk
asidir.
Hez.3: 27 Ama seninle konuştuğumda dilini çözeceğim. Onlara, 'Egemen
RAB
şöyle diyor diyeceksin. Dinleyen dinlesin, dinlemeyen
dinlemesin. Çünkü bu
halk asidir."
Yeruşalim'in Kuşatılacağı Önceden Bildiriliyor
BÖLÜM 4
Hez.4: 1 "Sen, ey insanoğlu, bir tuğla al, önüne koy, üzerine
Yeruşalim
Kenti'ni çiz.
Hez.4: 2 Kenti kuşat, duvarla çevir. Kente karşı toprak rampalar
yap,
ordugah kur, çevresine kütükler yerleştir.
Hez.4: 3 Sonra demir
bir sac al; demirden bir duvar gibi kendinle
kentin arasına koy. Yüzünü ona
doğru çevir. Kent kuşatma altında
tutulacak, onu sen kuşatacaksın. Bu İsrail
halkı için bir belirti olacak.
Hez.4: 4 "Sonra sol yanına uzan, İsrail
halkının günahını yüklen. Sol
yanına uzanacağın günler kadar onların suçunun
cezasını çekeceksin.
Hez.4: 5 Suçlarının yıl sayısı kadar sana gün ayırdım.
Böylece üç yüz
doksan gün İsrail halkının suçunun cezasını çekeceksin.
Hez.4:
6 "Bunu yaptıktan sonra, bu kez sağ yanına uzan, Yahuda
halkının suçunun
cezasını çek. Sana kırk gün, her yıl için bir gün ayırdım.
Hez.4: 7 Yüzünü
Yeruşalim kuşatmasına çevir, çıplak kollarını
kaldırıp Yeruşalim'e karşı peygamberlik
et.
Hez.4: 8 Kuşatma günlerini bitirinceye dek bir yandan öbür yana
dönmemen
için seni halatlarla bağlayacağım.
Hez.4: 9 "Buğday, arpa, bakla, mercimek,
darı, kızıl buğday al, bir
kaba koy. Bunlardan kendine ekmek yap. Bir yanına
uzanacağın üç
yüz doksan gün boyunca bu ekmekten yiyeceksin.
Hez.4: 10
Her gün belirli zamanda yemen için yirmi şekel*fb* ekmek
tartacaksın.
D
Not 4:10 "Yirmi şekel": Yaklaşık 230 gr.
Hez.4: 11 Bunun gibi
suyu da belirli zamanda, ölçüyle, bir hinin
altıda biri*fc* kadar içeceksin.
D
Not 4:11 "Bir hinin altıda biri": Yaklaşık 0.6 lt.
Hez.4: 12 Yiyeceğini
arpa pidesi yer gibi ye ve insan dışkısından
ateş yakıp üzerinde halkın gözü
önünde pişir."
Hez.4: 13 RAB, "Uluslar arasına dağıtacağım İsrail
halkı böylelikle
kirli sayılan yiyecekleri yiyecek" dedi.
Hez.4:
14 Ben, "Eyvah, ey Egemen RAB!" diye karşılık verdim, "Hiçbir
zaman
kirli sayılan bir şeye dokunmadım. Gençliğimden bu yana
kendiliğinden ölmüş
ya da yabanıl bir hayvan tarafından öldürülmüş bir hayvanın etini yemedim, ağzıma
kirli sayılan et koymadım."
Hez.4: 15 "Peki" dedi, "Ekmeğini
insan dışkısı yerine tezek yakıp
üzerinde pişirmene izin vereceğim."
Hez.4:
16 Sonra, "İnsanoğlu, Yeruşalim'i her türlü yiyecekten yoksun
bırakacağım"
dedi, "Bu halk yiyeceğini tartıyla ve kaygı içinde
yiyecek, suyunu ölçüyle
ve şaşkınlık içinde içecek.
Hez.4: 17 Yiyeceği de suyu da azalacak. Hepsi
şaşkınlığa düşecek,
günahları içinde eriyip yok olacak.
BÖLÜM 5
Hez.5:
1 "Ey insanoğlu, keskin bir kılıç al, berber usturası gibi
kullanarak
başını, sakalını tıraş et. Sonra bir terazi getir,
kılları bölümlere ayır.
Hez.5:
2 Yeruşalim'in kuşatılması bitince, kılların üçte birini
kentin ortasında yakacaksın.
Üçte birini kılıçla kentin çevresine
fırlatacak, kalan üçte birini de rüzgara
savuracaksın. Ben de
yalın kılıç onların peşine düşeceğim.
Hez.5: 3 Birkaç tel kıl bırak, giysinin kıvrımlarına tak.
Hez.5: 4 Yine birkaçını alıp ateşe
at, yansın. O kıllardan bütün
İsrail halkına ateş yayılacak.
Hez.5: 5
"Egemen RAB diyor ki: Bu Yeruşalim'i ulusların ortasına
yerleştirdim,
çevresini ülkelerle kuşattım.
Hez.5: 6 Öyleyken Yeruşalim çevresindeki bütün
uluslardan ve
ülkelerden daha çok kötülük yaparak ilkelerimi, kurallarımı
çiğnedi.
İlkelerime karşı geldi, kurallarım uyarınca davranmadı.
Hez.5: 7 Bundan
ötürü Egemen RAB diyor ki: Çevrenizde yaşayan
uluslardan daha azgındınız, kurallarımı
izlemediniz, ilkelerime
uymadınız. Çevrenizde yaşayan ulusların ilkelerine
de uymadınız.
Hez.5: 8 "Bundan ötürü Egemen RAB diyor ki: İşte ben
size karşıyım,
ulusların gözü önünde sizi cezalandıracağım.
Hez.5: 9
Yaptığınız bütün iğrençlikler yüzünden önceden yapmadığımı,
bir daha yapmayacağımı
size yapacağım.
Hez.5: 10 Böylece aranızda babalar çocuklarını, çocuklar da babalarını yiyecekler. Sizi cezalandıracağım, sağ kalanlarınızı her yana dağıtacağım.
Hez.5:
11 Egemen RAB varlığım hakkı için diyor, madem tapınağımı
iğrenç put ve uygulamalarınızla
kirlettiniz, ben de sizi
esirgemeyecek, size acımayacak, sizi kayırmayacağım.
Hez.5:
12 Kentte yaşayanlarınızın üçte biri salgın hastalık ya da
kıtlık yüzünden
yok olacak; üçte biriniz çevrede kılıçtan
geçirilecek; üçte birinizi de her
yana dağıtıp yalın kılıç peşinize düşeceğim.
Hez.5: 13 "Böylece kızgınlığım
son bulacak, onlara karşı öfkemi
yatıştıracağım. O zaman ben de rahata kavuşacağım.
Öfkemi onların
üzerine boşaltınca, ben RAB'bin kıskançlığımdan onlarla konuştuğumu
anlayacaklar.
Hez.5: 14 "Çevrenizdeki uluslar arasında, yoldan her
geçenin gözü
önünde sizi yıkıma uğratacak, aşağılayacağım.
Hez.5: 15
Öfke, kızgınlık ve acı paylamalarla sizi
cezalandırdığımda çevrenizdeki uluslar
arasında alay konusu
olacak, aşağılanacaksınız; ders alınacak, şaşılacak bir
duruma
düşeceksiniz. Ben, RAB bunu söyledim.
Hez.5: 16 Sizi yok etmek
için üzerinize öldürücü, yıkıcı kıtlık
oklarını salacağım. Üzerinize salacağım
kıtlığı daha da
artıracak, sizi her türlü yiyecekten yoksun bırakacağım.
Hez.5: 17 Üzerinize kıtlık ve yabanıl hayvanlar salacağım, sizi çocuklarınızdan edecekler. Salgın hastalık ve dökülen kan sizi süpürüp yok edecek; başınıza da kılıç getireceğim. Ben, RAB böyle söyledim."
İsrail Dağlarındaki Putataparlık Kınanıyor
BÖLÜM 6
Hez.6: 1 RAB bana şöyle seslendi:
Hez.6: 2 "Ey insanoğlu, yüzünü
İsrail dağlarına doğru çevir ve onlara
karşı peygamberlik et.
Hez.6:
3 De ki, 'Ey İsrail dağları, Egemen RAB'bin sözünü dinleyin.
Egemen RAB dağlara,
tepelere, vadilere, derelere şöyle diyor:
Üzerinize kılıç göndereceğim, tapınma
yerlerinizi yıkacağım.
Hez.6: 4 Sunaklarınızı devirecek, buhur sunaklarınızı paramparça edeceğim. Kılıçtan geçirilmiş halkınızı putlarınızın önüne düşüreceğim.
Hez.6: 5 İsrailliler'in cesetlerini putlarının önüne atacak, kemiklerini sunaklarının çevresine dağıtacağım.
Hez.6: 6 Yaşadığınız her yerde kentleriniz yakılıp
yıkılacak, tapınma yerleriniz yerle bir edilecek. Öyle ki, sunaklarınız devrilip
yıkılsın*fç*, putlarınız ezilip paramparça olsun, buhur sunaklarınız yok edilsin,
el emeğiniz boşa çıksın.
D Not 6:6 Targum, Süryanice, Vulgata "Yıkılsın",
Masoretik metin "Suçlu çıkarılsın".
Hez.6: 7 Halkınız her yerde
öldürülecek. O zaman benim RAB olduğumu
anlayacaksınız.
Hez.6: 8 "'Birkaç
kişiyi ölümden kurtaracağım. Ülkelere, uluslar
arasına dağılan bazılarınız
kılıçtan kurtulacak.
Hez.6: 9 Kurtulanlar tutsak alındıkları uluslarda beni
anımsayacaklar.
Benden dönen sadakatsiz yüreklerinden, putları
ardınca şehvete sürükleyen gözlerinden
derin acı duydum.
Yaptıkları kötülükler ve iğrenç uygulamalar yüzünden
kendilerinden
tiksinecekler.
Hez.6: 10 Benim RAB olduğumu, başlarına bu felaketi getireceğimi
boşuna
söylemediğimi anlayacaklar.
Hez.6: 11 "'Egemen RAB şöyle diyor: Ellerinizi
çırpın, ayaklarınızı
yere vurun, İsrail halkının bütün kötü ve iğrenç uygulamalarından
ötürü
inleyin! Çünkü kılıçla, kıtlıkla, salgın hastalıkla yok olacaklar.
Hez.6:
12 Uzaktakiler salgın hastalıktan ölecek, yakındakiler
kılıçtan geçirilecek,
kuşatma sırasında sağ kalanlar kıtlıktan
ölecek. Böylece onlara duyduğum öfkeye
son vereceğim.
Hez.6: 13 Putlarının arasına, sunaklarının çevresine, her
yüksek
tepeye, dağ doruğuna, her yeşeren bol yapraklı ağacın altına
cesetleri
serilince, benim RAB olduğumu anlayacaklar. Oralarda
putlarına güzel kokulu
buhur sundular.
Hez.6: 14 Elimi onlara karşı uzatacak, çölden Rivla'ya kadar
yaşadıkları
ülkeyi yerle bir edip ıssız bırakacağım. O zaman
benim RAB olduğumu anlayacaklar."
Son Yaklaştı
BÖLÜM 7
Hez.7: 1 RAB bana şöyle seslendi:
Hez.7: 2
"Ey insanoğlu, Egemen RAB İsrail ülkesine şöyle diyor: Son
yaklaştı! Ülkenin
dört köşesinin sonu geldi.
Hez.7: 3 Senin de sonun geldi! Senin üzerine
öfkemi yağdıracağım.
Yaptıklarına göre seni yargılayacak, bütün iğrenç uygulamalarının
karşılığını
vereceğim.
Hez.7: 4 Sana acımayacak, seni esirgemeyeceğim. Yaptıklarının
ve
sendeki iğrenç uygulamaların karşılığını vereceğim. O zaman benim
RAB
olduğumu anlayacaksınız.
Hez.7: 5 "Egemen RAB şöyle diyor: Yıkım! İşte duyulmamış bir yıkım geliyor.
Hez.7: 6 Sonun geldi! Evet, sonun geldi! Sana karşı uyanıyor. İşte geliyor.
Hez.7: 7 Ey ülkede yaşayan halk, yıkıma uğrayacaksın. Yıkım zamanı yaklaştı! Gün yakın! Dağların üzerinden sevinç sesi yerine kargaşa sesi geliyor.
Hez.7: 8 Çok yakında kızgınlığımı üzerine boşaltacak,
sana duyduğum
öfkeyi üzerine dökeceğim. Yaptıklarına göre seni yargılayacak,
bütün
iğrenç uygulamalarının karşılığını vereceğim.
Hez.7: 9 Sana acımayacak,
seni esirgemeyeceğim. Yaptıklarının ve
sendeki iğrenç uygulamaların karşılığını
vereceğim. O zaman seni
cezalandıranın ben RAB olduğumu anlayacaksın.
Hez.7:
10 "İşte o gün! Gün yaklaştı! Yıkım hazır. Değnek çiçeklendi,
gurur tomurcuklandı.
Hez.7: 11 Zorbalık ayaklanıp kötülüğün sopası oldu. Halktan, o kalabalıktan kimse kalmayacak; mallarından, görkemlerinden bir şey kalmayacak.
Hez.7: 12 "Son yaklaştı!
Gün geldi! Alıcı sevinmesin, satıcı
üzülmesin. Çünkü öfkem bütün halkın üzerine
yağacak.
Hez.7: 13 Satıcı yaşadığı sürece sattığını geri alamayacak. Çünkü
herkesi
ilgilendiren bu görüm değiştirilmeyecek. İşlediği
günahlar yüzünden kimse canını
koruyamayacak.
Hez.7: 14 Borazan çalındı, herkes hazır, ama kimse savaşa
gitmeyecek.
Çünkü öfkem bütün halkın üzerindedir.
Hez.7: 15 "İşte dışarda kılıç, içerde salgın hastalık ve kıtlık. Kentin dışındakiler kılıçla öldürülecek, kenttekilerse kıtlıktan, salgın hastalıktan yok olacak.
Hez.7: 16 Sağ kalanlar vadilerdeki güvercinler gibi dağlara kaçacak; her biri günahından ötürü inleyecek.
Hez.7: 17 Eller gevşeyecek, dizler titreyecek.
Hez.7: 18 Çul kuşanacak, dehşete düşecekler. Yüzleri utançtan kızaracak, başları tıraş edilecek.
Hez.7: 19
Gümüşlerini sokağa atacaklar. Altınları kirli sayılacak.
RAB'bin öfkesini boşalttığı
gün onları ne altınları, ne gümüşleri
kurtarabilir. Bunlarla ne açlıklarını
giderebilir, ne karınlarını
doyurabilirler. Altın ve gümüş onları suça sürükledi.
Hez.7:
20 Mücevherlerinin güzelliğiyle gururlanırlardı. İğrenç,
tiksindirici putlarını
bunlardan yaptılar. Bu yüzden
mücevherlerini kirli bir nesneye çevireceğim.
Hez.7:
21 Hepsini yağma mal olarak yabancı uluslara, ganimet olarak
dünyadaki kötülere
vereceğim; onları kirletecekler.
Hez.7: 22 Yüzümü onlardan çevireceğim.
Değerli tapınağımı
kirletecekler; zorbalar içeri girip orayı kirletecekler.
Hez.7:
23 "Kendinize zincirler hazırlayın! Ülkede kan akıtılıyor,
kent zorbalık
dolu.
Hez.7: 24 Ulusların en kötülerini buraya getireceğim; evlerinizi mülk
edinecekler.
Güçlülerin gururuna son vereceğim. Kutsal yerleri kirletilecek.
Hez.7: 25 Korku gelince esenlik arayacak, ama bulamayacaklar.
Hez.7: 26 Yıkım üstüne
yıkım gelecek. Kötü haberler birbirini
kovalayacak. Peygamberden görüm isteyecekler;
kâhin Kutsal
Yasa'yı öğretemeyecek, ileri gelenler öğüt veremeyecek.
Hez.7: 27 Kral yas tutacak, önder umutsuzluğa düşecek, ülkedeki halkın korkudan elleri titreyecek. Onları yaptıklarına göre cezalandıracak, yargıladıkları gibi yargılayacağım. O zaman benim RAB olduğumu anlayacaklar."
Rab'bin Tapınağı'nda Putataparlık
BÖLÜM 8
Hez.8: 1 Sürgünlüğün altıncı yılı, altıncı ayın* beşinci günü evde
Yahuda'nın
ileri gelenleriyle otururken Egemen RAB'bin eli bana dokundu.
Hez.8: 2 Baktım,
insana*fd* benzer birini gördüm: Görünüşü, belinden
aşağısı ateşi andırıyor,
belinden yukarısı maden gibi ışıldıyordu.
D Not 8:2 Septuaginta "İnsana",
Masoretik metin "Ateşe".
Hez.8: 3 Eli andıran bir şey uzatıp beni saçlarımdan tuttu. Ruh beni yerle gök arasına kaldırdı ve Tanrı'dan gelen görümlerde Yeruşalim'e, iç avlunun kuzeye bakan kapısının giriş bölümüne götürdü. Tanrı'nın kıskançlığını uyandıran kıskançlık putu orada dikiliydi.
Hez.8: 4 Ovada gördüğüm görümdeki gibi, İsrail'in Tanrısı'nın görkemi oradaydı.
Hez.8:
5 Sonra bana, "Ey insanoğlu, kuzeye bak!" dedi. Baktım, sunak
kapısının
kuzeye bakan giriş bölümünde duran kıskançlık putunu gördüm.
Hez.8: 6 Bana,
"İnsanoğlu, ne yaptıklarını görüyor musun?" dedi,
"Tapınağımdan
uzaklaşayım diye İsrail halkı çok iğrenç şeyler
yapıyor. Bundan daha iğrenç
şeyler göreceksin."
Hez.8: 7 Beni avlunun giriş bölümüne getirdi. Baktım, duvarda bir delik gördüm.
Hez.8: 8 Bana, "Haydi duvarı del, insanoğlu" dedi. Duvarı deldim, orada bir kapı gördüm.
Hez.8: 9 Bana, "İçeri gir de burada yaptıkları kötü ve iğrenç şeyleri gör" dedi.
Hez.8: 10 Böylece içeriye girip baktım. Duvarın her yanına çeşit çeşit sürüngen*, iğrenç hayvan şekilleri ve İsrail halkının bütün putları oyulmuştu.
Hez.8: 11 İsrail ileri
gelenlerinden yetmiş kişiyle Şafan oğlu
Yaazanya orada, putların önünde duruyordu.
Her birinin elinde bir
buhurdan vardı; buhurun kokusu bulut gibi yükseliyordu.
Hez.8:
12 "İnsanoğlu, İsrail halkının ileri gelenlerinin kendi
putlarının odalarında,
karanlıkta neler yaptıklarını gördün mü?"
dedi, "Onlar, 'RAB bizi
görmüyor, RAB ülkeyi bıraktı diyorlar."
Hez.8: 13 Bana yine, "Daha iğrenç şeyler yaptıklarını da göreceksin" dedi.
Hez.8: 14 Bundan sonra
beni RAB'bin Tapınağı'nın kuzeye bakan kapısının giriş bölümüne götürdü. Orada
oturup Tammuz*fe* için ağlayan kadınları gördüm.
D Not 8:14 "Tammuz":
Babilliler'in verimlilik tanrısı.
Hez.8: 15 Bana, "İnsanoğlu, bunu gördün mü? Bundan daha iğrenç şeyler de göreceksin" dedi.
Hez.8: 16 Beni RAB'bin Tapınağı'nın iç avlusuna götürdü. Tapınağın girişinde, eyvanla sunak arasında yirmi beş kadar adam vardı. Sırtlarını RAB'bin Tapınağı'na, yüzlerini doğuya dönmüş, güneşe tapınıyorlardı.
Hez.8: 17 Bana, "İnsanoğlu, bunları
gördün mü?" dedi, "Yahuda halkı
burada yaptığı iğrenç şeyler yetmiyormuş
gibi, ülkeyi zorbalıkla
doldurup beni sürekli öfkelendiriyor. Bak, dalı nasıl
burunlarına uzatıyorlar*ff*!
D Not 8:17 Putperest törenlerinde yapılan bir
davranış.
Hez.8: 18 Bundan ötürü onlara öfkeyle davranacak, acımayacağım,
onları
esirgemeyeceğim. Yüksek sesle beni çağırsalar bile onları dinlemeyeceğim."
Yeruşalim Cezalandırılıyor
BÖLÜM 9
Hez.9: 1 Sonra yüksek sesle, "Kenti
cezalandıracak olanlar, ellerinde
yok edici silahlarıyla buraya gelsin"
diye seslendiğini duydum.
Hez.9: 2 Kuzeye bakan yukarı kapı yolundan altı
kişinin geldiğini
gördüm. Her birinin elinde ölümcül bir silah vardı. Aralarında
keten
giysili, belinde yazı takımı olan bir adam vardı. İçeriye
girip tunç* sunağın
yanında durdular.
Hez.9: 3 İsrail Tanrısı'nın görkemi bulunduğu yerden,
Keruvlar'ın*
üzerinden ayrılıp tapınağın eşiğine gitti. RAB keten giysili,
belinde
yazı takımı olan adama seslendi:
Hez.9: 4 "Yeruşalim Kenti'nin içinden
geç, orada yapılan iğrenç
şeylerden ötürü dövünüp ağlayanların alınlarına işaret
koy" dedi.
Hez.9: 5 Öbürlerine, "Kent boyunca onu izleyin ve kimseye
acımadan,
kimseyi esirgemeden öldürün" dediğini duydum.
Hez.9: 6 "Yaşlıyı, genci, genç kızı, kadını, çocukları öldürün. Yalnız alınlarında işaret olanlara dokunmayın. İşe tapınağımdan başlayın." Onlar da tapınağın önünde duran İsrail ileri gelenlerinden işe başladılar.
Hez.9: 7 Onlara, "Tapınağı kirletin, avlularını cesetlerle doldurun. Haydi başlayın!" dedi. Bunun üzerine onlar gidip kenttekileri öldürmeye başladılar.
Hez.9: 8 Onlar halkı öldürürken ben tek başıma kaldım. Yüzüstü yere kapanıp, "Ah, ey Egemen RAB! Öfkeni Yeruşalim üzerine boşaltırken, geri kalan bütün İsrailliler'i de mi yok edeceksin?" diye haykırdım.
Hez.9: 9 "İsrail ve Yahuda halkının günahı pek büyük" diye karşılık verdi, "Ülke kan, kent haksızlık dolu. Onlar, 'RAB ülkeyi bıraktı, RAB görmüyor diyorlar.
Hez.9: 10 Ben de
onlara acımayacak, onları esirgemeyeceğim.
Yaptıklarını kendi başlarına getireceğim."
Hez.9:
11 Derken keten giysili, belinde yazı takımı olan adam,
"Buyruklarını
yerine getirdim" diye haber verdi.
Rab'bin Yüceliği Tapınağı Bırakıyor
BÖLÜM 10
Hez.10: 1 Baktım, Keruvlar'ın* başı üzerindeki kubbenin üzerinde
laciverttaşından
tahta benzer bir nesne gördüm.
Hez.10: 2 RAB keten giysili adama, "Keruvlar'ın
altındaki
tekerleklerin arasına gir. Avuçlarını Keruvlar'ın arasındaki ateş
közleriyle
doldurup kentin üzerine közleri saç" dedi. Adamın
oraya girdiğini gördüm.
Hez.10:
3 Adam oraya girdiğinde, Keruvlar tapınağın güney tarafında
duruyordu. Bulut
tapınağın iç avlusunu doldurdu.
Hez.10: 4 RAB'bin görkemi Keruvlar'ın üzerinden
ayrılıp tapınağın
eşiğine gitti. Tapınak bulutla doldu. Avlu RAB'bin görkeminin
parıltısıyla
doluydu.
Hez.10: 5 Keruvlar'ın kanatlarının sesi dış avludan bile duyuluyordu;
tıpkı
Her Şeye Gücü Yeten Tanrı'nın sesi gibiydi.
Hez.10: 6 RAB keten giysili
adama, "Keruvlar'dan ve tekerleklerin
arasından ateş al" diye buyurunca,
adam oraya girip bir tekerleğin yanında durdu.
Hez.10: 7 Sonra Keruvlar'dan biri aralarındaki ateşe elini uzattı, biraz ateş alıp keten giysili adamın avuçlarına koydu. Adam ateşi alıp oradan ayrıldı.
Hez.10: 8 Keruvlar'ın kanatları altında insan eline benzer bir şekil göründü.
Hez.10: 9 Baktım, her Keruv'un yanında
birer tane olmak üzere dört
tekerlek gördüm. Tekerlekler sarı yakut gibi parıldıyordu.
Hez.10: 10 Dördü de birbirine benziyor, iç içe girmiş bir tekerleği andırıyordu.
Hez.10:
11 Hareket edince Keruvlar'ın baktıkları dört yönden birine
doğru, sağa sola
dönmeden ilerliyordu. Ön tekerlek nereye
yönelirse, öbür tekerlekler de onun
ardınca gidiyordu.
Hez.10: 12 Keruvlar'ın bedenleri -sırtları, elleri, kanatları-
ve
dördünün de tekerlekleri çepeçevre gözlerle doluydu.
Hez.10: 13 Tekerleklere "Dönen tekerlekler" dendiğini duydum.
Hez.10: 14 Her Keruv'un
dört yüzü vardı: Birinci yüz öküz*fg* yüzüne,
ikincisi insan yüzüne, üçüncüsü
aslan yüzüne, dördüncüsü kartal yüzüne benziyordu.
D Not 10:14 1:10'a göre
"Öküz", Masoretik metin "Keruv".
Hez.10: 15 Keruvlar
yukarıya doğru yükseldi. Bunlar daha önce Kevar
Irmağı kıyısında gördüğüm canlı
yaratıklardı.
Hez.10: 16 Keruvlar hareket edince, yanlarındaki tekerlekler
de
hareket ediyor, Keruvlar yerden yükselmek için kanatlarını
açınca, tekerlekler
de yanlarından ayrılmıyordu.
Hez.10: 17 Keruvlar durduğunda onlar da duruyor,
Keruvlar yerden
yükseldiğinde onlar da yükseliyordu. Çünkü yaratıkların ruhu
tekerleklerdeydi.
Hez.10: 18 RAB'bin görkemi tapınağın eşiğinden ayrılıp
Keruvlar'ın
üzerinde durdu.
Hez.10: 19 Ben bakarken Keruvlar kanatlarını
açıp yerden yükseldi,
tekerlekler de onlarla yükseldi. RAB'bin Tapınağı'nın
Doğu
Kapısı'nın girişinde durdular. İsrail Tanrısı'nın görkemi onların üzerindeydi.
Hez.10:
20 Kevar Irmağı kıyısında, İsrail Tanrısı'nın altında gördüğüm
ve Keruvlar
olduğunu anladığım canlı yaratıklar bunlardı.
Hez.10: 21 Her birinin dört
yüzü, dört kanadı vardı. Kanatlarının
altında insan elini andıran bir şey vardı.
Hez.10:
22 Yüzleri Kevar Irmağı kıyısında gördüğüm yüzlere benziyordu.
Her biri dosdoğru
ilerliyordu.
Yeruşalim'in Cezası
BÖLÜM 11
Hez.11: 1 Ruh beni yine yukarıya kaldırıp RAB'bin Tapınağı'nın Doğu Kapısı'na götürdü. Kapının giriş bölümünde yirmi beş adam vardı. Aralarında halkın önderlerinden Azzur oğlu Yaazanya'yı, Benaya oğlu Pelatya'yı gördüm.
Hez.11: 2 RAB bana, "İnsanoğlu, bunlar
kötülük tasarlayan ve bu kentte
kötü öğüt veren adamlardır" dedi,
Hez.11:
3 "Onlar, 'Yıkım yakın değil, ev yapmanın zamanıdır. Bu kent
kazan, biz
de etiz diyorlar.
Hez.11: 4 Bundan ötürü onları uyar, ey insanoğlu, onları uyar."
Hez.11: 5 Sonra RAB'bin Ruhu üzerime inip şunları söylememi buyurdu: "RAB şöyle diyor: Ey İsrail halkı, neler söylediğinizi ve neler düşündüğünüzü bilirim.
Hez.11: 6 Bu kentte birçok kişi öldürdünüz, kentin sokaklarını ölülerle doldurdunuz.
Hez.11: 7 "Bundan ötürü Egemen RAB şöyle diyor: Oraya attığınız ölüler et, kent de kazandır. Ama sizi kentin dışına süreceğim.
Hez.11: 8 Kılıçtan korktunuz, ama ben üzerinize kılıç göndereceğim. Egemen RAB böyle diyor.
Hez.11: 9 Sizi kentten çıkarıp yabancıların eline teslim edeceğim. Sizi cezalandıracağım.
Hez.11: 10 Kılıçla öldürüleceksiniz. Sizi İsrail sınırında cezalandıracağım. O zaman benim RAB olduğumu anlayacaksınız.
Hez.11: 11 Bu kent sizin için kazan olmayacak, siz de onun içinde et olmayacaksınız. Sizi İsrail sınırında cezalandıracağım.
Hez.11: 12 O zaman benim RAB olduğumu anlayacaksınız. Kurallarımı izlemediniz, ilkelerime uymadınız; çevrenizdeki ulusların ilkelerine uydunuz."
Hez.11: 13 Ben peygamberlikte bulunurken Benaya oğlu Pelatya öldü. Yüzüstü yere kapanıp, "Ah, ey Egemen RAB! Geri kalan İsrailliler'i büsbütün mü yok edeceksin?" diye yüksek sesle haykırdım.
Sürgündekiler İsrail Ülkesine Dönecek
Hez.11: 14 RAB bana şöyle seslendi:
Hez.11: 15 "Ey insanoğlu, Yeruşalim'de yaşayanlar senin kardeşlerin, akrabaların ve öbür İsrailliler için, 'Onlar RAB'den uzaklar, bu ülke mülk olarak bize verildi demişler."
Hez.11: 16 "Bu yüzden de ki, 'Egemen RAB şöyle diyor:
Onları uzaktaki
uluslar arasına gönderdim, ülkeler arasına dağıttım. Öyleyken
gittikleri
ülkelerde kısa süre için onlara barınak oldum.
Hez.11: 17 "De ki, 'Egemen
RAB şöyle diyor: Sizi uluslar arasından
toplayacak, dağılmış olduğunuz ülkelerden
geri getirecek, İsrail
ülkesini yeniden size vereceğim.
Hez.11: 18 "Ülkeye dönecek, tiksindirici, iğrenç putları oradan söküp atacaklar.
Hez.11: 19
Onlara tek bir yürek vereceğim, içlerine yeni bir ruh
koyacağım. İçlerindeki
taş yüreği çıkarıp onlara etten bir yürek vereceğim.
Hez.11: 20 O zaman
kurallarımı izleyecek, ilkelerime uymaya özen
gösterecekler. Onlar halkım olacak,
ben de onların Tanrısı olacağım.
Hez.11: 21 Tiksindirici, iğrenç putlara
gönülden yönelenlere gelince,
yaptıklarının aynısını başlarına getireceğim.
Böyle diyor Egemen RAB."
Rab'bin Görkemi Tapınaktan Ayrılıyor
Hez.11:
22 Keruvlar* kanatlarını açtı, tekerlekler yanlarında
duruyordu. İsrail Tanrısı'nın
görkemi onların üzerindeydi.
Hez.11: 23 RAB'bin görkemi kentin ortasından
yükselip kentin
doğusundaki dağa kondu.
Hez.11: 24 Görümde Tanrı'nın
Ruhu beni yukarı kaldırıp Kildan*
ülkesindeki sürgünlerin yanına götürdü. Sonra
gördüğüm görüm kayboldu.
Hez.11: 25 Ben de RAB'bin bana gösterdiği her şeyi sürgündekilere anlattım.
Sürgüne Gidiş Simgelerle Anlatılıyor
BÖLÜM 12
Hez.12: 1 RAB bana şöyle seslendi:
Hez.12: 2 "İnsanoğlu, asi
bir halkın arasında yaşıyorsun. Gözleri
varken görmüyor, kulakları varken işitmiyorlar.
Çünkü bu halk asidir.
Hez.12: 3 "Sen, insanoğlu, sürgüne gidecekmiş
gibi eşyanı topla,
onların gözü önünde, gündüzün yola çık, bulunduğun yerden
başka
bir yere git. Kim bilir, asi bir halk olmalarına karşın seni görüp anlayabilirler.
Hez.12:
4 Gündüzün, halkın gözü önünde topladığın sürgün eşyanı çıkar.
Akşam yine onların
gözü önünde sürgüne giden biri gibi yola çık.
Hez.12: 5 Onlar seni izlerken duvarı delip eşyanı çıkar.
Hez.12: 6 Seni izlerlerken eşyanı sırtlayıp karanlıkta taşı. Ülkeyi görmemek için yüzünü ört. Çünkü yapacakların İsrail halkı için bir uyarı olacaktır."
Hez.12: 7 Bana verilen buyruk uyarınca davrandım.
Gündüzün sürgüne
gidecekmiş gibi eşyalarımı çıkardım. Akşam elimle duvarı deldim.
Eşyalarımı
karanlıkta çıkarıp onlar izlerken sırtımda taşıdım.
Hez.12: 8 Ertesi sabah RAB bana seslendi:
Hez.12: 9 "İnsanoğlu, o asi İsrail halkı sana, 'Ne yapıyorsun? Diye sormadı mı?
Hez.12: 10 "Onlara de ki, 'Egemen RAB şöyle diyor: Yeruşalim'deki önder ve orada yaşayan bütün İsrail halkına ilişkin bir bildiridir bu.
Hez.12: 11 Ben sizin için bir uyarıyım de. Sana yaptığımın
tıpkısı
onlara da yapılacak. Tutsak olarak sürgüne gidecekler.
Hez.12:
12 "Onların önderi karanlıkta eşyasını sırtında taşıyarak yola
koyulacak.
Eşyasını çıkarmak için duvarda bir gedik açacak.
Ülkeyi görmemek için yüzünü
örtecek.
Hez.12: 13 Onun üzerine ağımı atacağım, kurduğum tuzağa düşecek.
Onu
Babil'e, Kildan* ülkesine götüreceğim, ama ülkeyi göremeden orada ölecek.
Hez.12: 14 Çevresindekilerin tümünü -yardımcılarını, ordusunu dünyanın dört bucağına dağıtacağım. Yalın kılıç onların peşlerine düşeceğim.
Hez.12: 15 Onları uluslar arasına
dağıtıp ülkelere sürdüğümde, benim
RAB olduğumu anlayacaklar.
Hez.12: 16 Gittikleri uluslarda yaptıkları bütün iğrenç uygulamaları anlatmaları için aralarından birkaç kişiyi kılıçtan, kıtlıktan, salgın hastalıktan sağ bırakacağım. Böylece benim RAB olduğumu anlayacaklar."
Hez.12: 17 RAB bana şöyle seslendi:
Hez.12: 18 "İnsanoğlu, yiyeceğini titreyerek ye, suyunu korkudan ürpererek iç.
Hez.12: 19 Ülkede yaşayan halka de ki, 'Egemen RAB İsrail
ve
Yeruşalim'de yaşayanlar için şöyle diyor: Yiyeceklerini
umutsuzluk içinde
yiyecek, sularını şaşkınlık içinde içecekler.
Orada yaşayanların yaptığı zorbalık
yüzünden ülke ıssız bırakılacak.
Hez.12: 20 Halkın içinde yaşadığı kentler
yakılacak, ülke çöle
dönüşecek. O zaman benim RAB olduğumu anlayacaksınız."
Hez.12: 21 RAB bana şöyle seslendi:
Hez.12: 22 "İnsanoğlu, İsrail'de yaygın
olan, 'Günler geçiyor, her
görüm boşa çıkıyor deyişinin anlamı nedir?
Hez.12:
23 Onlara de ki, 'Egemen RAB şöyle diyor: Ben bu deyişe son
vereceğim. Bundan
böyle İsrail'de bir daha söylenmeyecek. Yine
onlara de ki, 'Her görümün yerine
geleceği günler yaklaştı.
Hez.12: 24 Artık İsrail halkı arasında yalan görüm ya da aldatıcı falcılık olmayacak.
Hez.12: 25 Ama ben RAB, ne dersem gecikmeden olacak. Siz, ey asi İsrail halkı, söylediklerimin tümünü sizin günlerinizde yerine getireceğim. Böyle diyor Egemen RAB."
Hez.12: 26 RAB bana şöyle seslendi:
Hez.12:
27 "İnsanoğlu, İsrail halkı, 'Onun gördüğü görüm uzak günler
için, peygamberlik
sözleri de uzak gelecekle ilgili diyor.
Hez.12: 28 "Bundan ötürü onlara
de ki, 'Egemen RAB şöyle diyor:
Söylediğim sözlerden hiçbiri artık gecikmeyecek,
ne dersem
olacak. Böyle diyor Egemen RAB."
Sahte Peygamberler Cezalandırılıyor
BÖLÜM 13
Hez.13: 1 RAB bana şöyle seslendi:
Hez.13: 2 "İnsanoğlu, peygamberlikte bulunan İsrail peygamberlerine karşı sen peygamberlik et. Kendiliğinden peygamberlik eden o peygamberlere de ki, 'RAB'bin sözüne kulak verin!
Hez.13: 3 Egemen
RAB şöyle diyor: Hiçbir görüm görmemiş ama kurdukları
hayaller uyarınca davranan
akılsız peygamberlerin vay başına!
Hez.13: 4 Ey İsrail, peygamberlerin yıkıntılar arasındaki çakallara benziyor.
Hez.13: 5 RAB'bin gününde İsrail halkının savaşta direnmesi için gidip duvardaki gedikleri onarmadınız.
Hez.13: 6
Onların görümleri uydurmadır. Yaptıkları yalan
peygamberliklere RAB'bin sözüdür
diyorlar. Oysa onları ben
göndermedim. Yine de söylediklerinin yerine geleceğini
umuyorlar.
Hez.13: 7 Ben söylemediğim halde, RAB'bin sözüdür diyorsunuz.
Oysa
gördüğünüz görümler uydurma, yaptığınız falcılık yalan değil mi?
Hez.13:
8 "'Bu yüzden Egemen RAB şöyle diyor: Söylediğiniz boş sözler,
gördüğünüz
yalan görümlerden ötürü size karşıyım. Böyle diyor Egemen RAB.
Hez.13: 9 Elim uydurma görüm gören, yalan yere falcılık eden peygamberlere karşı olacak. Onlar halkımın topluluğunda bulunmayacak, İsrail halkının kütüğüne yazılmayacak, İsrail ülkesine girmeyecekler. O zaman benim Egemen RAB olduğumu anlayacaksınız.
Hez.13:
10 "'Esenlik yokken esenlik diyerek halkımı aldatıyorlar. Biri
dayanıksız
bir duvar yapınca, sahte peygamberler üzerine sıva vuruyorlar.
Hez.13: 11 Duvarı sıvayanlara de ki: Duvar yıkılacak; sağanak yağmur yağacak, ardından dolu yağdıracağım. Şiddetli bir rüzgar çıkıp duvara karşı esecek.
Hez.13: 12 Duvar çökünce size, nerede duvara vurduğunuz sıva demeyecekler mi?
Hez.13: 13 "'Onun için Egemen RAB şöyle diyor: Öfkemden duvarı yerle bir etmek için şiddetli bir rüzgar göndereceğim; kızgınlığımdan sağanak yağmur ve dolu yağdıracağım.
Hez.13: 14 Sıva vurduğunuz duvarı yıkıp yerle bir edeceğim. Temeli açılıp ortaya çıkacak. Yıkılacak ve altında yok olacaksınız. O zaman benim RAB olduğumu anlayacaksınız.
Hez.13:
15-16 Böylece öfkemi duvarın ve duvara sıva vuranların üzerine
boşaltacağım.
Size duvar da duvara sıva vuran da Yeruşalim'de
esenlik yokken esenlik görümleri
gören İsrailli peygamberler de
yok oldu diyeceğim. Egemen RAB böyle diyor."
Hez.13:
17 "Sen, ey insanoğlu, kendiliğinden peygamberlik eden
halkının kızlarına
yüzünü çevir. Onlara karşı peygamberlik et.
Hez.13: 18 De ki, 'Egemen RAB
şöyle diyor: İnsanları tuzağa düşürmek
için herkese bilek bağı diken, her boyda
baş örtüsü yapan kadınların vay başına! Kendi canınızı korurken halkımın canını
mı tuzağa düşüreceksiniz?
Hez.13: 19 Birkaç avuç arpayla birkaç dilim ekmek
için halkımın
arasında beni küçük düşürdünüz. Yalana kulak veren halkıma yalan
söyleyerek
ölümü hak etmemiş canları öldürdünüz, ölümü hak etmiş
canları yaşattınız.
Hez.13:
20 "'Bundan ötürü Egemen RAB şöyle diyor: İnsanları kuş gibi
tuzağa düşüren
sihirli bilek bağlarınıza karşıyım. Onları bileklerinizden koparacağım. Kuş gibi
tuzağa düşürdüğünüz insanları özgür kılacağım.
Hez.13: 21 Örtülerinizi yırtacak, halkımı elinizden kurtaracağım. Bir daha tuzağınıza düşmeyecekler. O zaman benim RAB olduğumu anlayacaksınız.
Hez.13: 22 Madem incitmek istemediğim doğru
kişinin cesaretini
yalanlarınızla kırdınız ve canını kurtarmak için kötü kişiyi
kötü
yolundan dönmemeye yüreklendirdiniz,
Hez.13: 23 bir daha uydurma
görümler görmeyecek, falcılık
etmeyeceksiniz. Halkımı elinizden kurtaracağım.
O zaman benim RAB
olduğumu anlayacaksınız."
Rab Putataparlığı Cezalandırıyor
BÖLÜM 14
Hez.14: 1 İsrail ileri gelenlerinden kimisi gelip yanıma oturdu.
Hez.14: 2 O sırada RAB bana şöyle seslendi:
Hez.14: 3 "İnsanoğlu, bu adamların
yüreği putlara bağlı. Diktikleri
putların kendilerini günaha sokmasına olanak
veriyorlar. Öyleyse
onların bana danışmasına izin vermeli miyim?
Hez.14:
4 Bunun için onlarla konuş ve de ki, 'Egemen RAB şöyle diyor:
Yüreğini puta
bağlayan, diktiği putun kendisini günaha sokmasına
olanak veren, sonra da peygambere
danışmaya gelen her İsrailli'ye
putlarının çokluğuna göre ben RAB kendim karşılık
vereceğim.
Hez.14: 5 Bunu, putları yüzünden bana sırt çeviren İsrail halkının
yüreğini
yeniden kendime çekmek için yapacağım.
Hez.14: 6 "Bu yüzden İsrail
halkına de ki, 'Egemen RAB şöyle diyor:
Geri dönün! Putlarınızdan vazgeçin,
iğrenç uygulamalarınızı bırakın!
Hez.14: 7 "'İsrail halkından biri
ya da İsrail'de yaşayan bir yabancı
benden ayrılır, yüreğini putlara bağlar,
diktiği putların kendisini günaha sokmasına olanak verir, sonra da bana danışmak
üzere bir peygambere giderse, ben RAB kendim ona karşılık vereceğim.
Hez.14:
8 O kişiye karşı çıkacağım. Onu bir belirti, bir alay konusu
yapıp halkımın
arasından atacağım. O zaman benim RAB olduğumu anlayacaksınız.
Hez.14: 9
"'Bir peygamber ayartılır da bir söz söylerse, onu ayartan
benim. Elimi
ona karşı uzatacağım, onu halkım İsrail'in arasından
çıkarıp yok edeceğim.
Hez.14:
10 Suçlarının cezasını çekecekler. Peygamber de ona danışan
da aynı şekilde
cezalandırılacak.
Hez.14: 11 Böylece İsrail halkı bir daha benden ayrılmayacak,
günahlarıyla
kendilerini kirletmeyecekler. Onlar halkım
olacaklar, ben de onların Tanrısı
olacağım. Egemen RAB böyle diyor."
Kişisel Sorumluluk
Hez.14: 12 RAB bana şöyle seslendi:
Hez.14: 13 "İnsanoğlu, eğer bir ülke bana
sadakatsizlik eder, günah
işlerse, ben de o ülkeye karşı elimi uzatır, onu
her türlü yiyecekten yoksun bırakır, üzerine kıtlık gönderir, insanları ve hayvanları
yok edersem;
Hez.14: 14 şu üç adam Nuh, Daniel*fh*, Eyüp- orada olsalar
bile,
doğruluklarıyla ancak kendi canlarını kurtarabilirler. Egemen RAB böyle
diyor.
D Not 14:14,20 Burada adı geçen Daniel'in İbranice yazılışı farklı olduğundan
bildiğimiz Peygamber Daniel olmayabilir.
Hez.14: 15 "Ya da ülkeye yabanıl hayvanlar gönderirsem ve ülkeyi kimsesiz bırakırlarsa, ülke viraneye döner, hayvanlar yüzünden kimse içinden geçemezse;
Hez.14: 16 Varlığım hakkı için diyor Egemen
RAB, bu üç kişi o ülkede
yaşasa bile, ne oğullarını ne de kızlarını kurtarabilirler.
Ancak
kendi canlarını kurtarabilirler. Ülke ise viraneye döner.
Hez.14:
17 "Ya da o ülkeye kılıç gönderir, 'Kılıç ülkeyi yarsın der,
oradaki insanları
ve hayvanları yok edersem;
Hez.14: 18 varlığım hakkı için diyor Egemen RAB,
bu üç kişi orada olsa
bile, ne oğullarını ne de kızlarını kurtarabilirler.
Ancak kendi canlarını kurtarabilirler.
Hez.14: 19 "O ülkeye salgın
hastalık gönderir, kan dökerek öfkemi
yağdırır, oradaki insanları ve hayvanları
yok edersem;
Hez.14: 20 varlığım hakkı için diyor Egemen RAB, Nuh, Daniel*fh*
ve
Eyüp orada olsa bile, ne oğullarını ne de kızlarını kurtarabilirler. Doğruluklarıyla
ancak kendi canlarını kurtarabilirler.
Hez.14: 21 "Egemen RAB şöyle diyor: Yeruşalim'deki insanları ve hayvanları yok etmek için üzerine dört ağır yargımı kılıcı, kıtlığı, yabanıl hayvanları, salgın hastalığı- gönderdiğimde daha neler neler olacak!
Hez.14: 22 Orada sağ bırakılacak kimi oğullarınız, kızlarınız
olacak,
çıkıp yanınıza gelecekler. Onların davranışlarını ve yaptıklarını görünce,
Yeruşalim'in başına getirdiğim yıkımdan ve her tür felaketten avuntu bulacaksınız.
Hez.14:
23 Onların davranışlarını ve yaptıklarını görünce avutulacak,
Yeruşalim'in
başına getirdiklerimin amaçsız olmadığını
anlayacaksınız. Egemen RAB böyle
diyor."
Yeruşalim, Yararsız Asma
BÖLÜM 15
Hez.15: 1 RAB bana şöyle seslendi:
Hez.15: 2 "İnsanoğlu, asma odununun herhangi bir
orman ağacının
dalından daha fazla değeri var mı?
Hez.15: 3 Asma odunundan
yararlı bir şey yapılabilir mi? Ya da üzerine
eşya asmak için ondan askı yaparlar
mı?
Hez.15: 4 Yakıt olarak ateşe atılır da ateş odunun iki ucunu yakıp
ortasını
kömürleştirince, işe yarar mı?
Hez.15: 5 Yanmadan önce işe yaramadıysa,
yanıp kömür haline geldikten
sonra bir işe yarar mı?
Hez.15: 6 "Bu
nedenle Egemen RAB şöyle diyor: Orman ağaçları arasında
asma odununu nasıl
yakıt olarak ateşe verdimse, Yeruşalim'de yaşayan halka da aynısını yapacağım.
Hez.15:
7 Onlara yüz çevireceğim. Şimdi ateşten kurtulsalar bile, ateş
onları yine
de yakıp yok edecek. Onlara yüz çevirince, benim RAB
olduğumu anlayacaksınız.
Hez.15:
8 Ülkeyi viraneye çevireceğim. Çünkü bana sadakatsizlik
ettiler. Egemen RAB
böyle diyor."
Sadakatsiz Yeruşalim
BÖLÜM 16
Hez.16: 1 RAB bana şöyle seslendi:
Hez.16: 2 "İnsanoğlu, Yeruşalim'e yaptığı iğrenç uygulamaları bildir.
Hez.16: 3 De ki, 'Egemen RAB Yeruşalim'e şöyle diyor:
Kökenin ve
doğumun açısından Kenan ülkesindensin; baban Amorlu, annense Hititli'ydi*.
Hez.16:
4 Doğduğun gün göbek bağın kesilmedi, temizlemek için seni
yıkamadılar, tuzla
ovalamadılar, kundağa sarmadılar.
Hez.16: 5 Kimse bunlardan birini yapacak kadar sana acımadı, sevecenlik göstermedi. Senden tiksindikleri için doğduğun gün seni kıra attılar.
Hez.16: 6 "'Yanından geçtim, senin kendi kanının
içinde kımıldadığını
gördüm. Kendi kanının içindeyken yaşa! dedim. Evet, Kendi
kanının
içindeyken yaşa! dedim.
Hez.16: 7 Kırda yetişen bir bitki gibi
seni geliştirdim. Geliştin,
büyüdün, kusursuz bir güzelliğe eriştin. Göğüslerin
oluştu,
saçların uzadı. Ama çırılçıplaktın.
Hez.16: 8 "'Yine yanından
geçtim, sana baktım, sevgi çağındı. Giysimin
eteğini üzerine serdim, çıplaklığını
örttüm. Sana ant içtim,
seninle antlaşma yaptım. Egemen RAB böyle diyor. Ve
benim oldun.
Hez.16: 9 "'Seni yıkadım, üzerindeki kanı temizledim, derine zeytinyağı sürdüm.
Hez.16: 10 Sana işlemeli giysiler giydirdim, deriden*fı*
çarık verdim.
Beline ince keten kuşak bağladım, seni pahalı giysilerle örttüm,
D
Not 16:10 "Deri": Yunus balığı derisi olabilir.
Hez.16: 11 takılarla süsledim. Bileklerine bilezikler, boynuna gerdanlık taktım.
Hez.16: 12 Burnuna halka, kulaklarına küpeler, başına görkemli bir taç taktım.
Hez.16: 13 Altınla
gümüşle süslendin; giysilerin ince ketenden,
pahalı, işlemeli kumaştandı. İnce
unla, balla, zeytinyağıyla
beslendin. Gitgide güzelleştin, krallığa yaraştın.
Hez.16:
14 Güzelliğinden ötürü ünün uluslar arasında yayıldı. Çünkü
seni görkemimle
donattığım için güzelliğin kusursuzdu. Egemen RAB
böyle diyor.
Hez.16:
15 "'Ama sen güzelliğine güvendin, ününü kullanarak fahişelik
ettin. Her
geçene gönlünü kaptırdın, kendini teslim ettin.
Hez.16: 16 Giysilerinden
alıp kendine süslü tapınma yerleri yaptın,
oralarda fahişelik ettin. Böylesi
ne olmuştur, ne de olacaktır.
Hez.16: 17 Sana verdiğim altın, gümüş süslerden
erkek suretleri
yaptın, onlarla fahişelik ettin.
Hez.16: 18 İşlemeli
giysilerini alıp onların üzerine örttün. Onlara
zeytinyağımı, buhurumu sundun.
Hez.16:
19 Yemen için sağladığım yiyeceği -ince unu, zeytinyağını,
balı güzel kokulu
bir sunu olarak onlara sundun. Böyle yaptın diyor Egemen RAB.
Hez.16: 20
"'Bana doğurduğun oğulları, kızları alıp yiyecek olarak
putlara kurban
ettin. Fahişelik etmen yetmiyormuş gibi,
Hez.16: 21 çocuklarımı kesip sunu olarak ateşte putlara kurban ettin.
Hez.16: 22 Bütün iğrenç uygulamalarını, fahişeliklerini yaparken gençlik günlerini, çırılçıplak olduğun, kanının içinde kımıldandığın zamanı anımsamadın.
Hez.16: 23 "'Egemen RAB, vay, vay başına diyor! Yaptığın kötülüklere ek olarak,
Hez.16: 24 kendine fuhuş yuvaları kurdun, bütün meydanlarda yüksek tapınma yerleri yaptın.
Hez.16: 25 Her yolun başına kendin için yüksek tapınma yerleri kurdun, güzelliğini kirlettin, her geçene kendini teslim ettin, fahişeliklerini artırdın.
Hez.16: 26 Şehvet düşkünü komşuların Mısırlılar'la fahişelik ettin. Fahişeliklerini artırmakla beni öfkelendirdin.
Hez.16: 27 İşte bu yüzden elimi sana karşı uzattım, yiyecek payını azalttım. Ahlaksız davranışından utanç duyan düşmanların Filist kızları dilediklerini yapsınlar diye seni onlara teslim ettim.
Hez.16: 28 Asurlular'la da fahişelik ettin, çünkü doymamıştın. Evet, onlarla fahişelik ettin, yine doymadın.
Hez.16: 29 Fahişeliğini ticaret diyarı olan Kildan* ülkesine dek artırdın, yine de doymadın.
Hez.16: 30 "'Bütün bunları yaparken yüreğin ne kadar yıpranmış diyor Egemen RAB, 'Yüzsüz bir fahişe gibi davrandın!
Hez.16: 31 Her yolun başına fuhuş yuvaları
kurarken, bütün meydanlarda
yüksek tapınma yerleri yaparken, fahişe gibi bile
değildin, ücretini küçümsedin.
Hez.16: 32 "'Kocasının yerine yabancıları yeğleyen, zina eden bir kadındın!
Hez.16: 33 Fahişelere ücret ödenir. Oysa sen bütün oynaşlarına armağanlar dağıttın. Fahişelik etmek için her yandan sana gelsinler diye rüşvet verdin.
Hez.16: 34 Fahişeliğinde öbür kadınlara benzemiyorsun.
Çünkü fahişelik
edesin diye kimse senin peşine düşmüyor. Ücret ödeyen sensin,
kimse
sana ücret ödemiyor. Bu yüzden öbürlerine benzemiyorsun.
Hez.16: 35 "'Bu nedenle, ey fahişe, RAB'bin sözünü dinle!
Hez.16: 36 Egemen RAB şöyle diyor:
Yüzsüzlüğün ortaya döküldüğü,
oynaşlarınla fahişelik ederken çıplaklığın meydana
çıktığı için,
bütün iğrenç putların yüzünden, onlara çocuklarının kanını verdiğin
için,
Hez.16: 37 düşüp kalktığın bütün oynaşlarını sevdiklerini de nefret ettiklerini de- toplayacağım. Sana karşı onları her yandan toplayacak, çıplaklığını onların önüne sereceğim; bütün çıplaklığını görecekler.
Hez.16: 38 Sana zina eden, kan döken kadınlara verilen cezayı vereceğim. Kanını akıtarak seni öfkemin ve kıskançlığımın öcüne terk edeceğim.
Hez.16: 39 Seni oynaşlarının
eline teslim edeceğim. Fuhuş yuvalarını
yıkacak, yüksek tapınma yerlerini bozacaklar.
Üzerindeki
giysileri soyacak, güzel mücevherlerini alıp seni çırılçıplak bırakacaklar.
Hez.16:
40 Halkı sana karşı kışkırtacaklar. Seni taşlayacak,
kılıçlarıyla delik deşik
edecekler.
Hez.16: 41 Evlerini ateşe verecek, seni birçok kadının gözü önünde yargılayacaklar. Fahişeliklerine son vereceğim, artık oynaşlarına ücret ödemeyeceksin.
Hez.16: 42 Böylece sana karşı öfkem yatışacak, kıskançlığım dinecek. Susacak, bir daha öfkelenmeyeceğim.
Hez.16: 43 "'Madem gençlik günlerini anımsamadın, yaptıklarınla beni öfkelendirdin, ben de yaptıklarını senin başına getireceğim. Böyle diyor Egemen RAB. Bu iğrenç uygulamalarına ek olarak ahlaksızlık da ettin.
Hez.16: 44 "'Herkes senin için şu deyişi söyleyecek: Annesi nasılsa kızı da öyle.
Hez.16:
45 Sen kocasından ve çocuklarından tiksinen annenin kızısın;
kocalarından ve
çocuklarından tiksinen kızkardeşlerinin
kızkardeşisin. Annen Hititli, baban
Amorlu'ydu.
Hez.16: 46 Kızlarıyla senin kuzeyinde yaşayan Samiriye ablan,
kızlarıyla
senin güneyinde yaşayan Sodom kızkardeşindir.
Hez.16: 47 Sen yalnız onların
yolunda yürümekle, onların iğrenç
uygulamalarına uymakla kalmadın, bütün yaptıklarınla
kısa sürede
onlardan daha büyük kötülük ettin.
Hez.16: 48 Varlığım hakkı
için diyor Egemen RAB, kızkardeşin Sodom'la
kızları, kızlarınla senin yaptıklarını
asla yapmadılar.
Hez.16: 49 "'Kızkardeşin Sodom'un günahı şuydu: Kendisi
de kızları da
gururluydu, ekmeğe doymuşlardı, umursamazlardı. Düşküne, yoksula
yardım
elini uzatmadılar.
Hez.16: 50 Kendilerini beğenmişlerdi. Önümde iğrenç şeyler
yaptılar.
Bu nedenle, gördüğün gibi onları önümden süpürüp attım.
Hez.16:
51 Samiriye işlediğin günahın yarısını bile işlemedi. Sen
onlardan çok daha
iğrenç şeyler yaptın. Yaptığın iğrençliklerle
kızkardeşlerini suçsuz çıkardın.
Hez.16:
52 Düşeceğin utanca katlanacaksın. Çünkü kızkardeşlerini haklı
gibi gösterdin.
İşlediğin günahlar onlarınkinden daha iğrenç
olduğundan senin yanında suçsuz
kalıyorlar. Bunun için utan ve
düşeceğin utanca katlan. Çünkü kızkardeşlerini
suçsuz çıkardın!
Hez.16: 53 "'Sodom'la kızlarını, Samiriye'yle kızlarını,
onlarla
birlikte de seni eski gönencine kavuşturacağım.
Hez.16: 54 Utanca
boğulacaksın. Bütün yaptıklarından ötürü
kızkardeşlerine avuntu olacak ve utanacaksın.
Hez.16:
55 Kızkardeşlerin Sodom ve Samiriye ile kızları eski
durumlarına dönecekler;
kızlarınla sen de öyle.
Hez.16: 56-57 Kötülüğün açığa çıkmadan önce, gururlu
olduğun günlerde
kızkardeşin Sodom'un adını bile anmıyordun. Şimdi sen de Edom
kızlarıyla
komşuları ve Filist kızlarınca -çevrende seninle alay
edenlerce- küçümseniyorsun.
Hez.16:
58 Ahlaksızlığının ve yaptığın iğrençliklerin sonuçlarına
katlanacaksın. RAB
böyle diyor.
Hez.16: 59 "'Egemen RAB şöyle diyor: Seninle yaptığım
antlaşmayı
bozarak içtiğin andı küçümsedin. Ben de hak ettiğin biçimde seni
cezalandıracağım.
Hez.16:
60 Gençlik günlerinde seninle yaptığım antlaşmayı
anımsayacağım. Seninle sonsuza
dek kalıcı bir antlaşma yapacağım.
Hez.16: 61 Büyük, küçük kızkardeşlerini
yanına aldığında yaptıklarını
anımsayacak ve utanacaksın. Seninle yaptığım
antlaşmada olmadığı
halde onları kızların olsunlar diye sana vereceğim.
Hez.16:
62 Seninle yeniden antlaşma yapacağım, benim RAB olduğumu
anlayacaksın.
Hez.16: 63 Bütün yaptıklarını bağışladığımda, anımsayacak ve utanacaksın. Utancından bir daha ağzını açmayacaksın. Egemen RAB böyle diyor."
Kartalla Asmanın Simgesel Öyküsü
BÖLÜM 17
Hez.17: 1 RAB bana şöyle seslendi:
Hez.17: 2 "Ey insanoğlu, İsrail halkına bir bilmece sor, simgesel bir öykü anlat.
Hez.17:
3 De ki, 'Egemen RAB şöyle diyor: Kanatları uzun ve güçlü,
renk renk tüylerle
dolu iri bir kartal Lübnan'a geldi, bir sedir
ağacının tepesine konup onu ele
geçirdi.
Hez.17: 4 Ağacın tepesindeki filizleri koparıp ticaret ülkesine
götürdü,
tüccarlar kentine yerleştirdi.
Hez.17: 5 "'Ülkenin tohumundan alıp
verimli toprağa ekti; onu söğüt
ağacı gibi akarsuların kıyısına dikti.
Hez.17:
6 Tohum filizlenip yerde yayılan bodur bir asma oldu. Dalları
kartala doğru
yayıldı, kökleriyse aşağıya, derine indi. Böylece
dal salan, filiz veren bir
asma oldu.
Hez.17: 7 "'Gelgelelim, kanatları güçlü, bol tüylü başka
bir iri
kartal da vardı. Asma bu kez dikildiği yerden köklerini bu
kartala
doğru çevirdi; sulasın diye dallarını ona doğru saldı.
Hez.17: 8 Dallansın,
ürün versin, görkemli bir asma olsun diye
akarsuların kıyısındaki verimli toprağa
dikilmişti.
Hez.17: 9 "Onlara de ki, 'Egemen RAB şöyle diyor: Asma
serpilecek mi?
Kurusun diye ilk kartal kökünü söküp meyvesini koparmayacak
mı?
Asmanın yeni filizlenen bütün dalları kuruyacak. Kökünden söküp
atmak
için güçlü ele ya da büyük orduya gerek duyulmayacak.
Hez.17: 10 Evet, asma
dikilmiş, ama serpilip gelişecek mi? Doğu
rüzgarı ona çarpınca büsbütün kurumayacak
mı? Evet, filizlendiği
yerde solup kuruyacak."
Simgesel Öykü Açıklanıyor
Hez.17: 11 RAB bana şöyle seslendi:
Hez.17: 12 "O asi halka de ki, 'Bunların
ne anlama geldiğini bilmiyor
musunuz? Onlara de ki, 'Babil Kralı Yeruşalim'e
gitti; kralını,
önderlerini tutsak alıp kendisiyle birlikte Babil'e götürdü.
Hez.17:
13 Sonra kralın soyundan gelen birini alıp ant içirerek onunla
bir antlaşma
yaptı. Ülkenin önderlerini de tutsak aldı.
Hez.17: 14 Öyle ki, ülke gerilesin,
bir daha yükselmesin, ancak
yaptığı antlaşmayı yerine getirerek yaşayabilsin.
Hez.17:
15 Ne var ki, Yahuda Kralı, kendisine at ve çok sayıda asker
vermesi için Mısır'a
elçiler göndererek Babil Kralı'na
başkaldırdı. Yahuda Kralı başaracak mı? Böyle
şeyler yapan
kurtulur mu? Yaptığı antlaşmayı bozan kurtulur mu?
Hez.17:
16 "'Egemen RAB, varlığım hakkı için diyor, onu tahta oturtan
kralın ülkesinde,
Babil'de ölecek. Çünkü içtiği andı küçümsedi,
yaptığı antlaşmayı bozdu.
Hez.17:
17 Babilliler birçok kişiyi yok etmek için toprak rampalar,
kuşatma duvarları
yaptığında, firavun güçlü ordusu ve büyük
kalabalıklarla savaşta ona yardımcı
olmayacak.
Hez.17: 18 Yaptığı antlaşmayı bozarak içtiği andı küçümsedi.
Söz
verdiği halde, bütün bunları yaptı. Bu yüzden kurtulmayacak.
Hez.17:
19 "'Bu nedenle Egemen RAB şöyle diyor: Varlığım hakkı için,
bana içtiği
andı küçümsediği, antlaşmamı bozduğu için onu cezalandıracağım.
Hez.17:
20 Ağımı gereceğim, tuzağıma düşecek. Onu Babil'e getirecek,
bana sadakatsizliğinden
ötürü orada yargılayacağım.
Hez.17: 21 En seçkin askerleri kılıçtan geçirilecek,
sağ kalanlar
dünyanın dört bucağına dağılacak. O zaman konuşanın ben RAB
olduğumu
anlayacaksınız.
Hez.17: 22 "'Egemen RAB şöyle diyor:
Sedir ağacının
tepesinden
Bir filiz alıp dikeceğim.
En yüksek dallarından körpe bir çubuk
koparıp
Yüksek, ulu bir dağın üzerine dikeceğim.
Hez.17: 23 Onu İsrail'in
en yüksek dağının üzerine dikeceğim.
Dal budak salıp ürün verecek,
Görkemli
bir sedir ağacı olacak.
Her çeşit kuş dallarına tüneyecek,
Gölgesinde
barınacak.
Hez.17: 24 Bütün orman ağaçları
Her yüksek ağacı bodurlaştıranın,
Her bodur ağacı yükseltenin,
Her yeşil ağacı kurutanın
Ve kuru ağacı yeşertenin
Ben RAB olduğumu anlayacaklar.
Bunu ben RAB söylüyorum ve dediğimi yapacağım."
Kişisel Sorumluluk
BÖLÜM 18
Hez.18: 1 RAB bana şöyle seslendi:
Hez.18:
2 "İsrail için, 'Babalar koruk yedi,
Çocukların dişleri kamaştı diyorsunuz.
Bu deyişle ne demek istiyorsunuz?
Hez.18: 3 "Varlığım hakkı için diyor
Egemen RAB, İsrail'de artık bu
deyişi ağzınıza almayacaksınız.
Hez.18:
4 Her yaşayan can benimdir. Babanın canı da, çocuğun canı da
benimdir. Ölecek
olan, günah işleyen candır.
Hez.18: 5 "Diyelim ki, adil ve doğru olanı yapan doğru bir adam var.
Hez.18: 6 Dağlarda putlara sunulan kurbandan yemez,
İsrail halkının putlarına bel bağlamaz.
Komşusunun karısını kirletmez,
Âdet gören kadına yaklaşmaz.
Hez.18: 7 Kimseye haksızlık etmez,
Rehin
olarak aldığını geri verir,
Soygunculuk etmez,
Aç olana ekmeğini verir,
Çıplağı
giydirir.
Hez.18: 8 Faizle para vermez,
Aşırı kâr gütmez.
Elini
kötülükten çeker,
İki kişi arasında doğrulukla yargılar.
Hez.18: 9 Kurallarımı
izler,
İlkelerimi özenle uygular.
İşte böyle biri doğru kişidir.
O
yaşayacaktır. Egemen RAB böyle diyor.
Hez.18: 10 "Diyelim ki, bu adamın
zorba, kan döken,
Kardeşine bunlardan birini yapan bir oğlu var.
Hez.18:
11 Babası bunlardan hiçbirini yapmazken,
Oğul dağlarda putlara sunulan kurbandan
yer,
Komşusunun karısını kirletir.
Hez.18: 12 Düşküne, yoksula haksızlık
eder,
Soygunculuk eder,
Rehini geri vermez.
Putlara bel bağlar,
İğrenç şeyler yapar.
Hez.18: 13 Faizle para verir, aşırı kâr güder.
Böyle biri yaşayacak mı?
Hayır, yaşamayacak!
Bütün bu iğrençlikleri yapmıştır,
öldürülecektir.
Onun kanından kendisi sorumlu olacaktır.
Hez.18: 14
"Diyelim ki, bu oğulun da bir oğlu olur ve babasının
işlediği bütün günahları
görür,
Ama hiçbirini yapmaz;
Hez.18: 15 Dağlarda putlara sunulan kurbandan
yemez,
İsrail halkının putlarına bel bağlamaz,
Komşusunun karısını kirletmez;
Hez.18:
16 Kimseye haksızlık etmez,
Rehin almaz,
Soygunculuk etmez,
Aç olana
ekmeğini verir,
Çıplağı giydirir.
Hez.18: 17 Böyle biri elini kötülükten*fi*
çeker,
Faiz almaz, aşırı kâr gütmez,
Kurallarımı izler,
İlkelerimi
uygularsa,
Babasının günahı yüzünden ölmeyecek,
Kesinlikle yaşayacaktır.
D
Not 18:17 Septuaginta "Kötülükten", Masoretik metin "Düşkünden".
Hez.18:
18 Ama babası kendi günahı yüzünden ölecektir.
Çünkü zorbalık etti, kardeşini
soydu,
Halkı arasında iyi olmayanı yaptı.
Hez.18: 19 "Ama siz,
'Oğul neden babasının işlediği suçlardan sorumlu
tutulmasın? dersiniz. Bu oğul
adil ve doğru olanı yapmış, bütün
kurallarımı dikkatle izlemiştir. Böyle biri
kesinlikle yaşayacaktır.
Hez.18: 20 Ölecek olan günah işleyen kişidir. Oğul
babasının suçundan
sorumlu tutulamaz, baba da oğlunun suçundan sorumlu tutulamaz.
Doğru
kişi doğruluğunun, kötü kişi kötülüğünün karşılığını alacaktır.
Hez.18:
21 "Kötü kişi işlediği bütün günahlardan döner, buyruklarıma
uyar, adil
ve doğru olanı yaparsa, kesinlikle yaşayacak, ölmeyecektir.
Hez.18: 22 İşlediği
günahlardan hiçbiri ona karşı anılmayacaktır.
Doğruluğu sayesinde yaşayacaktır.
Hez.18:
23 Ben kötü kişinin ölümünden sevinç duymam, ancak kötü
kişinin kötü yollarından
dönüp yaşamasından sevinç duyarım.
Egemen RAB böyle diyor.
Hez.18: 24
"Doğru kişi doğruluğundan döner, günah işler, kötü kişinin
yaptığı bütün
iğrenç şeyleri yaparsa, yaşayacak mı? Onun yaptığı
doğru işlerin hiçbiri anılmayacaktır.
Sadakatsizliği yüzünden
suçludur, günahları yüzünden ölecektir.
Hez.18:
25 "Siz yine de, 'Rab'bin yolu doğru değil diyorsunuz. Ey
İsrail halkı,
dinle: Benim yolum mu doğru değil? Doğru olmayan
sizin yollarınız değil mi?
Hez.18:
26 Doğru kişi doğruluğundan döner de kötülük yaparsa, bu
yüzden ölecek. Evet,
işlediği günah yüzünden ölecektir.
Hez.18: 27 Ama kötü kişi, yaptığı kötülükten
döner, adil ve doğru
olanı yaparsa, canını kurtaracaktır.
Hez.18: 28
Çünkü isyanlarının farkına varıyor ve onlardan dönüyor.
Böyle biri kesinlikle
yaşayacak, ölmeyecektir.
Hez.18: 29 Öyleyken, İsrail halkı, 'Rab'bin yolu
doğru değil diyor.
Ey İsrail halkı, benim yollarım mı doğru değil? Doğru olmayan
sizin
yollarınız değil mi?
Hez.18: 30 "Bu yüzden, ey İsrail halkı, sizleri, her birinizi yolunuza göre yargılayacağım. Egemen RAB böyle diyor. Dönün! İsyanlarınızdan dönün! Günahın sizi yıkıma sürüklemesine izin vermeyin.
Hez.18: 31 İsyanlarınızı
kendinizden uzaklaştırın. Yeni bir yürek,
yeni bir ruh edinin. Neden öleceksin,
ey İsrail halkı?
Hez.18: 32 Çünkü ben kimsenin ölümünden sevinç duymam.
Egemen RAB
böyle diyor. Öyleyse günahınızdan dönün de yaşayın!"
İsrail Önderleri için Ağıt
BÖLÜM 19
Hez.19: 1 "Sen İsrail önderleri
için şu ağıtı yak
Hez.19: 2 ve de ki,
"'Annen neydi? Aslanlar
arasında dişi bir aslan!
Genç aslanlar arasında yatar,
Yavrularını beslerdi.
Hez.19:
3 Büyüttüğü yavrulardan biri
Genç bir aslan oldu.
Avını kapıp parçalamayı
öğrendi,
İnsan yiyen bir aslan oldu.
Hez.19: 4 Haberi uluslar arasında
duyuldu.
Kurdukları tuzağa düştü,
Onu çengellerle Mısır'a sürüklediler.
Hez.19:
5 Dişi aslan bekledi, umudunun boşa çıktığını görünce,
Yavrularından başka
birini alıp
Genç bir aslan olarak yetiştirdi.
Hez.19: 6 Yavru aslanlar
arasında dolaşmaya başladı,
Genç bir aslan oldu.
Avını kapıp parçalamayı
öğrendi,
İnsan yiyen bir aslan oldu.
Hez.19: 7 Onların kalelerini yıktı*fj*,
Kentlerini viraneye çevirdi.
Ülkede yaşayan herkes
Onun kükreyişinden
dehşete düştü.
D Not 19:7 Targum "Kalelerini yıktı", Masoretik metin
"Dul kadınlarını tanıdı".
Hez.19: 8 Çevredeki uluslar üzerine
geldiler,
Ağlarını gerdiler,
Onu tuzağa düşürdüler.
Hez.19: 9 Çengel
takıp onu kafese koydular
Ve Babil Kralı'na götürdüler.
İsrail dağlarında
kükreyişi bir daha duyulmasın diye
Onu gözetim altında tuttular.
Hez.19:
10 "'Annen su kıyısındaki bağında
Dikilmiş bir asma gibiydi.
Bol
su sayesinde dal budak saldı,
Ürün verdi.
Hez.19: 11 Dalları kral asası
olacak kadar güçlendi.
Asma boy attı,
Bulutlara dek yükseldi.
Yüksekliği
ve dallarının çokluğu
Herkesçe görüldü.
Hez.19: 12 Ama onu öfkeyle kökünden
söküp yere attılar.
Doğu rüzgarı ürününü kuruttu.
Güçlü dalları koparılıp
kurudu,
Ateş onları yakıp yok etti.
Hez.19: 13 Şimdi çöle,
Kurak,
susuz bir yere dikildi.
Hez.19: 14 Gövdesi ateş aldı,
Filizini, ürününü
yakıp yok etti.
Kral asası olacak kadar güçlü dalı kalmadı.
Bu bir ağıttır
ve ağıt olarak kalacaktır."
İsrail'in Hainliği
BÖLÜM 20
Hez.20:
1 Sürgünlüğümüzün yedinci yılı, beşinci ayın* onuncu günü,
İsrail ileri gelenlerinden
bazı kişiler RAB'be danışmak için gelip önüme oturdular.
Hez.20: 2 RAB o sırada bana seslendi:
Hez.20: 3 "İnsanoğlu, İsrail ileri gelenlerine
de ki, 'Egemen RAB
şöyle diyor: Bana danışmaya mı geldiniz? Varlığım hakkı
için
diyor Egemen RAB, bana danışmanıza izin vermeyeceğim.
Hez.20: 4 "Onları yargılayacak mısın? Ey insanoğlu, onları yargılayacak mısın? Öyleyse onlara atalarının iğrenç uygulamalarını anımsat.
Hez.20: 5 Onlara de ki,
'Egemen RAB şöyle diyor: İsrail'i seçtiğim gün
Yakup soyuna ant içtim ve kendimi
Mısır'da onlara açıkladım. Ant
içerek, Tanrınız RAB benim dedim.
Hez.20: 6 O gün, onları Mısır'dan çıkaracağıma, kendileri için seçtiğim en güzel ülkeye, süt ve bal akan ülkeye götüreceğime söz verdim.
Hez.20: 7 Onlara, herkes
bel bağladığı iğrenç putları atsın, Mısır
putlarıyla kendinizi kirletmeyin,
Tanrınız RAB benim dedim.
Hez.20: 8 "'Ne var ki, bana karşı geldiler,
beni dinlemek istemediler.
Bel bağladıkları iğrenç putları hiçbiri atmadı,
Mısır putlarını
da bırakmadılar. Bu yüzden Mısır'da öfkemi onların üzerine
yağdıracağımı,
kızgınlığımı dökeceğimi söyledim.
Hez.20: 9 Ama aralarında yaşadıkları ulusların
gözünde adıma leke
gelmesin diye bunu yapmadım. Bu ulusların gözü önünde
İsrailliler'i
Mısır'dan çıkararak kendimi onlara açıklamıştım.
Hez.20: 10 Bu yüzden İsrailliler'i Mısır'dan çıkarıp çöle götürdüm.
Hez.20: 11 Uygulayan kişiye yaşam veren
kurallarımı onlara verdim,
ilkelerimi tanıttım.
Hez.20: 12 Kendilerini
kutsal kılanın ben RAB olduğumu anlasınlar diye
aramızda bir belirti olarak
Şabat* günlerimi de onlara verdim.
Hez.20: 13 "'Böyleyken İsrail halkı
çölde bana başkaldırdı. Uygulayan
kişiye yaşam veren kurallarımı izlemediler,
ilkelerimi
reddettiler. Şabat günlerimi de hiçe saydılar. Bu yüzden çölde
öfkemi
üzerlerine yağdırıp onları yok edeceğimi söyledim.
Hez.20: 14 Ama İsrailliler'i
Mısır'dan çıkardığımı gören ulusların
gözünde adıma leke gelmesin diye bunu
yapmadım.
Hez.20: 15 Ben de kendilerine verdiğim en güzel ülkeye, süt ve
bal
akan ülkeye onları götürmeyeceğime çölde ant içtim.
Hez.20: 16 Çünkü
ilkelerimi reddettiler, kurallarımı izlemediler,
Şabat günlerimi hiçe saydılar.
Yürekleri putlarına bağlıydı.
Hez.20: 17 Yine de onlara acıdım, onları yok
etmedim, çölde işlerine
son vermedim.
Hez.20: 18 Çölde çocuklarına atalarınızın
kurallarını izlemeyin,
ilkelerine göre yaşamayın, putlarıyla kendinizi kirletmeyin
dedim.
Hez.20: 19 Ben Tanrınız RAB'bim, benim kurallarımı izleyin, benim
ilkelerim
uyarınca yaşayın.
Hez.20: 20 Aramızda bir belirti olsun diye Şabat günlerimi
kutsal
sayın. O zaman benim Tanrınız RAB olduğumu anlayacaksınız dedim.
Hez.20:
21 "'Ne var ki, çocuklar bana karşı geldiler. Kurallarımı
izlemediler.
Uygulayan kişiye yaşam veren ilkelerim uyarınca
dikkatle yaşamadılar. Şabat
günlerimi hiçe saydılar. Bu yüzden
çölde öfkemi üzerlerine yağdıracağımı, kızgınlığımı
dökeceğimi söyledim.
Hez.20: 22 Ama elimi geri çektim, İsrailliler'i Mısır'dan
çıkardığımı
gören ulusların gözünde adıma leke gelmesin diye bunu yapmadım.
Hez.20:
23 Onları ulusların arasına dağıtacağıma, başka ülkelere
göndereceğime çölde
ant içtim.
Hez.20: 24 Çünkü ilkelerimi izlemediler, kurallarımı reddettiler.
Şabat
günlerimi hiçe saydılar, gözlerini atalarının putlarına diktiler.
Hez.20:
25 Ben de onlara iyi olmayan kurallar, yaşam vermeyen ilkeler
verdim.
Hez.20:
26 Her ilk doğan çocuğu ateşte kurban ederek sundukları
sunularla kendilerini
kirletmelerine izin verdim. Öyle ki, onları
dehşete düşüreyim de benim RAB
olduğumu anlasınlar.
Hez.20: 27 "Bu nedenle, ey insanoğlu, İsrail halkına
de ki, 'Egemen
RAB şöyle diyor: Atalarınız yine ihanet etmekle bana küfretmiş
oldular.
Hez.20: 28 Kendilerine vermeye ant içtiğim ülkeye onları getirdiğimde,
gördükleri
her yüksek tepede, sık yapraklı her ağacın altında
kurbanlarını kestiler. Beni
öfkelendiren sunularını, güzel kokulu
sunularıyla dökmelik sunularını orada
sundular.
Hez.20: 29 Onlara gittikleri bu puta tapılan yerin ne olduğunu
sordum."
Orası bugün de Bama*fk* adıyla anılıyor.
D Not 20:29 "Bama": "Puta
tapılan yer" anlamına gelir.
Yargı ve Bağışlama
Hez.20: 30 "Bu nedenle İsrail halkına de ki, 'Egemen RAB şöyle diyor: Atalarınız gibi siz de kendinizi kirletecek misiniz? Onların putlarına gönül verecek misiniz?
Hez.20:
31 Şimdiye dek oğullarınızı ateşte kurban edip sunularınızı
sunmakla, putlarınızla
kendinizi kirlettiniz. Öyleyken gelip bana
danışmanıza izin verir miyim, ey
İsrail halkı? Varlığım hakkı
için diyor Egemen RAB, bana danışmanıza izin vermeyeceğim.
Hez.20:
32 "'Siz ağaca, taşa tapan öteki uluslar gibi, dünyadaki öbür
halklar
gibi olmak istiyoruz diyorsunuz. Ama bu düşündükleriniz
hiçbir zaman gerçekleşmeyecek.
Hez.20:
33 Varlığım hakkı için diyor Egemen RAB, sizi güçlü ve
kudretli elle, şiddetli
öfkeyle yöneteceğim.
Hez.20: 34 Güçlü ve kudretli elle, şiddetli öfkeyle
sizi uluslar
arasından çıkaracak, dağılmış olduğunuz ülkelerden toplayacağım.
Hez.20: 35 Sizi ulusların çölüne getirecek, orada yüz yüze yargılayacağım.
Hez.20:
36 Atalarınızı Mısır Çölü'nde nasıl yargıladıysam, sizi de
öyle yargılayacağım.
Egemen RAB böyle diyor.
Hez.20: 37 Sizi yoklayıp antlaşmama bağlı kalmanızı sağlayacağım.
Hez.20: 38 Aranızda bana karşı gelenlerle başkaldıranları
ayıracağım.
Onları yaşadıkları ülkelerden çıkaracağım. Ama İsrail ülkesine
girmeyecekler.
O zaman benim RAB olduğumu anlayacaksınız.
Hez.20: 39 "'Ey İsrail halkı, Egemen RAB şöyle diyor: Her biriniz gidip putlarınıza tapının! Ama sonra beni dinleyeceksiniz ve armağanlarınızla, putlarınızla bir daha kutsal adımı kirletmeyeceksiniz.
Hez.20:
40 Çünkü kutsal dağımda, İsrail'in yüksek dağında, diyor
Egemen RAB, bütün
İsrail halkı orada, ülkede bana kulluk edecek.
Orada onları kabul edeceğim.
Orada sunularınızı, seçme
armağanlarınızı, bütün kutsal adaklarınızı isteyeceğim.
Hez.20:
41 Sizi ulusların arasından çıkarıp dağılmış olduğunuz
ülkelerden topladığımda,
beni hoşnut eden bir koku gibi kabul
edeceğim. Ulusların gözü önünde aranızda
kutsallığımı göstereceğim.
Hez.20: 42 Sizleri atalarınıza vermeye ant içtiğim
ülkeye, İsrail
ülkesine getirdiğimde, benim RAB olduğumu anlayacaksınız.
Hez.20:
43 Bütün yaptıklarınızı, kendinizi kirlettiğiniz bütün
uygulamaları orada anımsayacak,
yaptığınız kötülüklerden ötürü
kendinizden tiksineceksiniz.
Hez.20: 44
Ey İsrail halkı, kötü yollarınıza, yozlaşmış
uygulamalarınıza göre değil, adım
uğruna sizinle ilgilendiğimde,
benim RAB olduğumu anlayacaksınız. Egemen RAB
böyle diyor."
Güneye Uyarı
Hez.20: 45 RAB bana şöyle seslendi:
Hez.20:
46 "İnsanoğlu, yüzünü güneye çevir, güneye seslen, Negev
Ormanı'na karşı
peygamberlik et.
Hez.20: 47 Negev Ormanı'na de ki, 'RAB'bin sözüne kulak ver. Egemen RAB şöyle diyor: Senin içinde ateş tutuşturacağım. Ateş bütün ağaçlarını -yeşil ağacı da kuru ağacı da- yiyip bitirecek. Tutuşan alev söndürülemeyecek. Güneyden kuzeye, her yüz ateşin sıcağından kavrulacak.
Hez.20: 48 Ateşi tutuşturanın ben RAB olduğumu herkes görecek, ateş söndürülmeyecek."
Hez.20:
49 Bunun üzerine, "Ah, ey Egemen RAB!" dedim, "Onlar benim
için,
'Simgesel öyküler anlatan adam değil mi bu? diyorlar."
Rab'bin Yargı Kılıcı
BÖLÜM 21
Hez.21: 1 RAB bana şöyle seslendi:
Hez.21: 2
"Ey insanoğlu, yüzünü Yeruşalim'e çevir, kutsal yerlerine
karşı konuş,
İsrail ülkesine karşı peygamberlik et.
Hez.21: 3 Ona de ki, 'RAB şöyle diyor: Ben sana karşıyım! Kılıcımı kınından çıkaracak, içindeki doğru kişiyi de kötü kişiyi de kesip yok edeceğim.
Hez.21: 4 Doğru kişiyi de kötü kişiyi de kesip
yok etmek için kılıcım
kınından çıkacak ve güneyden kuzeye herkese karşı olacak.
Hez.21:
5 Böylece herkes kılıcını kınından çıkaranın ben RAB olduğumu
anlayacak. Onu
bir daha yerine koymayacağım.
Hez.21: 6 "Sen, ey insanoğlu, inle! Onların gözü önünde ezik bir yürekle acı acı inle!
Hez.21: 7 Sana, 'Neden böyle inliyorsun? diye sorduklarında, 'Yakında duyulacak haberden ötürü diye yanıtlayacaksın. 'Her yürek eriyecek, her el gevşeyecek, her ruh baygın düşecek, her dizin bağı çözülecek. Evet, haber duyulacak! Bu kesinlikle yerine gelecek. Egemen RAB böyle diyor."
Hez.21: 8 RAB bana şöyle seslendi:
Hez.21: 9 "İnsanoğlu,
peygamberlik et ve de ki, 'Rab şöyle diyor:
"'Kılıç, kılıç,
Bilendi,
cilalandı.
Hez.21: 10 Öldürmek için bilendi,
Şimşek gibi çaksın diye
cilalandı.
Nasıl sevinebiliriz?
Kılıç oğlumun asasını sıradan bir sopa
gibi küçümsedi.
Hez.21: 11 Kılıç kullanılmak için
Cilalanmaya verildi;
Öldürenin eline verilsin diye bilenip cilalandı.
Hez.21: 12 İnsanoğlu, bağır,
haykır!
Çünkü bu kılıç halkıma karşı;
Bütün İsrail önderlerine karşı.
Onlar halkımla birlikte kılıca teslim edildiler.
Bunun için bağrını döv.
Hez.21:
13 "'Deneme kuşkusuz gelecek. Kılıcın küçümsediği asa
varlığını sürdüremezse
ne olur? Böyle diyor Egemen RAB.
Hez.21: 14 "Sen, ey insanoğlu, peygamberlik
et, el çırp.
Bırak kılıç iki, üç kez vursun.
Bu öldüren bir kılıçtır,
Çok sayıda insan kıran,
İnsanı her yandan saran kılıçtır.
Hez.21: 15
Yürekleri erisin,
Tökezleyip düşenler çok olsun diye
Bütün kapılarında
öldürmek için
Görevlendirdim kılıcı.
Ah, kılıç şimşek gibi parladı,
Öldürmek için bilendi.
Hez.21: 16 Ey kılıç, sağa, sonra sola savrul,
Ağzın nereye dönerse, oraya savrul!
Hez.21: 17 Ben de elimi çırpacağım
Ve öfkem dinecek.
Bunu ben RAB söylüyorum."
Babil Kralı'nın Kılıcı
Hez.21: 18 RAB bana şöyle seslendi:
Hez.21: 19 "İnsanoğlu, Babil Kralı'nın kılıcı gelsin diye iki yol belirle; ikisi de aynı ülkeden başlamalı. Kent yolunun başladığı yere bir işaret koy.
Hez.21: 20 Ammonlular'ın Rabba Kenti'ne ya
da Yahuda'ya ve surlarla
çevrili Yeruşalim'e ilerlesin diye kılıç için yol
belirle.
Hez.21: 21 Çünkü Babil Kralı iki yolun ayrıldığı, yolların
çatallaştığı
yerde fala bakmak için duracak. Okları silkeleyecek,
aile putlarına danışacak,
kurban edilen bir hayvanın ciğerine bakacak.
Hez.21: 22 Kütük yerleştirmek,
öldür buyruğunu vermek, savaş naraları
atmak, kapılara kütük yerleştirmek,
toprak rampalar oluşturmak,
kuşatma duvarları yapmak için sağ elinde Yeruşalim'i
gösteren ok olacak.
Hez.21: 23 Onunla ant içerek antlaşma yapanlar fala
yanlış bakıldığını
sanacak. Ama kral suçlarını anımsatıp onları tutsak alacak.
Hez.21:
24 "Bundan ötürü Egemen RAB şöyle diyor: 'Madem suçlarınızı,
isyanlarınızı
anımsattırdınız, bütün uygulamalarınızda günahlarınızı açığa çıkardınız, madem
bütün bunları yaptınız, siz de tutsak alınıp götürüleceksiniz.
Hez.21: 25 "'Sen, ey saygısız, kötü İsrail önderi, günün yaklaştı, sonunda yargı günün geldi.
Hez.21: 26 Egemen RAB şöyle diyor: Sarığı çıkar, tacı kaldır. Artık
eskisi
gibi olmayacak. Alçakgönüllü yükseltilecek, gururlu alçaltılacak.
Hez.21:
27 Yıkım! Yıkım! Kenti yerle bir edeceğim! Hak sahibi
gelinceye dek onarılmayacak.
Kenti ona vereceğim.
Hez.21: 28 "Sen, ey insanoğlu, peygamberlik et
ve de ki, 'Aşağılayıcı
sözler söyleyen Ammonlular için Egemen RAB şöyle diyor:
"'Kılıç,
kılıç,
Öldürmek için kınından çekilmiş,
Yok etmek için,
Şimşek gibi
parlamak için cilalanmış!
Hez.21: 29 Size ilişkin görümler aldatıcıdır,
Açılan fal yalandır.
Öldürülecek kötülerin enseleri üzerine
Yerleştirileceksin,
ey kılıç!
Onların günü yaklaştı,
Sonunda yargı günleri geldi.
Hez.21:
30 Kılıç kınına koyulsun!
Yaratıldığınız yerde,
Atalarınızın ülkesinde
Yargılayacağım sizi.
Hez.21: 31 Öfkemi üzerinize dökeceğim,
Kızgınlığımı
üzerinize üfleyeceğim;
Acımasız adamların,
Yakıp yok etmekte usta kişilerin
eline
Teslim edeceğim sizi.
Hez.21: 32 Ateşe yakıt olacaksınız,
Kanınız ülkenizin ortasında dökülecek,
Bir daha anılmayacaksınız.
Çünkü
bunu ben RAB söylüyorum."
Yeruşalim'in Günahı
BÖLÜM 22
Hez.22: 1 RAB bana şöyle seslendi:
Hez.22: 2 "İnsanoğlu, Yeruşalim'i yargılayacak
mısın? Kan döken bu
kenti yargılayacak mısın? Öyleyse bütün iğrenç uygulamalarını
ona bildir.
Hez.22: 3 Şöyle diyeceksin: 'Egemen RAB diyor ki: Ey kendi içinde
kan
dökerek yıkımını hazırlayan, putlar yaparak kendini kirleten kent!
Hez.22: 4 Döktüğün kan yüzünden suçlu bulundun, yaptığın putlarla kirlendin. Böylece günlerin yaklaştı, yıllarının sonuna ulaştın. Bu yüzden seni uluslara alay konusu edeceğim, bütün ülkelerin gözünde seni gülünç duruma düşüreceğim.
Hez.22: 5 Ey adı kötüye çıkmış, kargaşa dolu kent, yakındakiler de uzaktakiler de seninle alay edecekler.
Hez.22: 6 "'İşte içindeki her İsrail önderi yetkisini kullanarak kan döküyor.
Hez.22: 7 Senin içinde anneye, babaya kötü davrandılar, yabancıya baskı yaptılar, öksüze, dul kadına haksızlık ettiler.
Hez.22: 8 Benim kutsal eşyalarıma saygısızlık ettin, Şabat* günlerimi hiçe saydın.
Hez.22: 9 Kan dökmek için iftira edenler, dağlarda putlara kurban edilen hayvanları yiyenler, kendilerini şehvete kaptıranlar senin içinde yaşıyor.
Hez.22: 10 Babalarının
karılarıyla yatanlar, âdet gören dinsel açıdan
kirli kadınlarla cinsel ilişki
kuranlar senin içinde yaşıyor.
Hez.22: 11 Senin içinde kimi komşusunun karısıyla
iğrenç şeyler yaptı;
kimi utanmadan gelinini kirletti; kimi öz kızkardeşiyle
ilişki kurdu.
Hez.22: 12 Senin içinde kan dökmek için rüşvet aldılar. Faiz
aldın,
tefecilik yaptın, zorbalıkla komşularından haksız kazanç
sağladın.
Beni unuttun. Egemen RAB böyle diyor.
Hez.22: 13 "'Edindiğiniz haksız
kazançtan, içinizde döktüğünüz kandan
ötürü ellerimi birbirine vuracağım.
Hez.22:
14 Sizinle uğraşacağım gün cesaretiniz kalacak mı? Elleriniz
güçlü olabilecek
mi? Bunu ben RAB söylüyorum ve dediğimi yapacağım.
Hez.22: 15 Sizi uluslar
arasına dağıtıp ülkelere süreceğim. Sizdeki
ruhsal kirliliğe son vereceğim.
Hez.22:
16 Ulusların gözünde aşağılanacak ve benim RAB olduğumu
anlayacaksınız."
Hez.22: 17 RAB bana şöyle seslendi:
Hez.22: 18 "İnsanoğlu, İsrail halkı benim
için cüruf gibi oldu. Hepsi
potada tunç*, kalay, demir, kurşundur; gümüşün
cürufudur.
Hez.22: 19 Bundan ötürü Egemen RAB şöyle diyor: 'Hepiniz cüruf
gibi
olduğunuz için sizi Yeruşalim'in ortasına toplayacağım.
Hez.22:
20 Eritmek için ateşi üfleyerek gümüşü, tuncu, demiri,
kurşunu, kalayı nasıl
potaya atıyorlarsa, ben de öfkemle,
kızgınlığımla sizi toplayacak, kentin ortasına
koyup eriteceğim.
Hez.22: 21 Sizi toplayacak, öfkemin ateşini üzerinize
üfleyeceğim; siz
de kentin içinde eriyip yok olacaksınız.
Hez.22: 22
Gümüş potada nasıl erirse, siz de kentin içinde öyle
eriyeceksiniz. O zaman
üzerinize kızgınlığını dökenin ben, RAB
olduğumu anlayacaksınız."
Hez.22: 23 RAB bana şöyle seslendi:
Hez.22: 24 "İnsanoğlu, ülkeye de ki, 'Sen
öfke günü temizlenmemiş,
üzerine yağmur yağmamış bir ülkesin.
Hez.22:
25 Önderleri*fl* kükreyen, avını parçalayan aslan gibi orada düzen kurdular. Canlara
kıydılar, hazineler, değerli nesneler aldılar, birçok kadını dul bıraktılar.
D
Not 22:25 Septuaginta "Önderleri", Masoretik metin "Peygamberleri".
Hez.22:
26 Kâhinleri yasamı hiçe saydılar, kutsal eşyalarımı
kirlettiler, kutsalla
bayağı arasındaki ayrımı yapmadılar,
kirliyle temiz arasındaki farkı öğretmediler,
Şabat günlerimden
gözlerini çevirdiler. Kutsallığımı önemsemediler.
Hez.22:
27 Yöneticileri avını parçalayan kurt gibidir. Haksız kazanç
elde etmek için
kan döküyor, canlara kıyıyorlar.
Hez.22: 28 Peygamberleri uydurma görümlerle,
yalan fal açarak bu
suçları gizlediler; ben RAB konuşmadığım halde, 'Egemen
RAB şöyle
diyor diyorlar.
Hez.22: 29 Ülke halkı baskı uyguladı, soygunculuk
etti. Düşküne,
yoksula baskı yaptı, yabancıya haksız yere kötü davrandı.
Hez.22:
30 "İçlerinde duvarı örecek, gedikte durup önümde ülkeyi
savunacak, onu
yerle bir etmemi engelleyecek bir adam aradım, ama
hiç kimseyi bulmadım.
Hez.22:
31 Bunun için öfkemi üzerlerine boşaltacak, kızgınlığımla
onları yakıp yok
edeceğim. Yaptıklarını kendi başlarına
getireceğim." Egemen RAB böyle
diyor.
İki Günahlı Kızkardeşin Simgesel Öyküsü
BÖLÜM 23
Hez.23: 1 RAB bana şöyle seslendi:
Hez.23: 2 "İnsanoğlu, bir anneden doğma iki kadın vardı.
Hez.23: 3 Gençliklerinde Mısır'da fahişelik ettiler. Memeleri orada okşandı, erdenliklerini orada yitirdiler.
Hez.23: 4 Büyüğünün adı Ohola, küçüğünün Oholiva'ydı. Benim oldular; oğullar, kızlar doğurdular. Ohola Samiriye'dir, Oholiva da Yeruşalim.
Hez.23: 5-6 "Ohola benimken fahişelik etti. Oynaşları olan Asurlular'a gönül verdi. Hepsi de genç, yakışıklı, lacivertler kuşanmış savaşçılar, valiler, komutanlar, atlı askerlerdi.
Hez.23: 7 Asurlular'ın en seçkin adamlarına fahişe olarak kendini verdi. Gönül verdiği bu kişilerin putlarına bağlanarak kendini kirletti.
Hez.23: 8 Mısır'da başladığı fahişeliği bırakmadı. Gençken onunla yattılar, erdenliğini bozdular, şehvetlerini onun üzerine boşalttılar.
Hez.23: 9 "Bu nedenle onu oynaşlarının, gönül verdiği Asurlular'ın eline teslim ettim.
Hez.23: 10 Çıplaklığını açtılar, oğullarını, kızlarını aldılar, onu kılıçla öldürdüler. Kendisine verilen cezadan ötürü kadınlar arasında adı kötüye çıktı.
Hez.23: 11 "Kızkardeşi Oholiva bunu gördü, ama şehveti ve fahişelikleri kızkardeşininkinden daha utanç vericiydi.
Hez.23: 12 O da hepsi de genç, yakışıklı Asurlular'a
-valilere,
komutanlara, iyi donanmış savaşçılara, atlılara- gönül verdi.
Hez.23: 13 Kendisini ne kadar kirlettiğini gördüm. İkisi de aynı yolu izlediler.
Hez.23:
14-15 "Oholiva fahişeliklerini giderek artırdı. Duvara oyulmuş
insan resimlerini
-bellerine kuşak, başlarına geniş sarık
bağlamış kırmızı renkli Kildani* resimlerini-
gördü. Hepsi kökeni
Kildan ülkesine dayanan Babil subaylarına benziyordu.
Hez.23:
16 Oholiva görür görmez onlara gönül verdi, Kildan ülkesine
ulaklar gönderdi.
Hez.23: 17 Bunun üzerine Babilliler onunla yatakta sevişmek üzere geldiler, zina ederek onu kirlettiler. Onu öyle kirlettiler ki, sonunda hepsinden tiksinip yüzünü çevirdi.
Hez.23: 18 Fahişeliklerini sergileyip çıplaklığını açınca kızkardeşinden tiksinerek yüzümü çevirdiğim gibi, ondan da tiksinerek yüzümü çevirdim.
Hez.23: 19 Gençliğinde
Mısır'da yaptığı fahişelikleri anımsayarak,
fahişeliğini daha da artırdı.
Hez.23:
20 Erkeklik organları eşeğinkine, menileri aygırınkine
benzeyen oynaşlarına
gönül verdi.
Hez.23: 21 Öyle ki, Mısır'da gençliğindeki şehvet düşkünlüğünü
özledin.
Memelerin orada okşanmış, erdenliğini orada yitirmiştin.
Hez.23: 22 "Bundan
ötürü, ey Oholiva, Egemen RAB şöyle diyor:
Tiksindiğin oynaşlarını sana karşı
kışkırtacağım. Onları her
yandan sana karşı ayaklandıracağım.
Hez.23:
23 Babilliler'i, bütün Kildaniler'i, Pekotlular'ı, Şoalılar'ı,
Koalılar'ı,
onlarla birlikte bütün Asurlular'ı, yakışıklı
gençleri -valileri, komutanları,
subayları, ünlü adamları,
atlıları- sana karşı ayaklandıracağım.
Hez.23:
24 Silahlarla, savaş ve yük arabalarıyla, çok uluslu bir
orduyla sana saldıracaklar.
Seni her yandan büyük, küçük
kalkanlarla, miğferlerle saracaklar. Cezalandırmaları
için seni
onların eline teslim edeceğim. Seni kendi kurallarına göre
yargılayacaklar.
Hez.23:
25 Öfkemi sana yönelteceğim, onların sana kızgınlıkla
davranmalarını sağlayacağım.
Burnunu, kulaklarını kesecekler. Sağ
kalanları kılıçla öldürecekler. Oğullarını,
kızlarını alacaklar,
sağ kalanları ateş yakıp yok edecek.
Hez.23: 26 Üzerindeki giysiyi soyacak, güzel mücevherlerini alacaklar.
Hez.23: 27 Mısır'da
yaptığın ahlaksızlıklara, fahişeliklere son
vereceğim. Böyle şeylere özlem
duymayacak, bir daha Mısır'ı
anımsamayacaksın.
Hez.23: 28 "Egemen
RAB şöyle diyor: Seni nefret ettiğin, tiksindiğin
adamların eline teslim edeceğim.
Hez.23:
29-30 Sana düşman gibi davranacak, emeğinin bütün ürününü
alacaklar. Seni çırılçıplak
bırakacaklar. Böylece utanç verici
fahişeliklerin açığa çıkacak. Bütün bunlar
şehvet düşkünlüğünden,
fahişeliğin yüzünden başına geldi. Çünkü uluslarla fahişelik
ettin,
onların putlarıyla kendini kirlettin.
Hez.23: 31 Kızkardeşinin yolunu izledin.
Bu nedenle, sana onun
kâsesinden* içireceğim.
Hez.23: 32 "Egemen
RAB şöyle diyor:
Kızkardeşinin kâsesinden içeceksin,
O derin ve geniştir;
Sana gülecek, seninle alay edecekler,
Dopdolu bir kâse.
Hez.23: 33 Sarhoş
olacak, umutsuzluğa boğulacaksın,
Kızkardeşin Samiriye'nin kâsesi
Yıkım,
perişanlık kâsesidir.
Hez.23: 34 Ondan içecek, tüketeceksin;
Parçalarını
kemirecek
Ve göğsünü paralayacaksın.
Bunu ben söylüyorum diyor Egemen
RAB.
Hez.23: 35 "Bundan ötürü Egemen RAB şöyle diyor: Madem beni unuttun,
bana
sırt çevirdin, sen de ahlaksızlığının, fahişeliğinin
cezasını yükleneceksin."
Hez.23:
36 RAB bana seslendi: "İnsanoğlu, Ohola'yla Oholiva'yı
yargılayacak mısın?
Öyleyse onlara iğrenç uygulamalarını bildir.
Hez.23: 37 Çünkü fahişelik
ettiler, kan döktüler. Putlarıyla fahişelik
ettiler; bana doğurdukları çocukları
yiyecek olarak putlarına sundular.
Hez.23: 38-39 Bununla kalmayarak, şunları
da yaptılar: Çocuklarını
putlara sundukları gün tapınağımı kirlettiler, Şabat*
günlerimi
hiçe saydılar. Aynı gün tapınağıma girip onu kirlettiler. İşte
tapınağımda
bunları yaptılar.
Hez.23: 40 "Siz iki kızkardeş uzaklarda yaşayan adamların
gelmesi için
ulaklar gönderdiniz. Adamlar gelince, onlar için yıkanıp
gözlerinize
sürme çektiniz, mücevherlerinizi taktınız.
Hez.23: 41 Şık bir divanın üzerine
oturdunuz, önüne bir sofra kurup
üzerine buhurumu, zeytinyağımı koydunuz.
Hez.23:
42 "Kaygısız kalabalığın sesi yankılandı çevresinde. Düzeysiz
bir yığın
kalabalıkla birlikte çölden Sabalılar getirildi. İki kızkardeşin koluna bilezikler
taktılar, başlarına güzel bir taç koydular.
Hez.23: 43 Fahişelikten yıpranmış
kadın için, 'Bırakın, fahişe olarak
kullansınlar onu. Çünkü öyledir dedim.
Hez.23:
44 Onunla yattılar. Fahişeye gider gibi, bu iki ahlaksız
kadının -Ohola'yla
Oholiva'nın- yanına gittiler.
Hez.23: 45 Ama doğru adamlar zina eden, kan
döken kadınlara verilen
cezayla onları cezalandıracaklar. Çünkü bu iki kadın
fahişelik ettiler, elleri kanlıdır.
Hez.23: 46 "Egemen RAB şöyle diyor:
Onları dehşete düşürecek,
mallarını yağmalayacak bir kalabalık salacağım üzerlerine.
Hez.23:
47 Onları taşa tutacak, kılıçlarıyla parçalayacaklar;
oğullarını, kızlarını
öldürecek, evlerini ateşe verecekler.
Hez.23: 48 "Ülkede ahlaksızlığa
son vereceğim. Öyle ki, bütün kadınlar
için bir uyarı olsun bu, sizin yaptığınız
ahlaksızlığı yapmasınlar.
Hez.23: 49 Yaptığınız fahişeliklerin karşılığını
ödeyecek, putlara
tapınarak işlediğiniz günahların cezasını çekeceksiniz. Böylece
benim
Egemen RAB olduğumu anlayacaksınız."
Paslanmış Kazan Simgesi
BÖLÜM 24
Hez.24: 1 Sürgünlüğümüzün dokuzuncu yılı, onuncu ayın* onuncu günü RAB
bana
şöyle seslendi:
Hez.24: 2 "Ey insanoğlu, bu günü, bu günün tarihini
tam olarak yaz.
Çünkü Babil Kralı tam bu gün Yeruşalim'i kuşatmaya başladı.
Hez.24:
3 Bu asi halka simgesel bir öykü anlat. Onlara de ki, 'Egemen
RAB şöyle diyor:
"'Kazanı
ateşe koyun, ateşe koyun,
İçine su doldurun.
Hez.24: 4 Etin parçalarını
da koyun,
Etin en iyi parçalarını,
Budu ve döşü.
Seçme kemikleri de
doldurun.
Hez.24: 5 Sürünün en iyilerini seçin,
Kazanın altına odun*fm*
yığın,
Bırakın su kaynasın,
Kemikler pişsin.
D Not 24:5 Olası metin
"Odun", Masoretik metin "Kemikler".
Hez.24: 6 Egemen
RAB diyor ki,
Kan döken o kentin vay başına!
Pas tutmuş,
Pasından
temizlenmemiş o kazanın vay başına!
Kazandan eti kura çekmeden
Parça parça
çıkarın.
Hez.24: 7 Çünkü döktüğü kan ortalıkta duruyor;
Çıplak bir kayanın
üzerine döktü kanı,
Toprakla örtülebilecek bir yere dökmedi.
Hez.24:
8 Öfkeyi alevlendirmek,
Öç almak için,
Onun kanını çıplak bir kayanın
üzerine döktüm ki,
örtülemesin.
Hez.24: 9 Egemen RAB şöyle diyor:
Kan döken kentin vay başına!
Ben kendim ateş için odun yığacağım.
Hez.24:
10 Odunları yığ!
Ateşi tutuştur!
Eti iyice pişir!
Baharatı kat!
Kemikler kavrulsun!
Hez.24: 11 Sonra boş kazanı
Ateş közlerinin üzerine
koy.
Kızsın, bakırı yansın,
İçindeki pislik erisin,
Pası yok olsun.
Hez.24:
12 Bütün emekler boşa çıktı,
Kazanın kalın pası çıkmıyor.
Ateş bile pası
temizlemiyor.
Hez.24: 13 Yaptığın ahlaksızlık seni kirletti.
Seni temizlemek
istedim,
Ama sen pisliğinden temizlenmek istemedin.
Sana karşı öfkem yatışıncaya
dek
Pisliğinden temizlenmeyeceksin.
Hez.24: 14 Bunu ben RAB söylüyorum.
Harekete geçmenin zamanı geldi,
Esirgemeyeceğim,
Acımayacak, pişman olmayacağım.
Yollarına ve yaptıklarına göre yargılanacaksın.
Böyle diyor Egemen RAB."
Hezekiel'in Karısının Ölümü
Hez.24: 15 RAB bana şöyle seslendi:
Hez.24: 16 "İnsanoğlu, en çok sevdiğin kişiyi bir vuruşta senin elinden alacağım. Yas tutmayacak, ağlamayacak, gözyaşı dökmeyeceksin.
Hez.24: 17 İçin için inle; ölüler için yas tutmayacaksın.
Sarığın başında, çarığın ayaklarında kalsın; yüzünün alt kısmını örtme, yas tutanların*fn*
yiyeceğini yeme."
D Not 24:17,22 Targum, Vulgata "Yas tutanların",
Masoretik metin "İnsanların".
Hez.24: 18 Sabah halka seslendim, akşam karım öldü. Ertesi sabah bana söyleneni yaptım.
Hez.24: 19 Halk bana,
"Bu yaptıklarının bizimle ilgisi ne? Bize
açıklamayacak mısın?" diye
sordu.
Hez.24: 20 Bunun üzerine, "RAB bana şöyle seslendi" dedim,
Hez.24:
21 "İsrail halkına de ki, 'Egemen RAB şöyle diyor: Övündüğünüz
güç kaynağınız,
gözünüzde değerli olan, yüreğinizin üzerine
titrediği tapınağımın kirletilmesine
izin vereceğim. Geride
bıraktığınız oğullarınızla kızlarınız kılıçtan geçirilecek.
Hez.24:
22 Ben ne yaptıysam, siz de aynısını yapacaksınız. Yüzünüzün
alt kısmını örtmeyeceksiniz,
yas tutanların*fn* yiyeceğini yemeyeceksiniz.
Hez.24: 23 Sarıklarınız başlarınızda, çarıklarınız ayaklarınızda olacak. Yas tutmayacak, ağlamayacaksınız. Ancak günahlarınızın içinde eriyip yok olacaksınız, kendi aranızda inleyip duracaksınız.
Hez.24: 24 Hezekiel sizin için bir belirti olacak; o ne yaptıysa, siz de aynısını yapacaksınız. Bunlar olunca, benim Egemen RAB olduğumu anlayacaksınız.
Hez.24: 25-26 "Övündükleri
güç kaynağını, sevinçlerini, yüceliklerini,
gözlerinde değerli olanı, yüreklerinin
dilediğini, oğullarıyla
kızlarını onlardan aldığım gün, yıkımdan kaçıp kurtulan
biri
gelip sana haberleri bildirecek, ey insanoğlu.
Hez.24: 27 O gün
dilin çözülecek, kaçıp kurtulanla konuşacak, bir daha
suskun olmayacaksın.
O gün onlar için bir belirti olacaksın. O
zaman benim RAB olduğumu anlayacaklar."
Ammon Kınanıyor
BÖLÜM 25
Hez.25: 1 RAB bana şöyle seslendi:
Hez.25: 2 "İnsanoğlu, yüzünü Ammonlular'a çevir, onlara karşı peygamberlik et.
Hez.25:
3 Onlara de ki, 'Egemen RAB'bin sözünü dinleyin! Egemen RAB
şöyle diyor: Madem
tapınağım kirletildiği, İsrail ülkesi viraneye çevrildiği, Yahuda halkı sürgüne
gittiği zaman, Hah, hah! Diyerek alay ettiniz,
Hez.25: 4 ben de sizi miras
olarak doğuda yaşayan halka teslim
edeceğim. Obalarını, çadırlarını ülkenizde
kuracaklar; ürününüzü
yiyecek, sütünüzü içecekler.
Hez.25: 5 Rabba Kenti'ni
develer için otlak, Ammon ülkesini sürüler
için ağıl yapacağım. O zaman benim
RAB olduğumu anlayacaksınız.
Hez.25: 6 Egemen RAB şöyle diyor: Madem İsrail'le alay ederek ellerinizi çırptınız, ayaklarınızı yere vurdunuz, bütün yüreğinizle sevindiniz,
Hez.25: 7 ben de size karşı elimi uzatacak, çapul malı olarak
sizi
uluslara teslim edeceğim. Sizi halklar arasından süpürüp atacak,
ülkeler
arasından söküp çıkaracak, yok edeceğim. O zaman benim
RAB olduğumu anlayacaksınız."
Moav Kınanıyor
Hez.25: 8 "Egemen RAB şöyle diyor: 'Madem Moav ve Seir halkı,
Bakın,
Yahuda halkının öteki uluslardan farkı yok, dedi,
Hez.25: 9 ben
de Moav'ın sınırını, ülkenin süsü olan sınır kentlerini,
Beytyeşimot, Baal-Meon
ve Kiryatayim'i savunmasız bırakacağım.
Hez.25: 10 Ammonlular uluslar arasında
bir daha anılmasın diye Moav'ı
Ammonlular'la birlikte mülk olarak doğuda yaşayan
halka vereceğim.
Hez.25: 11 Böylece Moav'ı cezalandıracağım. O zaman benim
RAB olduğumu
anlayacaklar."
Edom Kınanıyor
Hez.25: 12 "Egemen
RAB şöyle diyor: 'Madem Edom Yahuda halkından öç
alarak büyük suç işledi,
Hez.25:
13 Egemen RAB şöyle diyor: Ben de Edom'a karşı elimi uzatacak,
insanları da
hayvanları da yok edecek, ülkeyi viraneye çevireceğim. Teman'dan Dedan'a kadar
Edomlular kılıçla vurulup yok olacaklar.
Hez.25: 14 Halkım İsrail aracılığıyla
Edom'dan öç alacağım.
İsrailliler onlara öfkem, kızgınlığım uyarınca davranacak.
Böylece
Edomlular öcümü anlayacaklar. Egemen RAB böyle diyor."
Filistliler Kınanıyor
Hez.25: 15 "Egemen RAB şöyle diyor: 'Madem Filistliler Yahuda'ya acımasızca davrandılar, eskiden var olan düşmanlıklarıyla onu yerle bir ederek öç aldılar,
Hez.25: 16 Egemen RAB şöyle diyor: Elimi Filistliler'e karşı
uzatacağım, Keretliler'i*fo* söküp atacağım, kıyıda yaşayanlardan sağ kalanlarını
yok edeceğim.
D Not 25:16 "Keretliler": Büyük olasılıkla "Giritliler".
Hez.25:
17 Onlardan ağır bir öç alacak, onları öfkeyle paylayacağım.
Kendilerinden
öç alınca, benim RAB olduğumu anlayacaklar."
Sur Kenti Kınanıyor
BÖLÜM 26
Hez.26: 1 Sürgünlüğümüzün on birinci yılı, ayın birinci günü RAB bana
şöyle
seslendi:
Hez.26: 2 "İnsanoğlu, madem Sur Kenti, Yeruşalim için, 'Oh, oh! Ulusların kapısı olan kent yıkıldı, kapıları bana açıldı. O viraneye döndü, ben zenginleşeceğim dedi,
Hez.26: 3 Egemen RAB şöyle diyor: Ey Sur, sana karşıyım! Deniz dalgalarını nasıl kabartırsa, ben de ulusları senin üzerine öyle saldırtacağım.
Hez.26: 4 Sur'un duvarlarını yıkacak, kulelerini yerle bir edecekler. Toprağını kazıp süpürecek, seni çıplak bir kayalık haline getireceğim.
Hez.26:
5 Sur denizin ortasında, balıkçıların ağ gerdikleri bir yer
olacak. Egemen
RAB böyle diyor. Uluslar Sur'u yağmalayacak,
Hez.26: 6 Sur'a bağlı kıyı
kentlerinde yaşayanları kılıçtan geçirecek.
O zaman Surlular benim RAB olduğumu
anlayacaklar.
Hez.26: 7 "Egemen RAB şöyle diyor: Krallar kralı Babil
Kralı
Nebukadnessar'ı atlarla, savaş arabalarıyla, atlılarla, büyük bir
orduyla
kuzeyden Sur'a getiriyorum.
Hez.26: 8 Sur'a bağlı kıyı kentlerinde yaşayanları kılıçtan geçirecek, size karşı kuşatma duvarları, toprak rampalar yapacak, kalkanını size karşı kaldıracak.
Hez.26: 9 Duvarlarınızda gedik açmak için kütükler
yerleştirecek,
silahlarıyla kulelerinizi yıkacak.
Hez.26: 10 Sayısız
atının çıkardığı toz sizi örtecek. Duvarlarında
gedik açılmış bir kente girer
gibi kent kapılarınızdan
girdiğinde, atlıların, tekerleklerin, savaş arabalarının
gürültüsünden
duvarlarınız sarsılacak.
Hez.26: 11 Atlarının tırnakları bütün sokaklarınızı
çiğneyecek.
Halkınız kılıçtan geçirilecek, güçlü sütunlarınız devrilecek.
Hez.26:
12 Servetinizi alacak, mallarınızı yağmalayacaklar.
Duvarlarınızı yıkacak,
güzel evlerinizi yerle bir edecekler.
Taşlarınızı, kerestenizi, toprağınızı
denize atacaklar.
Hez.26: 13 Okuduğunuz gürültülü şarkılara son vereceğim.
Lirlerinizin
sesi bir daha duyulmayacak.
Hez.26: 14 Sizi çıplak bir kayalık
haline getireceğim, balıkçıların
ağ gerdikleri bir yer olacaksınız. Bir daha
kurulmayacaksınız.
Çünkü ben RAB söylüyorum. Egemen RAB böyle diyor.
Hez.26:
15 "Egemen RAB Sur'a şöyle diyor: Yıkımının sesinden,
yaralıların iniltisinden,
senin içinde yapılan kıyım yüzünden
kıyı halkları titreyecek.
Hez.26:
16 Kıyıda yaşayan bütün önderler tahtlarından inecek;
kaftanlarını, işlemeli
giysilerini çıkaracaklar. Dehşet içinde
yere oturup her an titreyerek başlarına
gelenlere şaşacaklar.
Hez.26: 17 Sonra senin için şöyle bir ağıt yakacaklar:
"'Nasıl
oldu da yıkıldın,
Ey denizcilerin oturduğu ünlü kent!
Sen ve sende oturanlar,
Denizde güçlüydünüz.
Dehşet salmıştınız
Orada yaşayan herkese.
Hez.26:
18 Yıkımın olduğu gün
Kıyı halkları titreyecek,
Orada yaşayanlar
Çöküşüne
şaşacaklar.
Hez.26: 19 "Egemen RAB şöyle diyor: Issız kalmış kentler
gibi seni
viran bir kent yaptığım, engin denizleri üzerine boşalttığım,
derin
sular seni örttüğü zaman,
Hez.26: 20 ölüm çukuruna inenlerle birlikte seni
eski zaman insanlarının yanına indireceğim. Ölüm çukuruna inenlerle birlikte eski
kalıntılar arasına, yeryüzünün derinliklerine yerleştireceğim. Öyle ki, bir daha
dönüp yaşayanlar diyarında
yerini almayasın*fö*.
D Not 26:20 Olası metin
"Dönüp yaşayanlar diyarında yerini almayasın" (bkz. Septuaginta), Masoretik
metin "Dönmeyesin, yaşayanlar diyarında yücelik vereyim".
Hez.26:
21 Seni yılgınlığa düşüreceğim, bu senin sonun olacak. Seni
arayacaklar ama
bulamayacaklar. Egemen RAB böyle diyor."
Sur Kenti için Yakılan Ağıt
BÖLÜM 27
Hez.27: 1 RAB bana şöyle seslendi:
Hez.27: 2 "İnsanoğlu, Sur Kenti için bir ağıt yak.
Hez.27: 3 Denizin kıyısında kurulmuş, kıyı halklarıyla
ticaret yapan
Sur Kenti'ne de ki, 'Egemen RAB şöyle diyor:
"'Ey Sur,
güzellikte kusursuzum dedin.
Hez.27: 4 Sınırların denizin bağrındaydı,
Kurucuların güzelliğini doruğa ulaştırdılar.
Hez.27: 5 Bütün kerestelerini
Senir'in çam ağaçlarından yaptılar,
Sana direk yapmak için
Lübnan'dan
sedir ağaçları aldılar.
Hez.27: 6 Küreklerini Başan meşelerinden,
Güverteni
Kittim*fp* kıyılarından getirilen
Selvi ağaçlarından yaptılar,
Fildişiyle
süslediler.
D Not 27:6 "Kittim": Bugünkü Kıbrıs.
Hez.27: 7
Mısır'ın işlemeli ince keteninden yelkenin,
Bayrağın oldu senin.
Güvertenin
gölgeliği Elişa kıyılarının
Lacivert, mor kumaşındandı.
Hez.27: 8 Kürekçilerin
Saydalı ve Arvatlı'ydı,
Gemicilerin, içindeki becerikli kişilerdi, ey Sur.
Hez.27:
9 Gemilerindeki gedikleri onaranlar
Geval'ın deneyimli, usta adamlarıydı.
Denizdeki bütün gemiler ve denizciler
Mallarını değiş tokuş etmek için sana
geldiler.
Hez.27: 10 Persli, Ludlu, Pûtlu askerler
Ordunda hizmet etti.
Kalkanlarını, miğferlerini
Duvarlarına astılar,
Sana görkem kazandırdılar.
Hez.27:
11 Arvat'tan, Helek'ten gelen adamlar
Çepeçevre duvarlarını korudular.
Gammat'tan gelen adamlar
Kulelerinde beklediler.
Kalkanlarını duvarlarına
astılar.
Güzelliğini doruğa ulaştırdılar.
Hez.27: 12 "'Tarşiş seninle
ticaret yaptı,
Sende her çeşit mal vardı.
Mallarına karşılık
Sana
gümüş, demir, kalay, kurşun verdiler.
Hez.27: 13 Yâvan, Tuval, Meşek seninle
ticaret yaptı,
Mallarına karşılık
Sana köle ve tunç* kaplar verdiler.
Hez.27:
14 Beyttogarma halkı
Mallarına karşılık
Sana at, savaş atı, katır verdi.
Hez.27:
15 Rodos*fr* halkı seninle ticaret yaptı.
Birçok kıyı halkı senin müşterindi.
Senden aldıkları mala karşılık
Fildişi ve abanoz verdiler.
D Not 27:15
Septuaginta "Rodos", Masoretik metin "Dedan".
Hez.27:
16 Sende çok çeşit ürün olduğundan,
Edom seninle ticaret yaptı.
Mallarına
karşılık
Sana firuze, mor kumaş, işlemeli giysiler,
İnce keten, mercan,
yakut verdiler.
Hez.27: 17 Yahuda ve İsrail seninle ticaret yaptı.
Mallarına
karşılık
Sana Minnit buğdayı, darı, bal, zeytinyağı, pelesenk verdiler.
Hez.27:
18-19 Ürünlerinin çeşitliliği, malının bolluğundan ötürü
Şam seninle ticaret
yaptı.
Mallarına karşılık
Sana Helbon şarabıyla Sahar yünü,
Uzal'dan
getirilmiş şarap tekneleri verdi*fs*.
Sana getirilen mallar arasında
İşlenmiş
demir, tarçın, güzel kokulu kamış vardı.
D Not 27:18-19 Olası metin "Şarap
tekneleri verdi", Masoretik metin "Vedan ve Yâvan halkı alışveriş yaptı".
Hez.27:
20 Dedan halkı mallarına karşılık
Sana eyerlik kumaş verdi.
Hez.27:
21 Arabistan ve Kedar önderleri müşterindi,
Mallarına karşılık
Sana kuzu,
koç, teke verdiler.
Hez.27: 22 Saba ve Raama tüccarları seninle ticaret
yaptı,
Mallarına karşılık Sana her çeşit baharatın en iyisini, değerli taşlar,
altın
verdiler.
Hez.27: 23 Harran, Kanne, Eden, Saba, Aşur, Kilmat tüccarları
Seninle ticaret yaptı.
Hez.27: 24 Pazarlarındaki mallara karşılık
Güzel
giysiler, lacivert kumaş, işlemeler,
Sık dokunmuş, iplerle sarılmış renkli
halılar verdiler.
Hez.27: 25 Ticaret gemileri senin mallarını taşıdı,
Denizin bağrında büyük yükle doldun.
Hez.27: 26 Kürekçilerin seni açık denizlere
götürdü,
Ama doğu rüzgarı
Denizin bağrında parçaladı seni.
Hez.27:
27 Gemin kazaya uğrayacağı gün,
Zenginliğin, malların, ticari eşyaların,
Gemicilerin, kılavuzların, kalafatçıların,
Seninle ticaret yapanlar,
Askerlerin
ve gemide olan herkes
Denizin derinliklerine batacak.
Hez.27: 28 Gemicilerinin
bağırışından
Kıyılar titreyecek.
Hez.27: 29 Kürekçiler gemilerini bırakacak,
Gemicilerle kılavuzlar kıyıda duracak.
Hez.27: 30 Yüksek sesle haykırıp
Senin için acı acı ağlayacaklar;
Başlarına toprak serpecek,
Külde yuvarlanacaklar.
Hez.27:
31 Senin yüzünden başlarını tıraş edecek,
Çul kuşanacaklar.
Senin için
acı acı ağlayacak,
Yas tutacaklar.
Hez.27: 32 Ağlayıp yas tutarken,
Senin için bir ağıt yakacaklar:
Her yanı denizle çevrili Sur Kenti gibi
Susturulmuş bir kent var mı?
Hez.27: 33 Malların denizaşırı ülkelere vardığında
Birçok ulusu doyurdun,
Büyük zenginliğin, çeşit çeşit malınla
Dünya krallarını
zenginleştirdin.
Hez.27: 34 Şimdiyse denizde, suların derinliklerinde
Darmadağın oldun,
Malların ve çalışanlarının tümü
Seninle birlikte battı.
Hez.27:
35 Kıyı halkları
Başına gelenlere şaştılar;
Krallarının tüyleri korkudan
diken diken oldu,
Yüzleri sarardı.
Hez.27: 36 Ulusların arasındaki tüccarlar,
Başına gelenlere şaşacaklar;
Sonun korkunç oldu.
Bir daha var olmayacaksın."
Sur Kralı Kınanıyor
BÖLÜM 28
Hez.28: 1 RAB bana şöyle seslendi:
Hez.28:
2 "İnsanoğlu, Sur önderine de ki, 'Egemen RAB şöyle diyor:
"'Gurura
kapılıp
Ben tanrıyım,
Denizlerin bağrında,
Tanrı'nın tahtında oturuyorum
dedin.
Kendini Tanrı sandın,
Oysa sen Tanrı değil, insansın.
Hez.28:
3 İşte, Daniel'den*fş* daha bilgesin,
Kimse senden bir giz saklayamaz.
D
Not 28:3 Burada adı geçen Daniel'in İbranice yazılışı farklı olduğundan bildiğimiz
Peygamber Daniel olmayabilir.
Hez.28: 4 Bilgeliğin, anlayışın sayesinde,
Kendine servet biriktirdin,
Hazinelerine altın, gümüş yığdın.
Hez.28:
5 Ticaretteki üstün becerilerin sayesinde
Servetini çoğalttın,
Zenginliğin
seni gurura sürükledi.
Hez.28: 6 Bu yüzden Egemen RAB şöyle diyor:
Madem
kendini Tanrı gibi bilge sandın,
Hez.28: 7 Ben de yabancıları, en acımasız
ulusları
Üzerine göndereceğim.
Bilgeliğinin güzelliğine kılıç çekecek,
Görkemini kirletecekler.
Hez.28: 8 Seni ölüm çukuruna indirecekler,
Denizlerin bağrında korkunç bir ölümle öleceksin.
Hez.28: 9 O zaman seni
öldürenlerin önünde
Ben Tanrı'yım diyecek misin?
Seni öldürenlerin elinde
Sen Tanrı değil, insansın.
Hez.28: 10 Yabancıların elinde,
Sünnetsizin*
ölümüyle öleceksin.
Egemen RAB böyle diyor."
Hez.28: 11 RAB bana şöyle seslendi:
Hez.28: 12 "İnsanoğlu, Sur Kralı için bir ağıt yak.
Ona diyeceksin ki,
'Egemen RAB şöyle diyor:
"'Kusursuzlukta örnek biriydin,
Bilgeliğin ve güzelliğin eksiksizdi.
Hez.28: 13 Sen Tanrı'nın bahçesi Aden'deydin.
Yakut, topaz, aytaşı,
Sarı yakut, oniks, yeşim,
Laciverttaşı, firuze,
zümrütle, çeşit çeşit değerli taşla
bezenmiştin.
Kakma ve oyma işlerin
hep altındandı.
Bunlar yaratıldığın gün hazırlanmışlardı.
Hez.28: 14
Meshedilmiş*, koruyucu bir Keruv* olarak
Seni oraya yerleştirdim.
Tanrı'nın
kutsal dağındaydın,
Yanan taşlar arasında dolaştın.
Hez.28: 15 Yaratıldığın
günden
Sende kötülük bulunana dek
Yollarında kusursuzdun.
Hez.28:
16 Ticaretinin bolluğundan
Zorbalıkla doldun
Ve günah işledin.
Bu
yüzden kirli bir şey gibi
Seni Tanrı'nın dağından attım,
Yanan taşların
arasından kovdum,
Ey koruyucu Keruv.
Hez.28: 17 Güzelliğinden ötürü
Gurura kapıldın,
Görkeminden ötürü
Bilgeliğini bozdun.
Böylece seni
yere attım,
Kralların önünde seni yüzkarası yaptım.
Hez.28: 18 İşlediğin
pek çok günah
Ve ticaretteki hileciliğin yüzünden
Kutsal yerlerini kirlettin.
Seni yakıp yok edecek
Bir ateş çıkardım içinden,
Bütün seyredenlerin gözü
önünde
Seni yeryüzünde küle çevirdim.
Hez.28: 19 Seni tanıyan bütün
uluslar sana şaştı,
Sonun korkunç oldu.
Bir daha var olmayacaksın."
Sayda Kenti Kınanıyor
Hez.28: 20 RAB bana şöyle seslendi:
Hez.28: 21 "İnsanoğlu, yüzünü Sayda'ya çevir, ona karşı peygamberlik et.
Hez.28: 22 Diyeceksin
ki, 'Egemen RAB şöyle diyor:
"'İşte sana karşıyım, ey Sayda,
Senin
içinde yüceleceğim.
Onları cezalandırınca,
Kutsallığımı onlara gösterince,
Benim RAB olduğumu anlayacaklar.
Hez.28: 23 Üzerine salgın hastalık gönderecek,
Sokaklarında kan akıtacağım.
Kentin içinde, her yanında
Kılıçla yaralananlar
düşüp ölecekler.
O zaman benim RAB olduğumu anlayacaklar."
İsrail Halkı Esenliğe Kavuşacak
Hez.28: 24 "'İsrail halkını küçümseyen
Çevre uluslardan hiçbiri
Bir daha İsrail için batan bir çalı,
Acıtan bir
diken olmayacak.
O zaman benim RAB olduğumu anlayacaklar.
Hez.28: 25
"'Egemen RAB şöyle diyor: İsrail halkını aralarına dağılmış
oldukları
uluslardan topladığım, ulusların gözü önünde
kutsallığımı gösterdiğim zaman
kulum Yakup'a verdiğim kendi
ülkelerine yerleşecekler.
Hez.28: 26 Orada
güvenlik içinde yaşayacak, evler yapacak, bağlar
dikecekler. Onları küçümseyen
bütün çevre ulusları
cezalandırdığımda güvenlik içinde yaşayacaklar. O zaman
benim
Tanrıları RAB olduğumu anlayacaklar."
Mısır Kınanıyor
BÖLÜM 29
Hez.29: 1 Sürgünlüğümüzün onuncu yılı, onuncu ayın* on ikinci günü RAB
bana
şöyle seslendi:
Hez.29: 2 "İnsanoğlu, yüzünü firavuna çevir, ona ve
Mısır'a karşı
peygamberlik et.
Hez.29: 3 Onlara de ki, 'Egemen RAB şöyle
diyor:
"'Kendi kanallarının içinde yatan
Büyük canavar firavun,
İşte, sana karşıyım.
Sen ki, Nil benimdir,
Onu kendim için yaptım dersin.
Hez.29:
4 Çenelerine çengeller takacak,
Kanallarındaki balıkları
Senin pullarına
yapıştıracağım.
Pullarına yapışmış balıklarla birlikte
Seni kanallarından
çıkaracağım.
Hez.29: 5 Seni de kanallarındaki bütün balıkları da
Çöle
atacağım.
Kırlara düşeceksin,
Toplanmayacak, gömülmeyeceksin.
Seni
yem olarak yabanıl hayvanlara
Ve yırtıcı kuşlara vereceğim.
Hez.29:
6 O zaman Mısır'da yaşayan herkes
Benim RAB olduğumu anlayacak.
"'Çünkü
sen İsrail halkına kamış bir değnek oldun.
Hez.29: 7 Seni elleriyle tuttuklarında
parçalanıp onların omuzlarını
yardın. Sana dayandıklarında parçalanıp bellerini
burktun*ft*.
D Not 29:7 Septuaginta, Süryanice "Burktun", Masoretik
metin "Dik
durdurdun".
Hez.29: 8 "'Bu yüzden Egemen RAB
şöyle diyor: Üzerine halkını ve
hayvanlarını öldürecek bir kılıç gönderiyorum.
Hez.29:
9 Mısır kimsesiz bırakılacak, viraneye çevrilecek. O zaman
benim RAB olduğumu
anlayacaklar.
"'Madem Nil benimdir, onu ben yaptım dedin,
Hez.29:
10 ben de sana ve kanallarına karşıyım. Mısır'ı Migdol'dan
Asvan'a, Kûş* sınırına
dek kimsesiz bırakacak, viraneye çevireceğim.
Hez.29: 11 İçinden insan ayağı
da, hayvan ayağı da geçmeyecek. Kırk
yıl orada kimse yaşamayacak.
Hez.29:
12 Mısır'ı ıssız kalmış ülkeler gibi ıssız bırakacağım.
Kentleri, viran olmuş
kentler arasında kırk yıl kimsesiz kalacak.
Mısırlılar'ı uluslar arasına gönderecek,
ülkelere dağıtacağım.
Hez.29: 13 "'Egemen RAB şöyle diyor: Kırk yıl
sonra onları dağılmış
oldukları uluslardan toplayacağım.
Hez.29: 14 Sürgündekileri
geri getirip Patros'a, yurtlarına
döndüreceğim. Orada güçsüz bir krallık oluşturacaklar.
Hez.29:
15 Krallıkların en güçsüzü olacak, bir daha ulusların üzerinde
egemenlik sürmeyecek.
Ulusları yönetmesinler diye onları küçük düşüreceğim.
Hez.29: 16 Mısır bir
daha İsrail halkının güveneceği bir yer
olmayacak. Ancak Mısırlılar onlara
Mısır'a dönmekle işledikleri
günahı anımsatacaklar. O zaman İsrailliler benim
Egemen RAB
olduğumu anlayacaklar."
Hez.29: 17 Sürgünlüğümüzün yirmi
yedinci yılı, birinci ayın birinci
günü RAB bana şöyle seslendi:
Hez.29:
18 "İnsanoğlu, Babil Kralı Nebukadnessar ordusunu Sur Kenti'ne
karşı büyük
bir saldırıya geçirdi; herkesin saçı döküldü, ağır
yük yüzünden omuz derileri
yüzüldü. Ama Sur'a karşı ordusunu
saldırıya geçirmesine karşın, bundan ne kendisi
ne de ordusu yararlandı.
Hez.29: 19 Bu yüzden Egemen RAB şöyle diyor: Mısır'ı
Babil Kralı
Nebukadnessar'a vereceğim, onun servetini alıp götürecek.
Ordusuna
ücret olarak ülkeden yağmaladığı çapul malını dağıtacak.
Hez.29: 20 Hizmetine
karşılık Mısır'ı ona verdim; çünkü o da ordusu
da bana hizmet ettiler. Egemen
RAB böyle diyor.
Hez.29: 21 "O gün İsrail halkını güçle donatacağım.
Onların arasında
senin dilini çözeceğim. O zaman benim RAB olduğumu anlayacaklar."
Rab Mısır'ı Cezalandıracak
BÖLÜM 30
Hez.30: 1 RAB bana şöyle seslendi:
Hez.30:
2 "İnsanoğlu, peygamberlik et ve de ki, 'Egemen RAB şöyle
diyor:
"'Ah
o gün diye haykır.
Hez.30: 3 Çünkü o gün yakın.
RAB'bin günü yakın,
Bulutların günü,
Ulusların yıkım zamanı.
Hez.30: 4 Bir kılıç Mısır'a
karşı çıkacak.
Kûş'u* acılar saracak.
Mısır'da vurulanlar yere serilince
Ülkenin serveti alınıp götürülecek,
Temelleri yok edilecek.
Hez.30:
5 Mısır'la birlikte Kûş, Pût, Lud,
Arabistan, Kuv*fu* ve antlaşma yaptığım
halkım
Kılıçtan geçirilecek.
D Not 30:5 Masoretik metin "Kuv",
Septuaginta "Libyalılar".
Hez.30: 6 "'RAB şöyle diyor:
Mısır'ı destekleyenler öldürülecek,
Mısır'ın övündüğü ordu çökecek,
Migdol'dan
Asvan'a dek kılıçtan geçirilecekler.
Böyle diyor Egemen RAB.
Hez.30:
7 Kimsesiz kalmış ülkeler arasında
Kimsesiz kalacaklar.
Kentleri viran
olmuş kentler gibi olacak.
Hez.30: 8 Mısır'ı ateşe verdiğimde,
Onu destekleyenler
ezildiğinde,
Benim RAB olduğumu anlayacaklar.
Hez.30: 9 "'O gün
kaygısız Kûşlular'ı korkutmak için gemilerle ulaklar
göndereceğim. Mısır'ın
yıkım günü geldiğinde korkuya
kapılacaklar. İşte o gün geliyor.
Hez.30:
10 "'Egemen RAB şöyle diyor:
Babil Kralı Nebukadnessar aracılığıyla
Mısır'ın zenginliğine son vereceğim.
Hez.30: 11 O ve ordusu, ulusların en
acımasızı,
Ülkeyi yerle bir etmek için gelecekler.
Mısır'a karşı kılıçlarını
çekecek,
Ülkeyi öldürülenlerle dolduracaklar.
Hez.30: 12 Nil'in kanallarını
kurutup
Ülkeyi kötü kişilere teslim edeceğim,
Ülkeyi de içindeki her şeyi
de
Yabancılar eliyle viran edeceğim.
Bunu ben RAB söylüyorum.
Hez.30:
13 Egemen RAB şöyle diyor:
Putları yok edecek,
Nof'taki*fü* değersiz putlara
son vereceğim.
Mısır'da artık önder olmayacak,
Ülkeye korku salacağım.
D
Not 30:13,16 "Nof": Memfis diye de bilinir.
Hez.30: 14 Patros'u
viraneye çevirecek,
Soan'ı*fv* ateşe verecek,
No*fy* Kenti'ni cezalandıracağım.
D
Not 30:14 "Soan": Tanis olduğu sanılıyor.
30:14,16 "No":
Tebes diye de bilinir.
Hez.30: 15 Öfkemi Mısır'ın kalesi Sin üzerine boşaltacak,
Kalabalık No halkına son vereceğim.
Hez.30: 16 Mısır'ı ateşe vereceğim,
Sin acıdan kıvranacak,
No*fy* Kenti'nin surları yarılacak,
Nof*fü* sürekli
tedirgin olacak.
Hez.30: 17 On Kenti*fz* ve Pi-Beset gençleri
Kılıçtan
geçirilecek,
Oradaki halk sürgüne gönderilecek.
D Not 30:17 "On Kenti":
Heliopolis diye de bilinir.
Hez.30: 18 Tahpanhes'te Mısır'ın boyunduruğunu
kırdığım zaman,
Orada gündüz geceye dönecek,
Övündüğü orduya son verilecek,
Kent bulutlarla kaplanacak,
Köylerindeki halk sürgüne gönderilecek.
Hez.30:
19 Mısır'ı böyle cezalandırdığımda
Benim RAB olduğumu anlayacaklar."
Hez.30:
20 Sürgünlüğümüzün on birinci yılı, birinci ayın* yedinci günü
RAB bana şöyle
seslendi:
Hez.30: 21 "İnsanoğlu, firavunun kolunu kırdım. İyileşmesin,
kılıç
tutacak kadar güçlenmesin diye kimse onu bağlamadı, sargı beziyle sarmadı.
Hez.30:
22 Bu yüzden Egemen RAB şöyle diyor: Firavuna karşıyım. Her
iki kolunu, sağlam
olanı da kırık olanı da kıracağım. Kılıcı elinden düşüreceğim.
Hez.30: 23 Mısırlılar'ı uluslar arasına gönderecek, ülkelere dağıtacağım.
Hez.30: 24 Babil Kralı'nın kollarını güçlendirip kılıcımı onun eline vereceğim. Firavunun ise kollarını kıracağım. Babil Kralı'nın önünde ağır yaralı biri gibi inleyecek.
Hez.30:
25 Babil Kralı'nın gücüne güç katacak, firavunun gücünü
zayıflatacağım. Kılıcımı
Babil Kralı'nın eline verdiğimde ve o
kılıcı Mısır'a doğru uzattığında, benim
RAB olduğumu anlayacaklar.
Hez.30: 26 Mısırlılar'ı uluslar arasına gönderecek,
ülkelere
dağıtacağım. O zaman benim RAB olduğumu anlayacaklar."
Sedir Ağacı Benzetmesi
BÖLÜM 31
Hez.31: 1 Sürgünlüğümüzün on birinci yılı,
üçüncü ayın* birinci günü
RAB bana şöyle seslendi:
Hez.31: 2 "İnsanoğlu,
firavuna ve halkına de ki,
"'Görkemde kim seninle boy ölçüşebilir?
Hez.31:
3 Asur'a bak! Lübnan'da bir sedir ağacıydı,
Ormana gölge salan güzel dalları
vardı.
Çok yüksekti, tepesi bulutlara erişiyordu.
Hez.31: 4 Sular ağacı
besledi,
Derin su kaynakları büyüttü.
Akarsular dikili olduğu yerin çevresine
akıyor,
Kanalları kırdaki bütün ağaçlara erişiyordu.
Hez.31: 5 Kırdaki
bütün ağaçlardan daha çok büyüdü.
Bol su verildiği için
Dal budak saldı,
dalları uzadı.
Hez.31: 6 Kuşlar dallarına yuva yaptı,
Yabanıl hayvanlar
dalları altında yavruladı,
Büyük uluslar gölgesinde yaşadı.
Hez.31:
7 Güzellikte eşsizdi.
Dalları giderek uzadı,
Çünkü kökleri bol su alıyordu.
Hez.31:
8 Tanrı'nın bahçesindeki sedir ağaçlarından hiçbiri
Onunla boy ölçüşemezdi,
Çam ağaçları dalları kadar bile değildi.
Çınarlar onun dallarıyla boy ölçüşemezdi.
Tanrı'nın bahçesindeki ağaçların hiçbiri
Onun kadar güzel değildi.
Hez.31:
9 Sık dallarla o sedir ağacını güzelleştirdim.
Tanrı'nın bahçesi Aden'deki
bütün ağaçlar onu kıskandı.
Hez.31: 10 "'Bu yüzden Egemen RAB şöyle
diyor: Ağaç büyüyüp boy
attığı, tepesi bulutlara eriştiği, büyüklüğünden ötürü
gurura
kapıldığı için
Hez.31: 11 ben de onu kovdum, ulusların önderinin
eline teslim ettim.
Ona kötülüğü uyarınca davranacak.
Hez.31: 12 Yabancı
ulusların en acımasızı onu kesip yalnız bıraktı.
Dalları dağlara, derelere
düştü; ülkenin vadilerinde kesilmiş
duruyor. Yeryüzündeki bütün uluslar gölgesinden
çekilip onu bıraktılar.
Hez.31: 13 Bütün kuşlar devrik ağaca kondu, yabanıl
hayvanlar dalları
arasına yerleşti.
Hez.31: 14 Öyle ki, suların yakınında
yetişen hiçbir ağaç böylesi
büyüyüp boy atmasın, tepesini bulutlara eriştirmesin;
bol suyla
sulanan hiçbir ağaç bu denli yükselmesin. Çünkü hepsi ölüm
çukuruna
inen insanlarla birlikte ölüme, yerin derinliklerine gidecek.
Hez.31: 15
"'Egemen RAB şöyle diyor: Sedir ağacı ölüler diyarına
indiği gün, ona
yas tutsunlar diye derin su kaynaklarını
kapattım. Irmaklarını durdurdum, gür
sularının önünü kestim. O
ağaç yüzünden Lübnan'ı karanlığa boğdum, bütün orman
ağaçlarını kuruttum.
Hez.31: 16 Ölüm çukuruna inenlerle birlikte onu ölüler
diyarına
indirdiğimde, yıkılışının gürültüsünden ulusları titrettim. O
zaman
Aden Bahçesi'ndeki bütün ağaçlar, Lübnan'ın en seçkin, en
iyi, bol sulanan
ağaçları yerin derinliklerinde avunç buldu.
Hez.31: 17 Gölgesinde yaşayanlar,
uluslar arasında onu destekleyenler
de onunla birlikte ölüler diyarına, kılıçla
öldürülmüşlerin yanına indiler.
Hez.31: 18 "'Aden ağaçlarından hangisi
görkem ve yücelikte seninle boy
ölçüşebilir? Ama sen de Aden ağaçlarıyla birlikte
yerin derinliklerine indirilecek, sünnetsizlere*, kılıçla öldürülmüşlere katılacaksın.
"'İşte firavunla halkının sonu böyle olacaktır. Egemen RAB böyle diyor."
Firavun için Yakılan Ağıt
BÖLÜM 32
Hez.32: 1 Sürgünlüğümüzün on ikinci yılı,
on ikinci ayın* birinci günü
RAB bana şöyle seslendi:
Hez.32: 2 "İnsanoğlu,
firavun için bir ağıt yak. Ona de ki,
"'Uluslar arasında genç bir aslan
gibi kendini öne sürdün,
Ama sen denizlerdeki bir canavar gibisin.
Irmaklarını
karıştırır,
Ayaklarınla suları çalkalar,
Irmakları bulandırırsın."
Hez.32:
3 Egemen RAB şöyle diyor:
"Büyük bir kalabalıkla
Ağımı senin üzerine
atacağım;
Onlar seni ağımla çekecekler.
Hez.32: 4 Seni karaya atacak,
Kırlara fırlatacağım.
Gökte uçan kuşların senin üzerine konmalarını sağlayacağım,
Yeryüzündeki yabanıl hayvanlara
Seni yem olarak vereceğim.
Hez.32: 5
Bedenini dağların üzerine serecek,
Vadileri çürüyen bedeninle dolduracağım.
Hez.32:
6 Ülkeyi dağlara dek akan kanınla ıslatacağım,
Vadiler seninle dolacak.
Hez.32:
7 Seni ortadan kaldırdığım zaman
Gökleri örtecek,
Yıldızları karartacak,
Güneşi bulutla kapatacağım.
Ay ışığını vermeyecek.
Hez.32: 8 Senin yüzünden
gökte ışık veren bütün cisimleri karartacak,
Ülkeni karanlığa gömeceğim."
Böyle diyor Egemen RAB.
Hez.32: 9 "Seni tanımadığın ülkelere,
Ulusların
arasına sürgüne gönderdiğimde*fa*,
Pek çok halkın yüreği üzüntüyle sarsılacak.
D
Not 32:9 Septuaginta "Sürgüne gönderdiğimde", Masoretik metin "Yıkıma
uğrattığımda".
Hez.32: 10 Başına gelenlerden ötürü
Pek çok halkı
şaşkına çevireceğim.
Kılıcımı önlerinde salladığım zaman,
Senin yüzünden
krallar dehşetle ürperecek.
Yıkıma uğradığın gün
Hepsi kendi canı için
Her an korkuyla titreyecek.
Hez.32: 11 Egemen RAB şöyle diyor:
Babil
Kralı'nın kılıcı üzerine gelecek.
Hez.32: 12 Yiğitlerin, ulusların en acımasızının,
Senin halkını kılıçtan geçirmesine izin vereceğim.
Mısır'ın gururunu kıracak,
Bütün ordusunu yok edecekler.
Hez.32: 13 Bol suların yanında bütün sığırlarını
yok edeceğim.
Bundan böyle insan ayağı da hayvan ayağı da
Suları karıştırıp
bulandırmayacak.
Hez.32: 14 O zaman sularını dupduru kılacak,
Irmaklarını
yağ gibi akıtacağım.
Egemen RAB böyle diyor.
Hez.32: 15 Mısır'ı viraneye
çevirdiğimde,
Ülkeyi her şeyden yoksun bıraktığımda,
Orada yaşayan herkesi
yok ettiğimde,
Benim RAB olduğumu anlayacaklar.
Hez.32: 16 "Ona yakacakları ağıt budur. Ulusların kızları bu ağıtı yakacaklar. Mısır için, halkı için bu ağıtı yakacaklar." Egemen RAB böyle diyor.
Hez.32: 17 Sürgünlüğümüzün on ikinci yılı, ayın on beşinci günü RAB bana şöyle seslendi:
Hez.32: 18
"Ey insanoğlu, Mısır halkı için yas tut. Onları ve güçlü
ulusların kızlarını
ölüm çukuruna inenlerle birlikte yerin derinliklerine indir.
Hez.32: 19
Onlara de ki, 'Sen başkalarından daha mı güzelsin? Aşağı
in ve oradaki sünnetsizlere*
katıl.
Hez.32: 20 Mısır halkı kılıçla öldürülenlerin arasına düşecek. Kılıç
hazır,
bırakın Mısır bütün halkıyla birlikte sürüklensin.
Hez.32: 21 Güçlü önderler,
ölüler diyarından, Mısır ve onu
destekleyenler için, 'Aşağı indiler, kılıçla
öldürülen
sünnetsizlerle birlikte burada yatıyorlar diyecekler.
Hez.32:
22 "Asur bütün ordusuyla orada. Kılıçtan geçirilmiş, ölmüş
askerlerinin
mezarları çevresini sarmış.
Hez.32: 23 Mezarları ölüm çukurunun en dibinde,
ordusu mezarının
çevresinde duruyor. Yaşayanlar diyarında korku salanların
hepsi
kılıçtan geçirilmiş, ölmüş.
Hez.32: 24 "Elam bütün halkıyla
kendi mezarının çevresinde duruyor.
Hepsi kılıçtan geçirilmiş, ölmüş, sünnetsiz
olarak yerin
derinliklerine inmiş. Yaşayanlar diyarında korku salmışlardı,
şimdiyse
utanç içinde ölüm çukuruna inenlere katıldılar.
Hez.32: 25 Elam için öldürülenler
arasında bir yatak yapıldı. Bütün
halkı mezarının çevresinde. Hepsi sünnetsiz,
kılıçtan geçirilerek
ölmüş. Yaşayanlar diyarında korku salmışlardı, şimdiyse
utanç
içinde ölüm çukuruna inenlere katıldılar, öldürülenlerin arasına yerleştirildiler.
Hez.32: 26 "Meşek ve Tuval bütün halkıyla kendi mezarları çevresinde duruyor. Hepsi sünnetsiz, kılıçtan geçirilerek öldürülmüş. Yaşayanlar diyarında korku salmışlardı.
Hez.32:
27 Ölüler diyarına savaş silahlarıyla inen, kılıçları
başlarının altına konan,
kalkanları*fb* kemikleri üzerine
yerleştirilen öbür öldürülmüş sünnetsiz yiğitlerle
birlikte
mezara konmayacak mı onlar? Oysa bu yiğitler yaşayanlar diyarında
korku
salmışlardı.
D Not 32:27 Olası metin "Kalkanları", Masoretik metin
"Suçları".
Hez.32: 28 "Sen de, ey firavun, düşecek ve kılıçla
öldürülenlerle
birlikte sünnetsizlerin arasına konacaksın.
Hez.32: 29
"Edom, kralları ve önderleriyle orada. Güçlü olmalarına
karşın kılıçla
öldürülenlerin yanına kondular. Ölüm çukuruna
inenlerin, sünnetsizlerin yanında
yatıyorlar.
Hez.32: 30 "Bütün kuzey önderleri, bütün Saydalılar orada.
Güçleriyle
korku saldıkları halde öldürülenlerle birlikte utanç içinde
indiler.
Sünnetsiz olarak kılıçla öldürülenlerle birlikte utanç
içinde ölüm çukuruna
inenlerin yanına kondular.
Hez.32: 31 "Firavunla ordusu kılıçla öldürülmüş
bu büyük kalabalığı
görünce avunç bulacak." Böyle diyor Egemen RAB.
Hez.32:
32 "Yaşayanlar diyarında korku salmasını sağladığım halde,
firavunla halkı,
kılıçla öldürülenlerle birlikte sünnetsizlerin
yanına konacak." Böyle
diyor Egemen RAB.
Tanrı Hezekiel'i Bekçi Olarak Görevlendiriyor
BÖLÜM 33
Hez.33: 1 RAB bana şöyle seslendi:
Hez.33: 2 "İnsanoğlu, kendi
halkına şöyle diyeceksin: 'Bir ülkenin
üzerine kılıç gönderdiğim, ülke halkı
aralarından birini seçip bekçi atadığı,
Hez.33: 3 bekçi kılıcın ülkenin
üzerine yaklaştığını görüp halkı
uyarmak için boru çaldığı zaman;
Hez.33:
4 kim boru sesini işitip de uyarıyı dikkate almazsa, kılıç da
gelip onu öldürürse,
kanından kendisi sorumludur.
Hez.33: 5 Boru sesini duymuş, ama uyarıyı dikkate
almamıştır; kanından
kendisi sorumludur. Uyarıyı dikkate alsaydı, canını kurtaracaktı.
Hez.33:
6 Ne var ki, bekçi kılıcın ülkenin üzerine yaklaştığını görüp
halkı uyarmak
için boru çalmazsa, kılıç da gelip halktan birini
öldürürse, o kişi kendi günahı
içinde öldürülmüştür; kanından
bekçiyi sorumlu tutacağım.
Hez.33: 7 "İnsanoğlu,
seni İsrail halkına bekçi atadım. Benden bir söz
duyar duymaz onları benim
yerime uyaracaksın.
Hez.33: 8 Kötü kişiye, 'Ey kötü kişi, kesinlikle öleceksin
dediğim
zaman, onu uyarmaz, kötü yolundan döndürmek için konuşmazsan, o
kişi
günahı içinde ölecek; ama onun kanından seni sorumlu tutacağım.
Hez.33:
9 Ancak kötü kişiyi uyardığın halde yolundan dönmezse, o
günahı içinde ölecek.
Ama sen canını kurtarmış olacaksın.
Hez.33: 10 "İnsanoğlu, İsrail halkına
de ki, 'Siz şöyle diyorsunuz:
İsyanlarımızla günahlarımız bizi çökertiyor,
onlardan ötürü
eriyip yok oluyoruz. Durum böyleyken nasıl yaşayabiliriz?
Hez.33:
11 Onlara de ki, 'Varlığım hakkı için diyor Egemen RAB, ben
kötü kişinin ölümünden
sevinç duymam, ancak kötü kişinin kötü
yollarından dönüp yaşamasından sevinç
duyarım. Dönün! Kötü
yollarınızdan dönün! Niçin ölesiniz, ey İsrail halkı!
Hez.33:
12 "Sen, ey insanoğlu, halkına de ki, 'Doğru kişi Tanrı'ya
başkaldırırsa,
doğruluğu onu kurtarmaz. Kötü kişi kötülüğünden
döndüğü zaman kötülüğü yıkımına
neden olmaz. Doğru kişi Tanrı'ya
başkaldırırsa, doğruluğu yaşamasını sağlamaz.
Hez.33:
13 Doğru kişi için, 'Kesinlikle yaşayacak desem, ama o
doğruluğuna güvenip
de kötülük yapsa, yaptığı doğru işlerin
hiçbiri anımsanmayacak. Yaptığı kötülükten
ötürü ölecek.
Hez.33: 14 Kötü kişiye, 'Kesinlikle öleceksin desem, ama o
günahından
dönüp adil ve doğru olanı yapsa,
Hez.33: 15 aldığı rehini
geri verse, çaldığını ödese, yaşam veren
kurallar uyarınca davranıp günah işlemese
kesinlikle yaşayacak, ölmeyecektir.
Hez.33: 16 İşlediği günahlardan hiçbiri
ona karşı anımsanmayacaktır,
adil ve doğru olanı yapmıştır; kesinlikle yaşayacaktır.
Hez.33:
17 "Senin halkın, 'Rab'bin yolu doğru değil diyor. Oysa doğru
olmayan
onların yolu.
Hez.33: 18 Doğru kişi doğruluğundan döner de kötülük yaparsa,
yaptığı
kötülüğün içinde ölecektir.
Hez.33: 19 Kötü kişi yaptığı kötülükten
döner de adil ve doğru olanı
yaparsa, yaptığı bu işlerle yaşayacaktır.
Hez.33:
20 Ey İsrail halkı, 'Rab'bin yolu doğru değil diyorsun. Her
birinizi kendi
yoluna göre yargılayacağım."
Yeruşalim'in Düşüşü Açıklanıyor
Hez.33:
21 Sürgünlüğümüzün on ikinci yılı, onuncu ayın* beşinci günü
Yeruşalim'den
kaçıp kurtulan biri yanıma gelip, "Kent düştü!" dedi.
Hez.33:
22 Akşam, Yeruşalim'den kaçıp kurtulan adam gelmeden önce,
RAB'bin eli üzerimdeydi,
konuşamıyordum. Sabah o yanıma gelmeden
RAB dilimi çözdü. Dilim açıldı, artık
konuşabilirdim.
Hez.33: 23 RAB bana şöyle seslendi:
Hez.33: 24 "İnsanoğlu,
İsrail'in viran olmuş kentlerinde yaşayanlar,
'İbrahim tek kişiyken ülkeyi
miras almıştı. Oysa biz kalabalığız,
ülke miras olarak bize verilmiştir diyorlar.
Hez.33:
25 Bu nedenle onlara de ki, 'Egemen RAB şöyle diyor: Eti
kanıyla yiyor, putlarınıza
bel bağlıyor, kan döküyorsunuz. Yine
de ülkeyi miras almayı mı umuyorsunuz?
Hez.33:
26 Kılıcınıza güveniyor, iğrenç şeyler yapıyor, komşunuzun
karısını kirletiyorsunuz.
Yine de ülkeyi miras almayı mı umuyorsunuz?
Hez.33: 27 "Onlara de ki,
'Egemen RAB şöyle diyor: Varlığım hakkı
için, viran olmuş kentlerde yaşayanlar
kılıçtan geçirilecek,
kırda yaşayanları yem olarak yabanıl hayvanlara vereceğim,
kalelerde,
mağaralarda yaşayanlar salgın hastalıkla yok olacak.
Hez.33: 28 Ülkeyi ıssız,
kimsesiz bırakacağım, övündükleri güç son
bulacak. İsrail dağları ıssız kalacak,
oradan kimse geçmeyecek.
Hez.33: 29 Yaptıkları iğrenç şeylerden ötürü ülkeyi
ıssız, kimsesiz
bıraktığım zaman benim RAB olduğumu anlayacaklar.
Hez.33:
30 "Sen, ey insanoğlu, halkın duvar diplerinde, evlerin
kapıları önünde
senin hakkında konuşuyor. Birbirlerine, 'Haydi,
gidip RAB'den gelen sözün ne
olduğunu duyalım diyorlar.
Hez.33: 31 Halk her zamanki gibi sana geliyor.
Benim halkım olarak
önünde oturuyor, sözlerini dinliyor, ama dediklerini yapmıyorlar.
Ağızlarıyla
istekli olduklarını açıklıyorlar, ama yürekleri haksız kazanç peşinde.
Hez.33:
32 Sen onlar için güzel sesle sevgi ezgileri okuyan, iyi çalgı
çalan biri gibisin.
Sözlerini dinliyor, ama dediklerini yapmıyorlar.
Hez.33: 33 "Bütün
bunlar gerçekleşince -ki gerçekleşecek- aralarında
bir peygamber bulunduğunu
anlayacaklar."
İsrail'i Güden Çobanlar
BÖLÜM 34
Hez.34: 1 RAB bana şöyle seslendi:
Hez.34: 2 "İnsanoğlu, İsrail'in çobanlarına
karşı peygamberlik et ve
onlara, bu çobanlara şöyle de: 'Egemen RAB diyor ki:
Vay kendi
kendini güden İsrail çobanlarına! Çobanların sürüyü gütmesi gerekmez
mi?
Hez.34: 3 Yağı yiyor, yünü giyiyor, besili koyunları*fc* kesiyorsunuz,
ama
sürüyü kayırmıyorsunuz.
D Not 34:3 İbranice'den "Koyun" olarak çevrilen
sözcük "Keçi" anlamına da gelir.
Hez.34: 4 Zayıfları güçlendirmediniz, hastaları iyileştirmediniz, yaralıların yarasını sarmadınız. Yolunu şaşıranları geri getirmediniz, yitikleri aramadınız. Ancak sertlik ve şiddetle onlara egemen oldunuz.
Hez.34: 5 Çobanları olmadığı için dağıldılar, yabanıl hayvanlara yem oldular.
Hez.34: 6 Koyunlarım bütün dağlarda, yüksek tepelerde başıboş dolandılar. Koyunlarım yeryüzüne dağıldı. Onları ne arayan var, ne soran.
Hez.34: 7 "'Bu yüzden, ey çobanlar, RAB'bin sözünü dinleyin:
Hez.34: 8 Varlığım
hakkı için diyor Egemen RAB, çoban olmadığından
koyunlarım yağma edildi, yabanıl
hayvanlara yem oldu. Çobanlarım
koyunlarımı aramadılar, onları güdeceklerine
kendi kendilerini güttüler.
Hez.34: 9 Onun için, ey çobanlar, RAB'bin sözünü dinleyin.
Hez.34: 10 Egemen RAB şöyle diyor: Ben çobanlara karşıyım!
Koyunlarımdan
onları sorumlu tutacağım, koyunlarımı gütmelerine
son vereceğim. Öyle ki, artık
kendi kendilerini güdemeyecekler.
Koyunlarımı onların ağzından kurtaracağım,
artık onlara yem olmayacaklar.
Hez.34: 11 "'Egemen RAB şöyle diyor:
Ben kendim koyunlarımı arayıp
soracağım.
Hez.34: 12 Dağılmış koyunlarının
arasındaki bir çoban sürüsüyle nasıl
ilgilenirse, ben de koyunlarımla öyle
ilgileneceğim. Bulutlu,
karanlık bir gün dağılmış oldukları her yerden onları
kurtaracağım.
Hez.34: 13 Onları ulusların arasından çıkaracak, ülkelerden
toplayacak,
kendi yurtlarına geri getireceğim. Onları İsrail
dağlarında, vadilerde, ülkenin
bütün oturulabilir yerlerinde güdeceğim.
Hez.34: 14 Onları iyi bir otlakta
güdeceğim; yaylaları İsrail'in
yüksek dağları üzerinde olacak. Orada iyi bir
otlakta yatacak,
İsrail'in yüksek dağlarındaki verimli otlaklarda otlayacaklar.
Hez.34:
15 Ben kendim koyunlarımı güdeceğim, onları kendim
yatıracağım. Egemen RAB
böyle diyor.
Hez.34: 16 Yiteni arayacak, yolunu şaşıranı geri getireceğim.
Yaralının
yarasını saracak, zayıfı güçlendireceğim. Ama
semizlerle güçlüleri yok edeceğim.
Koyunlarımı adaletle güdeceğim.
Hez.34: 17 "'Siz, ey benim sürüm, Egemen
RAB şöyle diyor: Koyunla
koyun arasında yargıyı ben vereceğim. Koçlarla tekelere
gelince,
Hez.34: 18 iyi otlakta otlamanız yetmiyor mu ki, otlaklarınızın
geri
kalanını ayaklarınızla çiğniyorsunuz? Duru su içmeniz yetmiyor
mu ki,
geri kalan suyu ayaklarınızla bulandırıyorsunuz?
Hez.34: 19 Koyunlarım ayaklarınızın
çiğnediğini otlamak, ayaklarınızın
bulandırdığını içmek zorunda kalıyor.
Hez.34:
20 "'Bu nedenle Egemen RAB onlara şöyle diyor: Semiz koyunla
cılız koyun
arasında ben kendim yargıçlık yapacağım.
Hez.34: 21 Madem bütün cılız koyunları
kovup dağıtıncaya dek
böğrünüzle vuruyor, omuzunuzla itiyor, boynuzlarınızla
kakıyorsunuz,
Hez.34: 22 ben de koyunlarımı kurtaracağım, artık çapul malı
olmayacaklar.
Koyunla koyun arasında ben yargıçlık yapacağım.
Hez.34: 23 Başlarına, onları
güdecek tek çoban olarak kulum Davut'u
koyacağım. Onları o güdecek, çobanları
o olacak.
Hez.34: 24 Ben RAB onların Tanrısı olacağım, kulum Davut da onların
arasında
önder olacak. Ben RAB, böyle diyorum.
Hez.34: 25 "'Onlarla bir barış antlaşması yapacağım, ülkedeki yırtıcı hayvanları yok edeceğim. Çölde güvenlik içinde yaşayacak, ormanlarda uyuyacaklar.
Hez.34: 26 Onları da dağımın çevresini
de bereketli kılacağım. Yağmuru
zamanında yağdıracağım. Bereketli yağmurlar
olacak.
Hez.34: 27 Kırdaki ağaçlar meyve verecek, toprak ürün verecek. Halk ülkesinde güvenlik içinde olacak. Boyunduruklarının bağlarını koparıp onları köle edenlerin elinden kurtardığım zaman benim RAB olduğumu anlayacaklar.
Hez.34: 28 Artık ulusların çapul malı, yabanıl hayvanların yemi olmayacaklar. Güvenlik içinde yaşayacaklar, kimse onları korkutmayacak.
Hez.34: 29 Onlar için ünlü
bir fidanlık yetiştireceğim. Artık ülke
kıtlıktan yok olmayacak, ulusların
aşağılamasına uğramayacaklar.
Hez.34: 30 O zaman ben Tanrıları RAB'bin onlarla
birlikte olduğumu ve
İsrail soyunun da benim halkım olduğunu anlayacaklar.
Böyle diyor Egemen RAB.
Hez.34: 31 'Benim koyunlarım, otlağımın koyunları
siz insanlarsınız.
Ben sizin Tanrınız'ım. Böyle diyor Egemen RAB."
Edom Kınanıyor
BÖLÜM 35
Hez.35: 1 RAB bana şöyle seslendi:
Hez.35: 2 "İnsanoğlu, yüzünü Seir Dağı'na çevir, ona karşı peygamberlik et.
Hez.35:
3 Ona de ki, 'Egemen RAB şöyle diyor: Ey Seir Dağı, sana
karşıyım! Elimi sana
karşı uzatacak, seni viran edip kimsesiz bırakacağım.
Hez.35: 4 Kentlerini
yerle bir edeceğim, kimsesiz kalacaksın. O zaman
benim RAB olduğumu anlayacaksın.
Hez.35: 5 "'Madem İsrailliler'e hep kin besledin, yıkıma uğradıklarında, cezalandırılmalarının zamanı doruğa ulaştığında, onları kılıca teslim ettin,
Hez.35: 6 varlığım hakkı için diyor Egemen RAB, senin kanını akıtacağım, kan peşini bırakmayacak. Madem kan dökmekten nefret etmedin, kan peşini bırakmayacak.
Hez.35: 7 Seir Dağı'nı viran edip kimsesiz bırakacağım, oraya gidip geleni kesip atacağım.
Hez.35:
8 Dağlarını ölülerle dolduracağım; kılıçtan geçirilenler senin
tepelerinde,
vadilerinde, derelerinde düşüp ölecekler.
Hez.35: 9 Seni sonsuza dek viran
edeceğim, kentlerinde kimse
oturmayacak. O zaman benim RAB olduğumu anlayacaksın.
Hez.35:
10 "'Siz, bu iki ulus, bu iki ülke bizim olacak, onları miras
alacağız
demiştiniz. Oysa RAB oralardadır.
Hez.35: 11 Bundan ötürü varlığım hakkı
için diyor Egemen RAB,
beslediğiniz kin yüzünden halkıma nasıl öfkeyle, kıskançlıkla
davrandıysanız,
ben de size öyle davranacağım. Sizi yargıladığım
zaman onlara kendimi tanıtacağım.
Hez.35:
12 O zaman İsrail dağlarına sövgülerinizi duyduğumu
anlayacaksınız. Şöyle demiştiniz:
"Yerle bir oldular, yutalım
diye bize verildiler."
Hez.35:
13 Bana karşı böbürlendiğinizi, saygısızca konuştuğunuzu da
duydum.
Hez.35:
14 Egemen RAB şöyle diyor: Bütün yeryüzü sevinirken, seni
yerle bir edeceğim.
Hez.35: 15 İsrail halkının mirası yerle bir olduğunda nasıl sevindinse, ben de sana öyle davranacağım. Ey Seir Dağı, viran olacaksın; bütün Edom da viran olacak. O zaman benim RAB olduğumu anlayacaklar."
Tanrı İsrail'e Bereket Yağdırıyor
BÖLÜM 36
Hez.36: 1 "İnsanoğlu, İsrail dağlarına peygamberlik et ve de ki,
'Ey
İsrail dağları, RAB'bin sözünü dinleyin!
Hez.36: 2 Egemen RAB şöyle
diyor: Düşman sizin hakkınızda, Hah, hah!
Bu eski tepeler mülkümüz oldu! dediği
için
Hez.36: 3 peygamberlik et ve de ki, Egemen RAB şöyle diyor:
Dağlarınızı
viran ettiler, sizi her yandan sıkıştırıp çiğnediler;
böylece ulusların mülkü
oldunuz, dile düştünüz, alay konusu oldunuz,
Hez.36: 4 ey İsrail dağları,
Egemen RAB'bin sözünü dinleyin! Egemen
RAB dağlarla tepelere, vadilerle derelere,
yıkıntılara, çevrenizdeki ulusların yağmasına, alayına uğramış, terk edilmiş kentlere
şöyle diyor:
Hez.36: 5 Egemen RAB şöyle diyor: Yürekleri sevinç dolu, aşağılayarak
otlaklarınızı
yağmalamak için ülkeme sahip çıkan öteki uluslara,
özellikle Edom'a karşı büyük
bir kıskançlıkla konuştum.
Hez.36: 6 Bu nedenle İsrail ülkesi için peygamberlik
et ve dağlara,
tepelere, vadilere, derelere de ki, 'Egemen RAB şöyle diyor:
Ulusların aşağılamasına hedef olduğunuz için öfkeyle, kıskançlıkla konuştum.
Hez.36:
7 Bu nedenle Egemen RAB şöyle diyor: Ant içiyorum ki,
çevrenizdeki uluslar
da aşağılanacaktır.
Hez.36: 8 "'Ama siz, ey İsrail dağları, dal budak
salacak ve halkım
İsrail için ürün vereceksiniz. Çünkü halkım İsrail yakında
yurduna dönecek.
Hez.36: 9 Sizi kayıracak, size yöneleceğim. İşlenecek, ekileceksiniz.
Hez.36: 10 Ülkenizde yaşayanların sayısını, evet, bütün İsrail halkının sayısını çoğaltacağım. Kentlerde insanlar yaşayacak, yıkıntılar onarılacak.
Hez.36: 11 Ülkenizdeki insan ve hayvan sayısını çoğaltacağım. Verimli olacak, çoğalacaklar. Geçmişte olduğu gibi ülkeniz insanlarla dolup taşacak. Sizi eskisinden daha verimli kılacağım. O zaman benim RAB olduğumu anlayacaksınız.
Hez.36: 12 Ülkenize
insanların, halkım İsrail'in girmesini
sağlayacağım. Sizi sahiplenecekler.
Siz de onların mirası
olacaksınız. Onları bir daha çocuklarından yoksun bırakmayacaksınız.
Hez.36:
13 "'Egemen RAB şöyle diyor: Ey ülke, insanlar sana insan
yiyen, ulusunu
çocuksuz bırakan ülke diyorlar.
Hez.36: 14 Bundan böyle artık sen insan
yemeyecek, ulusunu çocuksuz
bırakmayacaksın. Egemen RAB böyle diyor.
Hez.36:
15 Artık ulusların aşağılamalarını size işittirmeyeceğim.
Ulusların aşağılamasına
uğramayacaksınız. Halkınızın bir daha
tökezlemesine izin vermeyeceksiniz. Egemen
RAB böyle diyor."
Hez.36: 16 RAB bana şöyle seslendi:
Hez.36: 17 "İnsanoğlu, İsrail halkı kendi ülkesinde yaşarken tutumu ve davranışlarıyla ülkeyi kirletti. Onların davranışı benim gözümde âdet gören bir kadının kirliliği gibiydi.
Hez.36: 18 Bu yüzden öfkemi üzerlerine boşalttım. Çünkü ülkede
kan
döktüler, putlarıyla onu kirlettiler.
Hez.36: 19 Onları uluslara
dağıttım, ülkelere yayıldılar. Onları
tutumlarına ve davranışlarına göre yargıladım.
Hez.36:
20 Ulusların arasında her gittikleri yerde kutsal adımı
kirlettiler. Çünkü
onlar için, 'Bu RAB'bin halkı, öyleyken
ülkesinden çıkmak zorunda kaldı dendi.
Hez.36:
21 İsrail halkının gittiği uluslar arasında kirlettiği kutsal
adımın onuru
için kaygılandım.
Hez.36: 22 "Bu nedenle İsrail halkına de ki, 'Egemen
RAB şöyle diyor:
Ey İsrail halkı, sizin hatırınız için değil, gittiğiniz uluslar
arasında
kirlettiğiniz kutsal adımın hatırı için bunları yapacağım.
Hez.36: 23 Uluslar
arasında kirlenen, onlar arasında kirlettiğiniz
büyük adımın kutsallığını göstereceğim.
Onların gözü önünde
kutsallığımı sizin aracılığınızla kanıtladığımda, uluslar
benim
RAB olduğumu anlayacaklar. Egemen RAB böyle diyor.
Hez.36: 24 "'Sizi
uluslar arasından alacak, bütün ülkelerden toplayıp
ülkenize geri getireceğim.
Hez.36:
25 Üzerinize temiz su dökeceğim, arınacaksınız. Sizi bütün
kirliliklerinizden
ve putlarınızdan arındıracağım.
Hez.36: 26 Size yeni bir yürek verecek,
içinize yeni bir ruh
koyacağım. İçinizdeki taştan yüreği çıkaracak, size etten
bir yürek vereceğim.
Hez.36: 27 Ruhumu içinize koyacağım; kurallarımı izlemenizi,
buyruklarıma
uyup onları uygulamanızı sağlayacağım.
Hez.36: 28 Atalarınıza verdiğim ülkede
yaşayacak, benim halkım
olacaksınız, ben de sizin Tanrınız olacağım.
Hez.36:
29 Sizi bütün kirliliklerinizden kurtaracağım. Buğdaya
seslenecek ve onu çoğaltacağım.
Artık size kıtlık göndermeyeceğim.
Hez.36: 30 Ulusların arasında bir daha
kıtlık utancı çekmemeniz için
ağaçların meyvesini, tarlaların ürününü çoğaltacağım.
Hez.36:
31 O zaman kötü yollarınızı, kötü işlerinizi anımsayacaksınız.
Günahlarınız,
iğrenç uygulamalarınız yüzünden kendinizden tiksineceksiniz.
Hez.36: 32
Bunu sizin hatırınız için yapmadığımı iyi bilin. Egemen RAB
böyle diyor. Davranışlarınızdan
utanın, yüzünüz kızarsın, ey İsrail halkı!
Hez.36: 33 "'Egemen RAB
şöyle diyor: Sizi bütün günahlarınızdan
arıttığım gün, kentlerinizde yaşamanızı
sağlayacağım; yıkıntılar onarılacak.
Hez.36: 34 Gelip geçenlerin gözünde viran olan ülkenin toprakları işlenecek.
Hez.36: 35 Şöyle diyecekler: Viran
olan bu ülke Aden bahçesi gibi
oldu; yıkılıp yerle bir olmuş, kimsesiz kalmış
kentler yeniden
güçlendiriliyor, içinde oturuluyor.
Hez.36: 36 O zaman
çevrenizde kalan uluslar yıkılanı yeniden yapanın,
çıplak yerleri yeniden dikenin
ben RAB olduğumu anlayacaklar.
Bunu ben RAB söylüyorum ve dediğimi yapacağım.
Hez.36:
37 "Egemen RAB şöyle diyor: İsrail halkının benden yine yardım
dilemesini
sağlayacak ve onlar için şunu yapacağım: Onları bir
koyun sürüsü gibi çoğaltacağım.
Hez.36:
38 Bayramlarda Yeruşalim nasıl kurbanlık hayvanlarla
doluyorsa, viran olmuş
kentler de insan topluluklarıyla öyle
dolup taşacak. O zaman benim RAB olduğumu
anlayacaklar."
Kuru Kemikler
BÖLÜM 37
Hez.37: 1 RAB'bin
eli üzerimdeydi, Ruhu'yla*fç* beni dışarı çıkardı,
kemiklerle dolu bir ovanın
ortasına koydu.
D Not 37:1,9,10 İbranice'de "Ruah" (Ruh) sözcüğü,
"Rüzgar", "Soluk" anlamına da gelir.
Hez.37: 2 Beni
onların arasında her yöne dolaştırdı. Ovada her yere
yayılmış, tamamen kurumuş
pek çok kemik vardı.
Hez.37: 3 RAB, "İnsanoğlu, bu kemikler canlanabilir
mi?" diye sordu.
Ben, "Sen bilirsin, ey Egemen RAB" diye yanıtladım.
Hez.37:
4 Bunun üzerine, "Bu kemikler üzerine peygamberlik et" dedi,
"Onlara
de ki, 'Kuru kemikler, RAB'bin sözünü dinleyin!
Hez.37: 5 Egemen RAB bu
kemiklere şöyle diyor: İçinize ruh koyacağım,
canlanacaksınız.
Hez.37:
6 Size kaslar verecek, üzerinizde et oluşturacağım, sizi
deriyle kaplayacağım.
İçinize ruh koyacağım, canlanacaksınız. O
zaman benim RAB olduğumu anlayacaksınız."
Hez.37:
7 Böylece bana verilen buyruk uyarınca peygamberlik ettim. Ben
peygamberlik
ederken bir gürültü oldu, bir takırtı duyuldu.
Kemikler birbirleriyle birleşiyordu.
Hez.37:
8 Baktım, işte üzerlerinde kaslar, etler oluşuyor, üstlerini
deri kaplıyordu.
Ama onlarda ruh yoktu.
Hez.37: 9 Sonra bana şöyle dedi: "Rüzgara*fç*
peygamberlik et,
insanoğlu, peygamberlik et ve de ki, 'Egemen RAB şöyle diyor:
Ey
rüzgar, gel dört yandan es. Bu öldürülmüşlerin üzerine üfle ki canlansınlar!"
Hez.37: 10 Böylece bana verilen buyruk uyarınca peygamberlik ettim.
Onların
içine soluk*fç* girince canlanıp ayağa kalktılar. Çok,
çok büyük bir kalabalık
oluşturuyorlardı.
Hez.37: 11 Sonra bana, "İnsanoğlu, bu kemikler bütün İsrail halkını simgeliyor" dedi, "Onlar, 'Kemiklerimiz kurudu, umudumuz yok oldu, bittik diyorlar.
Hez.37: 12 Bu yüzden peygamberlik et ve onlara de ki, 'Egemen RAB şöyle diyor: Ey halkım, mezarlarınızı açıp sizi oradan çıkaracak, İsrail ülkesine geri getireceğim.
Hez.37: 13 Mezarlarınızı açıp sizi çıkardığım
zaman benim RAB olduğumu
anlayacaksınız, ey halkım.
Hez.37: 14 Ruhumu
içinize koyacağım, canlanacaksınız. Sizi kendi
ülkenize yerleştireceğim. O
zaman, bunu söyleyenin ve yapanın ben
RAB olduğumu anlayacaksınız." Böyle
diyor RAB.
Yahuda ile İsrail Birleşiyor
Hez.37: 15 RAB bana şöyle seslendi:
Hez.37: 16 "İnsanoğlu, bir değnek al, üzerine 'Yahuda ve
dostları
İsrailliler için diye yaz. Sonra başka bir değnek al, üzerine
'Yusuf'la
dostları İsrailliler için Efrayim'in değneği diye yaz.
Hez.37: 17 İki değneği
yan yana getirerek birleştir. Öyle ki, elinde
bir değnek gibi olsun.
Hez.37:
18 "Halkından biri, 'Bu yaptığının anlamı ne? Bize açıklamaz
mısın? diye
sorarsa,
Hez.37: 19 şöyle yanıtlayacaksın: 'Egemen RAB şöyle diyor: Efrayim'in
elindeki
değneği -Yusuf'la dostları İsrail oymaklarının değneğini- alıp Yahuda değneğiyle
birleştireceğim. İkisinden bir değnek yapıp elimde tutacağım.
Hez.37: 20 Üzerine yazdığın değnekleri görebilecekleri şekilde elinde tut.
Hez.37:
21 Onlara de ki, 'Egemen RAB şöyle diyor: İsrailliler'i
gittikleri ulusların
içinden alacağım. Onları her yerden toplayıp
ülkelerine geri getireceğim.
Hez.37:
22 Onları ülkede, İsrail dağları üzerinde tek bir ulus
yapacağım. Hepsinin
tek kralı olacak. Artık iki ayrı ulus
olmayacaklar, iki krallığa bölünmeyecekler.
Hez.37:
23 Artık putlarıyla, iğrenç uygulamalarıyla, isyanlarıyla
kendilerini kirletmeyecekler.
Onları yerleştikleri, içinde günah
işledikleri yerlerden kurtarıp arındıracağım.
Onlar halkım
olacak, ben de onların Tanrısı olacağım.
Hez.37: 24 "'Kulum
Davut onların kralı olacak, hepsinin tek çobanı
olacak. Buyruklarımı izleyecek,
kurallarıma uyacak, onları uygulayacaklar.
Hez.37: 25 Kulum Yakup'a verdiğim,
atalarınızın yaşadığı ülkeye
yerleşecekler. Kendileri, çocukları, çocuklarının
çocukları
sonsuza dek orada yaşayacaklar. Kulum Davut da sonsuza dek
onların
önderi olacak.
Hez.37: 26 Onlarla esenlik antlaşması yapacağım. Bu onlarla
sonsuza
dek geçerli bir antlaşma olacak. Onları yeniden oraya yerleştirip
sayıca
çoğaltacağım. Tapınağımı sonsuza dek onların ortasına kuracağım.
Hez.37:
27 Konutum aralarında olacak; onların Tanrısı olacağım, onlar
da benim halkım
olacak.
Hez.37: 28 Tapınağım sonsuza dek onların arasında oldukça uluslar
İsrail'i
kutsal kılanın ben RAB olduğumu anlayacaklar."
Gog Kınanıyor
BÖLÜM 38
Hez.38: 1 RAB bana şöyle seslendi:
Hez.38: 2 "İnsanoğlu, yüzünü
Magog ülkesinden Roş'un, Meşek'in,
Tuval'ın önderi*fd* Gog'a çevir, ona karşı
peygamberlik et.
Hez.38: 3 De ki, 'Egemen RAB şöyle diyor: Ey Roş'un, Meşek'in,
Tuval'ın
önderi*fd* Gog, sana karşıyım.
D Not 38:2,3 "Roş'un, Meşek'in, Tuval'ın
önderi" ya da "Meşek'in, Tuval'ın baş önderi".
Hez.38: 4 Seni geldiğin yoldan geri çevirecek, çenelerine çengel takacağım. Seni ve bütün ordunu, atları, tam donanmış atlıları, küçük büyük kalkanlı, hepsi kılıç kullanan büyük kalabalığı dışarıya sürükleyeceğim.
Hez.38: 5 Onlarla birlikte hepsi kalkanlı, miğferli Persliler'i, Kûşlular'ı*, Pûtlular'ı,
Hez.38: 6 Gomer'in
bütün ordusunu, uzak kuzeydeki Beyttogarma'nın
bütün ordusunu ve yanındaki
birçok ulusu da sürükleyeceğim.
Hez.38: 7 "'Hazır ol! Çevrende toplanmış
büyük kalabalıkla birlikte
hazırlan. Onları sen gözeteceksin.
Hez.38:
8 Uzun zaman sonra savaşa çağrılacaksın. Gelecek yıllarda,
halkı birçok ulustan
uzun zamandır ıssız kalmış İsrail dağlarında
toplanmış, savaştan rahata kavuşmuş
bir ülkeye saldıracaksın.
Uluslar arasından çıkarılmış olan bu halk, şimdi
güvenlik içinde yaşıyor.
Hez.38: 9 Sen, bütün askerlerin ve seninle olan
birçok ulus çıkıp
kasırga gibi geleceksiniz; ülkeyi kaplayan bulut gibi olacaksınız.
Hez.38:
10 "'Egemen RAB şöyle diyor: O gün aklına bazı düşünceler
gelecek, kötü
düzenler tasarlayacaksın.
Hez.38: 11 Diyeceksin ki: Sursuz köyleri olan
bir ülkeye saldıracak,
esenlik ve güvenlik içinde yaşayan insanların üzerine
yürüyeceğim.
Bu köylerin tümü sursuz; kapıları da kapı sürgüleri de yok.
Hez.38: 12 Viran
olmuş kentlerde yaşayan halkı soyup malını yağma
edeceğim. Sürüsü, malı olan,
dünyanın ortasında yaşayan bu
ulusların arasından toplanmış halka karşı elimi
uzatacağım.
Hez.38: 13 Saba, Dedan, Tarşiş tüccarları ve köyleri sana, Yağmalamak için mi geldin? Çapul malı toplamak, altın, gümüş taşımak, hayvan, mal götürmek, bol ganimet elde etmek için mi bu kalabalığı topladın? diyecek.
Hez.38:
14 "Bu yüzden, ey insanoğlu, peygamberlik et ve Gog'a de ki,
'Egemen RAB
şöyle diyor: O gün halkım İsrail güvenlik içinde
yaşarken bunu farketmeyecek
misin?
Hez.38: 15 Sen ve seninle birlikte birçok ulustan oluşan tümü ata
binmiş
büyük bir kalabalık, güçlü bir ordu uzak kuzeyden geleceksiniz.
Hez.38:
16 Ülkeyi kaplayan bir bulut gibi halkım İsrail'in üzerine
yürüyeceksiniz.
Son günlerde, ey Gog, seni ülkeme saldırtacağım.
Öyle ki, ulusların gözü önünde
kutsallığımı senin aracılığınla
gösterdiğim zaman beni tanıyabilsinler.
Hez.38:
17 "'Egemen RAB şöyle diyor: Eski günlerde kullarım İsrail
peygamberleri
aracılığıyla hakkında konuştuğum kişi değil misin
sen? O dönemde seni onlara
saldırtacağıma ilişkin yıllarca peygamberlik ettiler.
Hez.38: 18 "'Gog
İsrail ülkesine saldırdığı gün öfkem alevlenecek.
Egemen RAB böyle diyor.
Hez.38:
19 Kıskançlığımla ve öfkemin şiddetiyle diyorum ki, o gün
İsrail ülkesinde
büyük bir yer sarsıntısı olacak.
Hez.38: 20 Denizdeki balıklar, gökteki
kuşlar, kırdaki hayvanlar,
yerde sürünen bütün yaratıklar ve dünyadaki bütün
insanlar önümde
titreyecekler. Dağlar yerle bir edilecek, kayalıklar ufalanacak,
her duvar çökecek.
Hez.38: 21 Bütün dağlarımda Gog'a karşı kılıcı çağıracağım.
Egemen RAB
böyle diyor. Herkes birbirine kılıç çekecek.
Hez.38: 22 Onu
salgın hastalıkla, kanla cezalandıracağım; onun,
ordusunun, ondan yana olan
birçok ulusun üzerine sağanak yağmur,
dolu, ateşli kükürt yağdıracağım.
Hez.38:
23 Böylece büyüklüğümü, kutsallığımı gösterecek, birçok ulusun
gözünde kendimi
tanıtacağım. O zaman benim RAB olduğumu anlayacaklar."
Gog Yenilgiye Uğruyor
BÖLÜM 39
Hez.39: 1 "İnsanoğlu, Gog'a karşı peygamberlik
et ve ona de ki,
'Egemen RAB şöyle diyor: Ey Roş'un, Meşek'in, Tuval'ın önderi*fe*
Gog,
sana karşıyım.
D Not 39:1 "Roş'un, Meşek'in, Tuval'ın önderi" ya
da "Meşek'in, Tuval'ın baş önderi".
Hez.39: 2 Seni geri çevirip
sürükleyeceğim. Seni uzak kuzeyden çıkarıp
İsrail'in dağlarına getireceğim.
Hez.39: 3 Sol elindeki yayını vuracak, sağ elindeki oklarını düşüreceğim.
Hez.39:
4 Sen de askerlerinle senden yana olan uluslar da İsrail
dağlarına serileceksiniz.
Sizi yem olarak her çeşit yırtıcı kuşa,
yabanıl hayvana vereceğim.
Hez.39:
5 Açık kırlarda düşüp öleceksiniz. Çünkü bunu ben söyledim.
Egemen RAB böyle
diyor.
Hez.39: 6 Magog'un ve kıyıda güvenlik içinde yaşayanların üzerine
ateş
yağdıracağım. O zaman benim RAB olduğumu anlayacaklar.
Hez.39: 7
"'Halkım İsrail arasında kutsal adımı tanıtacağım. Bundan
böyle kutsal
adımın aşağılanmasına izin vermeyeceğim. Uluslar
benim İsrail'de kutsal olan
RAB olduğumu anlayacaklar.
Hez.39: 8 O gün yaklaştı! Söylediklerim olacak.
Egemen RAB böyle
diyor. Budur sözünü ettiğim gün!
Hez.39: 9 "'O
zaman İsrail kentlerinde yaşayanlar dışarı çıkıp
topladıkları silahları yakacaklar.
Küçük büyük kalkanları,
yayları, okları, sopaları, mızrakları ateşe atacaklar.
Bunlarla
yedi yıl ateş yakacaklar.
Hez.39: 10 Kırdan odun toplamayacak,
ormandan odun kesmeyecekler.
Yakmak için silahları kullanacaklar. Mallarını
yağmalayanları yağmalayacak, kendilerini soyanları soyacaklar. Egemen RAB böyle
diyor.
Hez.39: 11 "'O gün Lut Gölü'nün doğusunda, Gezginler Deresi'nde
Gog'a
İsrail'de bilinen*ff* bir mezar yeri vereceğim. Gog'la bütün
ordusu
orada gömülecek. Oraya Hamon-Gog*fg* Vadisi adı verilecek.
Oradan geçecek gezginlerin
önü kesilecek.
D Not 39:11 Septuaginta, Targum, Vulgata "Bilinen",
Masoretik metin "Orada".
39:11 "Hamon-Gog": "Gog'un
kalabalığı" anlamına gelir.
Hez.39: 12 İsrail halkı ülkeyi arındırmak için onları gömecek. Bu yedi ay sürecek.
Hez.39: 13 Onları bütün ülke halkı
gömecek. Görkemimi açıkladığım gün
onlar için onur olacak. Egemen RAB böyle
diyor.
Hez.39: 14 "'Ülkeyi arındırmak için adamlar görevlendirilecek. Bazıları ülkeyi sürekli dolaşacak, öbürleriyse yerde kalan cesetleri gömecekler. Yedi aylık süre bitince, araştırma işine başlayacaklar.
Hez.39: 15 Bu adamlar ülkenin her yanını dolaşacak. Bir insan kemiği görünce, mezarcılar onu Hamon-Gog Vadisi'ne gömünceye dek, yanına bir işaret koyacak.
Hez.39: 16 Orada Hamona*fh*
adında bir kent olacak. Böylelikle ülke
arındırılacak.
D Not 39:16 "Hamona":
"Kalabalık" anlamına gelir.
Hez.39: 17 "İnsanoğlu, Egemen
RAB şöyle diyor: Her çeşit kuşa ve
yabanıl hayvana seslen: 'Sizin için hazırlayacağım
kurbana,
İsrail dağları üzerindeki büyük kurbana gelin, her yandan
toplanın!
Orada et yiyecek, kan içeceksiniz.
Hez.39: 18 Başan'ın besili hayvanlarının
-koçların, kuzuların,
tekelerin, boğaların- etini yiyip kanını içer gibi yiğitlerin
etini
yiyecek, dünya önderlerinin kanını içeceksiniz.
Hez.39: 19 Sizin için hazırlayacağım
kurbandan doyana dek yağ
yiyeceksiniz, sarhoş oluncaya dek kan içeceksiniz.
Hez.39:
20 Soframda atlardan, atlılardan, yiğitlerden ve her çeşit
askerden bol bol
yiyip doyacaksınız. Egemen RAB böyle diyor.
Hez.39: 21 "Görkemimi uluslar
arasında açıklayacağım. Bütün uluslar
kendilerine verdiğim cezayı, üzerlerine
koyduğum elimi görecekler.
Hez.39: 22 İsrail halkı o günden başlayarak benim
Tanrıları RAB
olduğumu anlayacak.
Hez.39: 23 Uluslar İsrail halkının
işlediği suç yüzünden, bana ihanet
ettiği için sürgüne gittiğini anlayacaklar.
Yüzümü onlardan
gizledim, onları düşmanlarının eline teslim ettim, hepsi kılıçtan
geçirildi.
Hez.39: 24 Onları kirliliklerine, isyanlarına göre cezalandırdım,
yüzümü
onlardan gizledim.
Hez.39: 25 "Bundan ötürü Egemen RAB şöyle diyor:
Yakup'un sürgündeki
soyunu geri getirecek, İsrail halkına acıyacağım. Kutsal
adımı kıskançlıkla koruyacağım.
Hez.39: 26 Ülkelerinde güvenlik içinde yaşayınca,
onları korkutan
kimse olmayınca, utançlarını, bana ettikleri bütün ihanetleri
unutacaklar.
Hez.39: 27 Onları uluslar arasından geri getirip düşman ülkelerinden
topladığım
zaman, onlar aracılığıyla birçok ulusa kutsallığımı göstereceğim.
Hez.39:
28 O zaman benim Tanrıları RAB olduğumu anlayacaklar. Onları
uluslar arasına
sürgüne göndermeme karşın, hiçbirini bırakmadan
ülkelerine geri getireceğim.
Hez.39:
29 Onlardan bir daha yüzümü gizlemeyeceğim, çünkü İsrail halkı
üzerine Ruhum'u
dökeceğim." Egemen RAB böyle diyor.
Yeni Tapınakla İlgili Görüm
BÖLÜM 40
Hez.40: 1 Sürgünlüğümüzün yirmi beşinci yılı, yılın başında, ayın
onuncu
günü, Yeruşalim Kenti'nin düşüşünün on dördüncü yılı, tam
o gün RAB'bin eli
beni yakalayıp oraya götürdü.
Hez.40: 2 Görümde Tanrı beni İsrail ülkesine
götürüp çok yüksek bir
dağın üzerine koydu. Dağın güneyinde kente benzer yapılar
vardı.
Hez.40: 3 Tanrı beni oraya götürdü, tunca* benzer bir adam gördüm.
Elinde
keten ip ve bir ölçü değneği tutarak kapının girişinde
duruyordu.
Hez.40:
4 Bana, "İnsanoğlu, gözlerinle gör, kulaklarınla işit, sana
göstereceğim
her şeye dikkat et" dedi, "Sen bunun için buraya
getirildin. Göreceğin
her şeyi İsrail halkına anlat."
Doğu Kapısı
Hez.40: 5 Tapınağı
çepeçevre kuşatan bir duvar gördüm. Adamın elindeki
ölçü değneğinin uzunluğu
altı arşındı. Her arşına bir elin eni
kadar uzunluk eklenmişti*fı*. Adam duvarı
ölçtü; kalınlığı ve
yüksekliği bir ölçü değneği kadardı.
D Not 40:5 Yeni
tapınakla ilgili bölümde kullanılan arşının uzunluğu, bir arşına bir elin eni
eklenerek elde edilir (yaklaşık 53 cm).
Hez.40: 6 Sonra doğuya bakan kapıya
gitti, basamakları çıkıp kapı
eşiğini ölçtü. Eni bir ölçü değneği kadardı*fi*.
D
Not 40:6 "Kadardı" sözcüğünden sonra Masoretik metinde şu tümce geçmektedir:
"Bir kapı eşiğinin eni bir ölçü değneği kadardı." Bu tümce Septuaginta'da
yoktur.
Hez.40: 7 Bekçi odalarının her birinin uzunluğu ve genişliği bir
ölçü
değneği kadardı. Odaların arasındaki duvarın kalınlığı beş
arşındı.
Tapınağa bakan eyvanın kapı eşiği bir ölçü değneği uzunluktaydı.
Hez.40: 8 Eyvanı ölçtü;
Hez.40: 9 genişliği sekiz arşın, kapı sövelerinin kalınlığı
ikişer
arşındı. Eyvan tapınağa bakıyordu.
Hez.40: 10 Doğu Kapısı'nın
her yanında üçer bekçi odası vardı. Hepsi
aynı ölçüdeydi. Odalar arasındaki
duvarların ölçüsü de aynıydı.
Hez.40: 11 Adam kapının genişliğini ölçtü.
Genişliği on, iç girişin
genişliği on üç arşındı.
Hez.40: 12 Her bekçi
odasının önünde bir arşın yüksekliğinde bir duvar
vardı. Odalar kare şeklindeydi,
kenarları altışar arşındı.
Hez.40: 13 Sonra girişleri karşı karşıya olan
odaların arka
duvarlarının arasını ölçtü; yirmi beş arşındı.
Hez.40:
14 Sütunları ölçtü, altmış arşındı*fj*. Kapının çevresindeki
avlu sütunlara
kadar uzanıyordu.
D Not 40:14 Masoretik metin "Sütunları ölçtü, altmış
arşındı", Septuaginta "Eyvanın açık alanını ölçtü, yirmi arşındı".
Hez.40: 15 Kapı girişinden eyvanın sonuna kadarki uzaklık elli arşındı.
Hez.40:
16 Her iki yandaki bekçi odalarında, odalar arasındaki
duvarlarda ve eyvanın
çepeçevre duvarlarında içe bakan kafesli
pencereler vardı. Bölme duvarları
hurma ağacı motifleriyle kaplıydı.
Dış Avlu
Hez.40: 17 Adam bundan
sonra beni dış avluya götürdü. Orada odalar ve
dış avluyu çevreleyen taş yol
vardı. Taş yol boyunca otuz oda vardı.
Hez.40: 18 Girişin iki yanındaki
taş yolun genişliği kapıların
uzunluğu kadardı. Bu aşağı taş yoldu.
Hez.40:
19 Avlunun genişliğini aşağı girişten iç avlunun girişine dek
ölçtü. Doğu ve
kuzeydeki uzaklık yüz arşındı.
Kuzey Kapısı
Hez.40: 20 Adam dış avlunun
kuzeye bakan kapısının uzunluğunu ve
genişliğini ölçtü.
Hez.40: 21 İki
yandaki üçer bekçi odasının, aralarındaki duvarların
ve eyvanın ölçüsü, birinci
kapının ölçüsünün aynısıydı. Uzunluğu
elli arşın, genişliği yirmi beş arşındı.
Hez.40:
22 Pencerelerin, eyvanın, hurma ağacı motiflerinin ölçüsü,
doğuya bakan kapının
ölçüsünün aynısıydı. Oraya yedi basamakla
çıkılıyordu, eyvan bunların karşısındaydı.
Hez.40:
23 Doğu Kapısı'na olduğu gibi, Kuzey Kapısı'na da bakan bir
iç avlu kapısı
vardı. Adam bu iki kapı arasındaki uzaklığı ölçtü, yüz arşındı.
Güney Kapısı
Hez.40:
24 Adam beni güneye doğru götürdü. Orada güneye bakan bir kapı
gördüm. Adam
kapının sövelerini ve eyvanı ölçtü. Ölçüleri öbürlerinin aynısıydı.
Hez.40:
25 Öbürlerinde olduğu gibi, bu kapının ve eyvanın her yanında
da pencereler
vardı. Uzunluğu elli arşın, genişliği yirmi beş arşındı.
Hez.40: 26 Oraya
yedi basamakla çıkılıyordu, eyvan bunların
karşısındaydı. İki kapı sövesi de
hurma ağacı motifleriyle kaplıydı.
Hez.40: 27 İç avlunun güneye bakan bir
kapısı vardı. Adam bu kapıdan
güneydeki dış kapıya kadar olan uzaklığı ölçtü,
yüz arşındı.
İç Avlunun Kapıları
Hez.40: 28 Adam beni Güney Kapısı'ndan
iç avluya götürdü. Güney
Kapısı'nı ölçtü. Ölçüleri öbürlerinin aynısıydı.
Hez.40:
29 Bekçi odalarının, odalar arasındaki duvarların, eyvanın
ölçüleri öbürlerinin
aynısıydı. Dış duvarlarda ve eyvanın her
yanında pencereler vardı. Girişin
uzunluğu elli arşın, genişliği yirmi beş arşındı.
Hez.40: 30-31 Eyvan*fk*
dış avluya bakıyordu. Kapı söveleri hurma
ağacı motifleriyle kaplıydı. Oraya
sekiz basamakla çıkılıyordu.
D Not 40:30-31 Masoretik metinde "Eyvan"
sözcüğünden önce şu tümce geçiyor: "İç avlunun çevresindeki eyvanların uzunluğu
yirmi beş arşın, genişliği beş arşındı." Bu tümce bazı İbranice elyazmalarında
geçmemektedir.
Hez.40: 32 Adam beni doğudaki iç avluya götürdü. Oradaki
kapıyı ölçtü.
Ölçüleri öbürlerinin aynısıydı.
Hez.40: 33 Bekçi odalarının,
odalar arasındaki duvarların, eyvanın
ölçüleri öbürlerinin aynısıydı. Dış duvarlarda
ve eyvanın her
yanında pencereler vardı. Girişin uzunluğu elli arşın, genişliği
yirmi beş arşındı.
Hez.40: 34 Eyvan dış avluya bakıyordu. Kapı söveleri
hurma ağacı
motifleriyle kaplıydı. Oraya sekiz basamakla çıkılıyordu.
Hez.40:
35 Sonra adam beni Kuzey Kapısı'na götürdü. Kapıyı ölçtü.
Ölçüleri öbürlerinin
aynısıydı.
Hez.40: 36 Bunun da bekçi odaları, aralarındaki duvarlar, eyvanı
aynıydı.
Kapının her yanında pencereler vardı. Girişin uzunluğu
elli arşın, genişliği
yirmi beş arşındı.
Hez.40: 37 Eyvan dış avluya bakıyordu. Kapı söveleri
her yanda hurma
ağacı motifleriyle kaplıydı. Oraya sekiz basamakla çıkılıyordu.
Kurbanların Hazırlandığı Odalar
Hez.40: 38 İç avlu girişlerindeki eyvanların yanında
kapısı eyvana
açılan bir oda vardı. Yakmalık sunular* burada yıkanıyordu.
Hez.40:
39 Eyvanın her iki yanında ikişer masa vardı. Yakmalık sunu,
günah sunusu*
ve suç sunusu* için hayvanlar bu masaların üzerinde kesiliyordu.
Hez.40:
40 Eyvanın dış duvarının yanında, Kuzey Kapısı'nın
basamaklarının her iki yanında
ikişer olmak üzere dört masa daha vardı.
Hez.40: 41 Böylece kurbanlık hayvanların
kesimi için kapının her iki
yanında dörder olmak üzere sekiz masa vardı.
Hez.40:
42 Yakmalık sunular için yontma taştan dört masa vardı. Her
masanın uzunluğu
ve genişliği birer buçuk arşın, yüksekliği bir
arşındı. Yakmalık sunularla
öbür kurbanların kesiminde kullanılan
aletleri bunların üzerine koyuyorlardı.
Hez.40:
43 Odanın duvarlarına çifte çengeller asılmıştı; her biri bir
el genişliğindeydi.
Masalar sunulacak kurban eti için kullanılıyordu.
Kâhinler için Ayrılan Odalar
Hez.40: 44 İç kapının dış bölümünde, iç avluda iki oda*fl* vardı.
Bunlardan
biri Kuzey Kapısı'nın yanındaydı ve güneye bakıyordu,
öbürü Güney*fm* Kapısı'nın
yanındaydı ve kuzeye bakıyordu.
D Not 40:44 Septuaginta "İki oda",
Masoretik metin "Ezgiciler için odalar".
40:44 Septuaginta "Güney",
Masoretik metin "Doğu".
Hez.40: 45 Adam bana, "Güneye bakan
oda tapınakta hizmet görecek
kâhinler için" dedi,
Hez.40: 46 "Kuzeye
bakan oda da sunakta hizmet görecek kâhinler için.
Bunlar Levi soyundan, RAB'be
hizmet etmek için O'na yaklaşan Sadokoğulları'dır."
Hez.40: 47 Adam
avluyu ölçtü. Kareydi, uzunluğu yüz arşın, genişliği
yüz arşındı. Sunak tapınağın
önündeydi.
Tapınak
Hez.40: 48 Adam sonra beni tapınağın eyvanına götürüp
eyvanın kapı
sövelerini ölçtü. Her iki yandaki sövelerin genişliği beşer arşındı.
Girişin genişliği on dört arşın, iki yandaki duvarların genişliği de üçer arşındı*fn*.
Hez.40:
49 Eyvanın uzunluğu yirmi arşın, genişliği on iki arşındı*fo*. Oraya basamaklarla
çıkılıyordu. Kapı sövelerinin her bir yanında sütunlar vardı.
D Not 40:48 Septuaginta
"Girişin genişliği on dört arşın, iki yandaki duvarların genişliği de üçer
arşındı", Masoretik metin "Girişin iki yanının genişliği üçer arşındı".
40:49 Septuaginta "On iki arşın", Masoretik metin "On bir
arşın".
BÖLÜM 41
Hez.41: 1 Bundan sonra adam beni tapınağın
ana bölümüne götürüp kapı
sövelerini ölçtü. Sövelerin*fö* genişliği her yandan
altı arşındı.
D Not 41:1 Olası metin "Sövelerin" (bkz. Septuaginta),
Masoretik metin "Çadırın".
Hez.41: 2 Girişinin genişliği on arşın, her yandan buna bağlı duvarların genişliği beşer arşındı. Ana bölümü de ölçtü. Uzunluğu kırk arşın, genişliği yirmi arşındı.
Hez.41: 3 Sonra iç odaya gidip girişin sövelerini ölçtü. Her biri iki arşın genişliğindeydi. Girişin genişliği altı arşın, her yandan buna bağlı duvarların genişliği yedi arşındı.
Hez.41: 4 Ana bölümün ötesindeki iç odayı ölçtü. Uzunluğu ve genişliği yirmişer arşındı. Adam, "Bu En Kutsal Yer'dir*" dedi.
Hez.41: 5 Tapınağın duvarını ölçtü, kalınlığı altı arşındı. Tapınağın çevresindeki her yan odanın genişliği dört arşındı.
Hez.41: 6 Bu yan odalar üç kattı, her katta otuz oda vardı. Tapınağın duvarları boyunca yan odalara destek görevi yapan çıkıntılar vardı. Öyle ki, destekler tapınak duvarlarına girmesin.
Hez.41: 7 Tapınağın çevresindeki
yan odalar yukarı kata doğru çıktıkça genişliyordu. Tapınağın çevresindeki yapının
yukarıya çıkan bir merdiveni vardı. Yukarıya doğru çıkıldıkça yan odalar genişliyordu.
Merdivenle alt kattan orta kata, oradan da üst kata
çıkılıyordu.
Hez.41: 8 Tapınağın çevresinde yan odaların temelini oluşturan yüksek bir kaldırım gördüm. Uzunluğu bir değnek kadar, yani altı arşındı.
Hez.41: 9-10 Yan odaların
dış duvarının kalınlığı beş arşındı.
Tapınağın yan odaları ile kâhin odaları
arasındaki açık alanın
genişliği tapınak çevresi boyunca yirmi arşındı.
Hez.41:
11 Yan odaların girişi açık alana bakıyordu; biri kuzeyde,
öbürü güneydeydi.
Açık alana bitişik temelin genişliği her yandan beş arşındı.
Hez.41: 12 Tapınağın batısında açık alana bakan bir yapı vardı. Genişliği yetmiş arşındı; duvarının kalınlığı her yandan beş arşın, uzunluğu doksan arşındı.
Hez.41:
13 Bundan sonra adam tapınağı ölçtü. Uzunluğu yüz arşındı.
Tapınağın açık alanı,
yapı ve duvarları yüz arşın uzunluktaydı.
Hez.41: 14 Doğuda tapınağın açık
alanının tapınağın önüyle birlikte
genişliği yüz arşındı.
Hez.41: 15
Adam tapınağın arkasındaki açık alana bakan yapının iki
yanındaki koridorların
uzunluğunu ölçtü; yüz arşındı.
Ana bölüm, iç oda, avluya bakan eyvan,
Hez.41:
16 kapı eşikleri, kafesli pencereler, eşiğin karşısındaki üç
katı çevreleyen
koridorlar tabandan pencerelere dek ağaç
kaplıydı. Pencereler açılıp kapanabiliyordu.
Hez.41:
17 Girişin üstü, iç oda, dışarısı ve bütün iç ve dış duvarlar
düzenli aralıklarla
Hez.41:
18 Keruv* ve hurma ağacı motifleriyle kaplıydı. İki Keruv
arasında bir hurma
ağacı vardı. Her Keruv'un iki yüzü vardı:
Hez.41: 19 Bir yanda hurma ağacına
bakan insan yüzü, öbür yanda hurma
ağacına bakan genç aslan yüzü. Tapınak çepeçevre
Keruv ve hurma
ağacı oymalarıyla bezenmişti.
Hez.41: 20 Tabandan girişin
üstündeki bölüme dek ana bölümün duvarları
Keruv ve hurma ağacı oymalarıyla
kaplıydı.
Hez.41: 21 Ana bölümün kapı söveleri kare şeklindeydi, En Kutsal
Yer'in
önündeki kapı söveleri bunlara benziyordu.
Hez.41: 22 Üç arşın yüksekliğinde,
iki arşın uzunluğunda ağaçtan
yapılmış bir sunak vardı. Köşeleri, ayakları*fp*,
yanları
ağaçtandı. Adam bana, "RAB'bin önündeki masa budur" dedi.
D
Not 41:22 Septuaginta "Ayakları", Masoretik metin "Uzunluğu".
Hez.41: 23 Ana bölümün ve En Kutsal Yer'in çift kanatlı birer kapısı vardı.
Hez.41: 24 Her kapının iki menteşeli kanadı vardı.
Hez.41: 25 Duvarlara olduğu gibi,
ana bölümün kapılarına da Keruv ve
hurma ağacı oymaları yapılmıştı. Dışarda,
eyvanın önünde ağaçtan
bir asma tavan vardı.
Hez.41: 26 Eyvanın yan duvarlarındaki
kafesli pencerelerin iki yanı
hurma ağacı oymalarıyla kaplıydı. Tapınağın yan
odalarıyla asma tavanları böyleydi.
Dış Avluda Odalar
BÖLÜM 42
Hez.42:
1 Adam beni kuzeye giden yoldan dış avluya çıkardı. Tapınağın
açık alanına
ve dış avlunun kuzeyindeki yapılara bakan odalara götürdü.
Hez.42: 2 Kapısı
kuzeye bakan bu yapının uzunluğu yüz arşın, genişliği
elli arşındı.
Hez.42:
3 İç avlunun yirmi arşınlık bölümüyle dış avlunun taş yoluna
bakan üç katın
koridorları karşı karşıyaydı.
Hez.42: 4 Odaların önünde genişliği on arşın,
uzunluğu yüz arşın*fr*
olan bir iç koridor vardı. Kapıları kuzeye bakıyordu.
D
Not 42:4 Septuaginta, Süryanice ve 8. ayet "Yüz arşın", Masoretik metin
"Bir arşın".
Hez.42: 5 Yapının üst kattaki odaları alt ve orta
kattaki odalardan
daha dardı. Çünkü üst kattaki koridorlar daha çok yer kaplıyordu.
Hez.42: 6 Avlularda sütunlar olmasına karşın, üçüncü kattaki odaların sütunları yoktu. Bu yüzden bu odalar alt ve orta kattaki odalardan daha dardı.
Hez.42: 7 Odaların önünde, odalara ve dış avluya paralel bir dış duvar vardı, elli arşın uzunluktaydı.
Hez.42: 8 Dış avlu yanındaki sıra odaların uzunluğu elli arşınken,
ana
bölüme daha yakın sıra odaların uzunluğu yüz arşındı.
Hez.42: 9 Alt
kattaki odaların dış avludan girilecek gibi doğu yönünde
bir girişleri vardı.
Hez.42:
10 İç avlunun güneyi*fs* boyunca, açık alana ve dış avludaki
yapılara bakan
başka odalar vardı.
D Not 42:10 Septuaginta "Güneyi", Masoretik metin
"Doğusu".
Hez.42: 11-12 Kuzeydeki odalarda olduğu gibi, bu odaların
önünde de
bir geçit vardı. Odaların uzunlukları, genişlikleri aynıydı,
çıkışları
ve boyutları kuzeydeki odalara benziyordu. Güneydeki
odaların girişleri kuzeydekiler
gibiydi. Geçidin başlangıcında
bir giriş vardı. Arka duvarlar boyunca doğuya
uzanan bu geçit
odalara açılıyordu.
Hez.42: 13 Bundan sonra adam, "Tapınağın
açık alanına bakan kuzey ve
güneydeki odalar kutsaldır" dedi, "RAB'bin
önünde hizmet eden
kâhinler orada en kutsal sunulardan yiyecekler. En kutsal
sunuları
-tahıl, günah ve suç sunularını*- oraya koyacaklar. Çünkü orası kutsaldır.
Hez.42:
14 Kâhinler kutsal alana girdikten sonra, hizmet ederken
giydikleri giysileri
orada bırakmadan dış avluya çıkmayacaklar.
Çünkü bu giysiler kutsaldır. Halkın
bulunduğu yerlere gitmeden
önce başka giysiler giymeliler."
Hez.42:
15 Adam iç tapınağı ölçmeyi bitirince, beni Doğu Kapısı'ndan
dışarıya götürdü,
o alanı her yandan ölçtü.
Hez.42: 16 Doğu yanını ölçü değneğiyle ölçtü,
beş yüz arşın*fş* kadardı.
D Not 42:16-19 Septuaginta "Arşın", Masoretik
metin "Ölçü değneği".
Hez.42: 17 Kuzey yanını ölçtü, beş yüz arşın*fş* kadardı.
Hez.42: 18 Güney yanını ölçtü, beş yüz arşın*fş* kadardı.
Hez.42: 19 Sonra batıya dönüp ölçtü, beş yüz arşın*fş* kadardı.
Hez.42: 20 Böylece
alanın dört yanını ölçtü. Kutsal olanı kutsal
olmayandan ayırmak için alanın
çevresinde bir duvar vardı;
uzunluğu ve genişliği beşer yüz arşındı.
Tanrı'nın Görkemi Tapınağa Dönüyor
BÖLÜM 43
Hez.43: 1 Adam beni doğuya bakan kapıya götürdü.
Hez.43: 2 İsrail Tanrısı'nın görkeminin doğudan geldiğini gördüm. Sesi gürül gürül akan suların sesi gibiydi. Görkeminden yeryüzü aydınlıkla doldu.
Hez.43: 3 Gördüğüm görüm, Tanrı kenti yok etmeye geldiğinde ve Kevar
Irmağı
kıyısında gördüğüm görümlere benziyordu. Yüzüstü yere düştüm.
Hez.43: 4 RAB'bin görkemi doğuya bakan kapıdan tapınağa girdi.
Hez.43: 5 Ruh beni
ayağa kaldırıp iç avluya götürdü. RAB'bin görkemi
tapınağı doldurdu.
Hez.43:
6 Adam orada yanımda dururken, tapınaktan birinin bana
seslendiğini duydum.
Hez.43:
7 Bana şöyle dedi: "İnsanoğlu, tahtımın yeri, ayaklarımın
basacağı, İsrail
halkıyla sonsuza dek yaşayacağım yer burasıdır.
Bundan böyle İsrail halkı da
kralları da fahişelikleriyle ve
krallarının cesetleriyle bir daha kutsal adımı
kirletmeyecek.
Hez.43: 8 Onlar kapı eşiklerini kapı eşiğimin, sövelerini sövelerimin bitişiğine yerleştirdiler. Benimle aralarında yalnızca bir duvar vardı. İğrenç uygulamalarıyla kutsal adımı kirlettiler. Bu yüzden öfkemle onları yok ettim.
Hez.43: 9 Şimdi fahişeliklerini, krallarının cesetlerini benden
uzaklaştırsınlar;
ben de sonsuza dek aralarında yaşayayım.
Hez.43: 10 "İnsanoğlu, günahlarından
utanmaları için bu tapınağı
İsrail halkına tanıt. Tapınağın tasarısını incelesinler.
Hez.43:
11 Eğer bütün yaptıklarından utanıyorlarsa, tapınağın tasarını
-düzenlemesini,
girişlerini, çıkışlarını- kurallarını, yasalarını
onlara bildir. Tasarı onların
gözü önünde yaz ki, bütün düzenine,
kurallarına bağlılıkla uyabilsinler.
Hez.43: 12 Tapınakla ilgili yasa şudur: Dağın tepesinde tapınağı çevreleyen bütün alan çok kutsal olacak. İşte tapınakla ilgili yasa böyle.
Sunak
Hez.43:
13 "Arşın ölçüsüyle sunağın ölçüleri şunlardır: -Bu arşın, bir
arşına
ek olarak bir elin eni kadardır.- Sunağı çevreleyen
hendeğin derinliği bir
arşın, genişliği bir arşın, çevresindeki
kenarlık bir karış. Sunağın yüksekliğiyse
şöyle:
Hez.43: 14 Sunağın yerdeki hendekten alt çıkıntıya kadarki bölümünün
yüksekliği
iki arşın, genişliği bir arşın, küçük çıkıntıdan büyük
çıkıntıya kadarki bölümün
yüksekliği dört arşın, genişliği bir arşın.
Hez.43: 15 Sunağın kurban yakılan
üst bölümünün yüksekliği dört arşın;
üst bölümden yukarı doğru dört boynuz
uzanacak.
Hez.43: 16 Sunağın üst bölümü kare şeklinde olacak. Uzunluğu on
iki
arşın, genişliği on iki arşın.
Hez.43: 17 Üst çıkıntının dört yandan
uzunluğu ve genişliği de on
dörder arşın. Çevresindeki kenarlık yarım arşın,
hendeğin çevresi
bir arşın. Sunağın basamakları doğuya bakacak."
Hez.43:
18 Adam konuşmasını şöyle sürdürdü: "İnsanoğlu, Egemen RAB
şöyle diyor:
'Sunak yapılacağı gün, üzerinde yakmalık sunular*
sunmak ve kan dökmek için
kurallar şunlardır:
Hez.43: 19 Bana hizmet etmek üzere önüme gelen Sadok
soyundan Levili
kâhinlere günah sunusu* olarak bir boğa vereceksin. Egemen
RAB böyle diyor.
Hez.43: 20 Boğanın kanından biraz alıp sunağın dört boynuzuna,
çıkıntının
dört köşesine ve çevresindeki kenarlığın üzerine
süreceksin. Böylece sunağı
pak kılıp arındıracaksın.
Hez.43: 21 Boğayı günah sunusu olarak alacak,
tapınağın dışında,
tapınak alanında belirlenen yerde yakacaksın.
Hez.43: 22 "'İkinci gün günah sunusu olarak kusursuz bir teke sunacaksın. Sunağı boğanın kanıyla arındırdığın gibi tekenin kanıyla da arındır.
Hez.43: 23
Arındırma işlemini bitirince, sürüden kusursuz bir boğayla
bir koç sunacaksın.
Hez.43:
24 Bunları RAB'bin önüne getireceksin. Kâhinler üzerlerine tuz
serpip yakmalık
sunu olarak RAB'be sunacaklar.
Hez.43: 25 "'Yedi gün boyunca günah
sunusu olarak her gün bir teke
sağlayacaksın; kusursuz bir boğayla sürüden
bir koç da sağlayacaksın.
Hez.43: 26 Yedi gün sunağı arındırıp pak kılacaklar.
Böylece sunak
adanmış olacak.
Hez.43: 27 Yedi gün bitince, kâhinler sekizinci
gün ve daha sonra
yakmalık ve esenlik sunularınızı* sunağın üzerinde sunacak.
O
zaman sizi kabul edeceğim. Egemen RAB böyle diyor."
Hizmet Edecek Olanlar
BÖLÜM 44
Hez.44: 1 Bundan sonra adam beni tapınağın doğuya
bakan dış kapısına
geri getirdi. Kapı kapalıydı.
Hez.44: 2 RAB bana, "Bu kapı kapalı kalacak, açılmayacak, buradan kimse girmeyecek!" dedi, "İsrail'in Tanrısı RAB bu kapıdan girdi, bu yüzden kapalı kalacak.
Hez.44:
3 Yalnız önder -önder olduğu için- RAB'bin önünde oturup ekmek
yemek üzere
eyvandan girebilir, aynı yoldan da çıkabilir."
Hez.44: 4 Adam Kuzey Kapısı yolundan tapınağın önüne getirdi beni. Baktım, RAB'bin görkeminin tapınağı doldurduğunu gördüm. Yüzüstü yere düştüm.
Hez.44: 5 RAB bana şöyle seslendi: "İnsanoğlu, RAB'bin Tapınağı'nın bütün kuralları ve yasalarıyla ilgili söyleyeceklerimi iyi dinle, her şeye iyi bak, kulak ver. Tapınağa kimin girip çıkacağına dikkat et.
Hez.44: 6 Asi İsrail halkına de ki, 'Egemen RAB şöyle diyor: Ey İsrail halkı, yaptığınız iğrençliklere bir son verin artık!
Hez.44: 7 Yüreği ve bedeni sünnet edilmemiş yabancıları tapınağıma aldınız, bana yiyecek olarak yağ, kan sunmakla tapınağımı kirlettiniz. Böylece iğrenç uygulamalarınızla antlaşmamı bozdunuz.
Hez.44: 8 Kutsal eşyalarıma ilişkin sorumluluğunuzu yerine getirmediniz. Tapınağımda bu eşyalara bakmaları için başkalarını görevlendirdiniz.
Hez.44: 9 Egemen RAB şöyle diyor: Yüreği ve bedeni sünnet edilmemişlerden, İsrail halkı arasında yaşayan yabancılardan hiçbiri tapınağıma girmeyecek.
Hez.44: 10
"'İsrail kötü yola saptığı zaman beni bırakan, yoldan sapıp
putlarına
bağlanan Levililer'se günahlarının cezasını çekecekler.
Hez.44: 11 Ama tapınağımda
onlar hizmet edecek: Tapınağın kapılarından
sorumlu olacaklar; tapınağın hizmetini
yapacak, yakmalık sunu*
ve kurbanlık hayvanları halk için kesecek, halkın önünde
duracak,
halka hizmet edecekler.
Hez.44: 12 Putlarının önünde İsrail
halkına hizmet ederek halkı günaha
soktular. Bu nedenle ben RAB onları günahları
yüzünden
cezalandıracağıma ant içtim. Egemen RAB böyle diyor.
Hez.44:
13 Kâhin olarak hizmet etmek üzere bana yaklaşmayacaklar.
Kutsal eşyalarıma,
en kutsal sunularıma dokunmayacaklar. İğrenç
uygulamalarının utancını yüklenecekler.
Hez.44:
14 Yine de tapınağın hizmeti ve orada yapılacak bütün işler
için onları görevlendireceğim.
Hez.44:
15 "'Ancak İsrail beni bırakıp kötü yola saptığında
tapınağımın hizmetini
sadakatle yapan Sadok soyundan Levili
kâhinler önümde hizmet etmek üzere bana
yaklaşacak. Yağ ve kan
sunularını sunmak için önümde onlar duracak. Böyle diyor
Egemen RAB.
Hez.44: 16 Yalnız onlar girecek tapınağıma; önümde hizmet etmek
için
yalnız onlar soframa yaklaşacak, görev yapacaklar.
Hez.44: 17 "'Kâhinler iç avlunun kapılarından girecekleri zaman keten giysi giyecek; iç avlunun kapılarında ya da tapınakta hizmet ederken yünlü giysi giymeyecekler.
Hez.44: 18 Başlarına
keten sarık saracak, keten don giyecekler.
Kendilerini terletecek bir şey giymeyecekler.
Hez.44:
19 Dış avluya halkın yanına çıkmadan önce, hizmet ederken
giydikleri giysileri
çıkarıp kutsal odalara koyacak, başka giysiler giyecekler. Öyle ki, o giysilerin
kutsallığını halka geçirmesinler.
Hez.44: 20 "'Kâhinler başlarını tıraş
etmeyecek, saçlarını
uzatmayacaklar. Ancak saçlarını kesip düzeltecekler.
Hez.44: 21 İç avluya gireceği zaman hiçbir kâhin içki içmeyecek.
Hez.44: 22 Kâhinler dul ya da boşanmış kadınla evlenmeyecek. İsrail soyundan erden bir kızla ya da başka bir kâhinden dul kalmış bir kadınla evlenebilirler.
Hez.44: 23 Kutsalla
bayağı arasındaki ayrımı halkıma onlar öğretecek,
kirliyle temizi ayırt etmeyi
onlar gösterecekler.
Hez.44: 24 "'Davalarda yargıç olarak kâhinler
görev yapacak, ilkelerim
uyarınca karar verecekler. Bayramlarımla ilgili yasalarıma,
kurallarıma
uyacak, Şabat* günlerimi kutsal tutacaklar.
Hez.44: 25 "'Kâhin bir
ölünün yanına giderek kendini kirletmeyecek;
ölü annesi, babası, oğlu, kızı,
kardeşi ya da evlenmemiş
kızkardeşiyse kendini kirletebilir.
Hez.44: 26 Arındıktan sonra yedi gün bekleyecek.
Hez.44: 27 Tapınakta hizmet etmek
üzere iç avluya gireceği gün,
kendisi için bir günah sunusu* sunacak. Egemen
RAB böyle diyor.
Hez.44: 28 "'Kâhinlerin payı vardır, onların mirası
benim. İsrail'de
onlara mülk vermeyeceksiniz. Onların mirası benim.
Hez.44:
29 Kâhinler tahıl, günah ve suç sunularını* yiyecekler.
İsrail'de RAB'be adanan
her şey onların olacak.
Hez.44: 30 İlk ürünlerin en iyileri ve bütün özel
armağanlarınız
kâhinlerin olacak. Evinize bereket yağsın diye tahılınızın ilkini
onlara
vereceksiniz.
Hez.44: 31 Kâhinler ölü bulunmuş ya da yabanıl hayvan tarafından
parçalanmış
hiçbir kuş ya da hayvan yemeyecek."
Rab'bin Payı
BÖLÜM 45
Hez.45:
1 "'Ülkeyi mülk olarak paylaştırdığınız zaman, RAB'be ülkeden pay olarak
25 000 arşın*ft* uzunlukta, 20 000 arşın*fu* genişlikte kutsal bir bölge ayıracaksınız.
Bütün bu bölge kutsal olacak.
D Not 45:1,3,5,6 "25 000 arşın": Yaklaşık
13.3 km.
45:1 Septuaginta "20 000 arşın", yaklaşık 10.6 km. Masoretik
metin "10 000 arşın", yaklaşık 5.3 km.
Hez.45: 2 Uzunluğu ve genişliği
500 arşınlık bir bölüm kutsal yer
için, 50 arşınlık bir yer de çevresindeki
alan için ayrılacak.
Hez.45: 3 Bu bölgeden uzunluğu 25 000 arşınlık*ft*,
genişliği 10 000
arşınlık*fü* bir bölüm ölçeceksiniz. Tapınak, En Kutsal Yer*
orada olacak.
D Not 45:3,5 "10 000 arşın": Yaklaşık 5.3 km.
Hez.45: 4 Burası tapınakta hizmet etmek üzere RAB'be yaklaşan kâhinlere ayrılacak ve ülkenin kutsal payı olacak. Kâhinlerin evleri de tapınak da o kutsal bölgede olacak.
Hez.45:
5 Tapınakta hizmet eden Levililer'e miras olarak 25 000 arşın*ft* uzunlukta, 10
000 arşın*fü* genişlikte bir bölge verilecek. Orada, yaşamaları için kendilerine
ait kentler olacak*fv*.
D Not 45:5 Septuaginta "Yaşamaları için kendilerine
ait kentler olacak", Masoretik metin "Mülk olarak yirmi oda alacaklar".
Hez.45:
6 "'Kutsal bölgeye düşen payla birlikte kent için uzunluğu 25 000*ft*, genişliği
5 000 arşınlık*fy* bir pay ayıracaksınız; bu bütün İsrail halkı için olacak.
D
Not 45:6 "5 000 arşın": Yaklaşık 2.7 km.
Hez.45: 7 "'Kutsal
bölgeye düşen pay ile kente düşen payın iki
yanındaki topraklar öndere verilecek.
Batıdan batıya, doğudan
doğuya doğru uzanacak. Batı sınırından doğu sınırına
dek uzunluğu
bir İsrail oymağına düşen pay kadardır.
Hez.45: 8 Bu toprak
İsrail'de önderin payı olacak. Bundan böyle
önderlerim halkıma bir daha baskı
yapmayacak, ama oymaklarına
göre İsrail halkına ülkeyi miras olarak verecekler.
Hez.45:
9 "'Egemen RAB şöyle diyor: Yeter artık, ey İsrail önderleri!
Zorbalığı,
baskıyı bırakın. Adil ve doğru olanı yapın. Halkımı
kendi topraklarından kovmayın.
Egemen RAB böyle diyor.
Hez.45: 10 Doğru ölçüler kullanın, kullandığınız
efa*fz* ve bat*fa*
doğru olsun.
D Not 45:10,11 "Efa": Yaklaşık
22 litrelik bir ölçek.
45:10,11 "Bat": Yaklaşık 22 lt.
Hez.45:
11 Efa*fz* ile bat*fa* aynı ölçüde olsun. Bat homerin*fb* onda birine, efa da
homerin onda birine eşit olmalı. İkisinin de ölçüsü homere göre olacak.
D Not
45:11 "Bir homer": Yaklaşık 220 litrelik bir ölçek.
Hez.45: 12
Bir şekel*fc* yirmi geraya eşit olmalı. Altmış şekel*fç* de bir minaya*fd* eşit
olmalı."
D Not 45:12 "Bir şekel": Yaklaşık 11.5 gr.
45:12
"Altmış şekel": İbranice "Yirmi şekel, yirmi beş şekel, on beş
şekel".
45:12 "Altmış şekelden oluşan bir mina": Yaklaşık 690
gr.
Sunular ve Kutsal Günler
Hez.45: 13 "'Sunacağınız sunular
şunlardır: Her homer buğdaydan efanın altıda biri*fe*, her homer arpadan efanın
altıda biri*ff* kadarını vereceksiniz.
D Not 45:13 "Buğdaydan efanın altıda
biri": Yaklaşık 2.9 kg.
45:13 "Arpadan efanın altıda biri":
Yaklaşık 2.4 kg.
Hez.45: 14 Bat ölçüsüne göre istenen zeytinyağı miktarı,
her kordan*fg* batın onda biri*fh* kadardır. Bir kor*fg* on bat ya da bir homere
eşittir.
D Not 45:14 "Bir kor": Yaklaşık 220 lt.
45:14 "Batın
onda biri": Yaklaşık 2.2 lt.
Hez.45: 15 İsrail'in sulak otlaklarındaki sürüden iki yüz koyundan bir koyun alınacak. Halkın günahlarını bağışlatmak için bu koyunlar yakmalık sunular*, tahıl ve esenlik sunuları* için kullanılacak. Egemen RAB böyle diyor.
Hez.45: 16 Ülke halkı bu armağanları İsrail'deki öndere verecek.
Hez.45: 17 İsrail'de kutlanan bütün bayramlarda -şenliklerde, Yeni
Ay
törenlerinde, Şabat* günlerinde- tahıl sunularını*, yakmalık ve
dökmelik
sunuları önder sağlayacak. İsrail halkının günahlarını
bağışlatmak için yakmalık
sunuları, günah, tahıl, esenlik sunularını sağlayacak.
Hez.45: 18 "'Egemen
RAB şöyle diyor: Birinci ayın* birinci günü
kusursuz bir boğa alacak, tapınağı
arındıracaksın.
Hez.45: 19 Kâhin günah sunusunun* kanından alıp tapınağın kapı sövelerine, sunağın üst çıkıntısının dört köşesine, iç avlunun kapı sövelerine sürecek.
Hez.45: 20 Yanlışlıkla ya da bilgisizlikten günah işleyen biri için ayın yedinci günü aynısını yapacaksın. Böylece tapınağı arındıracaksın.
Hez.45:
21 "'Birinci ayın on dördüncü günü Fısıh Bayramı'nı* yedi gün
kutlayacak,
mayasız ekmek yiyeceksiniz.
Hez.45: 22 O gün önder kendisi ve ülke halkı
için günah sunusu olarak
bir boğa sağlayacak.
Hez.45: 23 Yedi gün bayram boyunca her gün RAB'be yakmalık sunu* olarak kusursuz yedi boğayla yedi koç, günah sunusu olarak da bir teke sağlayacak.
Hez.45: 24 Tahıl sunusu olarak her
boğa ve koç için birer efa*fı*
tahıl, her efa için bir hin*fi* zeytinyağı sağlayacak.
D
Not 45:24 "Bir efa": Yaklaşık 22 litrelik bir ölçek.
45:24 "Bir
hin": Yaklaşık 3.6 lt.
Hez.45: 25 "'Yedinci ayın on beşinci günü
başlayan ve yedi gün süren
bayramda önder yakmalık sunuları, günah ve tahıl
sunularını,
zeytinyağını her gün aynı miktarda sağlayacak.
BÖLÜM 46
Hez.46: 1 "'Egemen RAB şöyle diyor: İç avlunun doğuya bakan kapısı altı çalışma günü kapalı, Şabat Günü* ve Yeni Ay Günü ise açık kalacak.
Hez.46: 2 Önder dışarıdan eyvana girip kapı sövesinin yanında duracak. Kâhinler onun yakmalık ve esenlik sunularını sunacaklar. Önder kapı eşiğinde tapındıktan sonra çıkıp gidecek. Kapı akşama dek açık kalacak.
Hez.46: 3 Şabat günleri ve Yeni Ay törenlerinde ülke halkı bu kapının girişinde RAB'bin önünde tapınacak.
Hez.46: 4 Önder Şabat Günü RAB'be sunacağı yakmalık sunu olarak kusursuz altı kuzu, bir koç sunacak.
Hez.46:
5 Koç için verilecek tahıl sunusu bir efa*fj* tahıl olacak, kuzular için verebileceği
kadar tahıl sunusu sunabilir. Her efa tahıl için bir hin*fk* zeytinyağı verilecek.
D
Not 46:5,7,11 "Bir efa": Yaklaşık 22 litrelik bir ölçek.
46:5,7,11
"Bir hin": Yaklaşık 3.6 lt.
Hez.46: 6 Yeni Ay Günü kusursuz bir boğa, altı kuzu ve bir koç sunacak.
Hez.46: 7 Boğa ve koç için tahıl sunusu olarak birer efa*fj* tahıl sağlayacak; kuzular için istediği kadar tahıl sağlayabilir. Her efa tahıl için bir hin*fk* zeytinyağı sağlayacak.
Hez.46: 8 Önder içeri
gireceği zaman eyvandan girecek ve aynı yoldan
dışarı çıkacak.
Hez.46:
9 "'Ülke halkı bayramlarda RAB'bin önüne geldiğinde, tapınmak
için Kuzey
Kapısı'ndan giren Güney Kapısı'ndan çıkacak, Güney
Kapısı'ndan giren Kuzey
Kapısı'ndan çıkacak. Hiç kimse girdiği
kapıdan çıkmayacak. Herkes girdiği kapının
karşısındaki kapıdan çıkacak.
Hez.46: 10 Önder halkın arasında olacak. Halkla
birlikte girecek,
halkla birlikte çıkacak.
Hez.46: 11 "'Bayramlarda ve kutsal günlerde boğa ve koç için tahıl sunusu olarak birer efa*fj* tahıl verecek; kuzular için verebileceği kadar tahıl sağlayabilir. Her efa tahıl için bir hin*fk* zeytinyağı verecek.
Hez.46: 12 Önder RAB'be gönülden verilen yakmalık sunular
ya da
esenlik sunuları sunacağı zaman doğuya bakan kapı kendisine
açılacak.
Yakmalık sunuları ya da esenlik sunularını Şabat Günü
sunduğu gibi sunacak.
Sonra dışarı çıkacak; o çıktıktan sonra kapı kapanacak.
Hez.46: 13 "'Her
gün, her sabah yakmalık sunu olarak RAB'be bir
yaşında kusursuz bir kuzu sağlayacaksın.
Hez.46:
14 Bununla birlikte her sabah tahıl sunusu olarak efanın
altıda biri*fl* tahıl
ve ince unu ıslatmak için bir hinin üçte
biri*fm* kadar zeytinyağı sağlayacaksın.
Bu tahıl sunusunun
RAB'be sunulması sürekli bir kural olacak.
D Not 46:14
"Efanın altıda biri": Yaklaşık 3.6 litrelik bir ölçek.
46:14 "Bir
hinin üçte biri": Yaklaşık 1.2 lt.
Hez.46: 15 Böylece günlük yakmalık
sunu olarak her sabah kuzu, tahıl
sunusu ve zeytinyağı sunulacak."
Öndere Düşecek Pay
Hez.46: 16 "'Egemen RAB şöyle diyor: Eğer önder oğullarından
birine
kendi mülkünden armağan ederse, bu mülk torunlarına da geçecek.
Miras
yoluyla bu onların mülkü olacak.
Hez.46: 17 Önder görevlilerinden birine
kendi mülkünden armağan
ederse, görevli toprak parçasını özgürlük yılına dek
elinde
tutacak. Sonra öndere geri verecek. Önderin mirası ancak
oğullarına
geçebilir, onların olacak.
Hez.46: 18 Önder halkı mülkünden kovarak miraslarından
etmemeli.
Oğullarına ancak kendi mülkünden miras verebilir. Öyle ki,
halkımdan
hiç kimse mülkünden ayrılıp dağılmasın."
Tapınağın Mutfakları
Hez.46:
19 Bundan sonra adam beni kapı yanındaki girişten kuzeye
bakan, kâhinlere ait
kutsal odalara getirdi. Bana batıda bir yer gösterdi.
Hez.46: 20 "Kâhinlerin
suç sunusuyla* günah sunusunun* etini
haşlayacakları, tahıl sunusunu* pişirecekleri
yer burası" dedi,
"Öyle ki, bunları dış avluya çıkarıp kutsallıklarını
halka geçirmesinler."
Hez.46: 21 Daha sonra adam beni dış avluya çıkarıp
sırayla avlunun
dört köşesine götürdü. Avlunun her köşesinde küçük birer avlu
olduğunu gördüm.
Hez.46: 22 Dış avlunun dört köşesinde kırk arşın uzunluğunda,
otuz
arşın genişliğinde birer kapalı avlu vardı. Köşelerdeki avluların ölçüsü
aynıydı.
Hez.46: 23 Dört avlunun çevresinde de taş duvar vardı; duvarın
dibinde
yemek pişirmek için yerler yapılmıştı.
Hez.46: 24 Bana, "Bunlar
tapınakta hizmet edenlerin halkın sunduğu
kurban etini pişirecekleri mutfaklar"
dedi.
Tapınaktan Akan Irmak
BÖLÜM 47
Hez.47: 1 Adam beni tapınağın
girişine geri getirdi. Doğuya doğru
tapınağın kapı eşiğinin altından sular
aktığını gördüm. Tapınak
doğuya bakıyordu. Sular tapınağın güney yanının altından,
sunağın
güneyinden aşağıya akıyordu.
Hez.47: 2 Beni oradan, Kuzey Kapısı'ndan
çıkarıp dış yoldan doğuya
bakan dış kapıya götürdü. Sular güney yönünden akıyordu.
Hez.47:
3 Adam elinde bir ölçü ipiyle doğuya doğru gitti. Bin arşın
ölçtükten sonra
beni ayak bileğine dek çıkan sulara getirdi.
Hez.47: 4 Bin arşın daha ölçtü
ve beni dize kadar çıkan sulara
getirdi. Bin arşın daha ölçtü, beni bele kadar
çıkan sulara getirdi.
Hez.47: 5 Bin arşın daha ölçtü, içinden geçemediğim
bir ırmak oluştu.
Sular yükselmişti, içinden yürüyerek karşıya geçilemezdi,
yüzülecek
kadar derin bir ırmak oluşmuştu.
Hez.47: 6 Bana, "İnsanoğlu, bunu gördün
mü?" diye sordu.
Daha sonra beni ırmağın kıyısına geri getirdi.
Hez.47: 7 Oraya varınca, ırmağın her iki kıyısında birçok ağaç gördüm.
Hez.47: 8
Bana şöyle dedi: "Bu sular doğu bölgesine doğru akıyor,
oradan Arava Vadisi'ne,
sonra Lut Gölü'ne dökülüyor. Göle
dökülünce oradaki sular tatlı suya dönüşecek.
Hez.47:
9 Irmağın aktığı yerlerde her çeşit canlı yaratık kaynaşacak.
Çok sayıda balık
olacak. Çünkü bu sular oraya akıyor, oradaki
tuzlu suyu tatlı suya dönüştürüyor.
Irmak aktığı her yere yaşam getirecek.
Hez.47: 10 Irmak kıyısı boyunca balıkçılar
duracak; Eyn-Gedi'den Eyn-
Eglayim'e dek ağ gerecek yerler olacak. Akdeniz'deki
gibi çok
sayıda balık çeşidi olacak.
Hez.47: 11 Ama Lut Gölü'nün çamurlu,
bataklık kesimi tatlı suya
dönüşmeyecek, tuzla olarak kalacak.
Hez.47:
12 Irmağın her iki yanında her çeşit meyve ağacı yetişecek.
Yaprakları solmayacak,
meyveleri tükenmeyecek. Her ay meyve
verecekler, çünkü tapınaktan çıkan sular
oraya akıyor. Meyveleri
yiyecek olarak, yaprakları şifa için kullanılacak."
Ülkenin Sınırları
Hez.47: 13 Egemen RAB şöyle diyor: "Ülkeyi mülk olarak İsrail'in
on
iki oymağına böleceğiniz sınırlar şöyle*fn* olacak: Yusuf'a iki pay düşecek.
D
Not 47:13 Septuaginta "Şöyle", Masoretik metin "Vadi".
Hez.47:
14 Ülkeyi on iki oymak arasında eşit olarak paylaşacaksınız.
Ülkeyi atalarınıza
vereceğime ant içtim. Bu ülke size mülk olarak verilecek.
Hez.47: 15 "Ülkenin
sınırı şöyle olacak: Kuzeyde Akdeniz'den, Hetlon
yoluyla Levo-Hamat'a, Sedat'a*fo*,
D
Not 47:15 Septuaginta "Levo-Hamat'a, Sedat'a", Masoretik metin "Levo-Sedat'a,
Hama'ya".
Hez.47: 16 Berota'ya ve Şam'la Hama'nın toprakları arasında
bulunan
Sivrayim'e, Havran sınırında Haser-Hattikon'a kadar uzanacak.
Hez.47:
17 Sınır denizden Hasar-Enan'a, Şam'ın kuzey sınırı boyunca
uzanacak, Hama
sınırı kuzeyde olacak. Kuzey sınırı bu olacak.
Hez.47: 18 "Doğuda sınır
Havran'la Şam arasında Gilat'ı İsrail'den ayıran Şeria Irmağı boyunca Lut Gölü'ne
ve Tamar'a dek uzanacak*fö*. Doğu sınırı bu olacak.
D Not 47:18 Süryanice "Lut
Gölü'ne ve Tamar'a dek uzanacak", Masoretik metin "Lut Gölü'ne dek ölçeceksiniz".
Hez.47:
19 "Güneyde sınır Tamar'dan Meriva-Kadeş sularına, Mısır
Vadisi boyunca
Akdeniz'e dek uzanacak. Güney sınırı bu olacak.
Hez.47: 20 "Batıda
Levo-Hamat'ın karşısındaki noktaya dek Akdeniz
sınır oluşturacak. Batı sınırı
bu olacak.
Hez.47: 21 "Bu ülkeyi İsrail oymaklarına göre aranızda paylaşacaksınız.
Hez.47:
22 Ülkeyi içinizde yaşayan ve içinizdeyken çocukları olan
yabancılarla kendiniz
arasında mülk olarak bölüşeceksiniz. Onları
İsrail'de doğan yerliler sayacaksınız.
Onların da İsrail
oymakları arasında sizin gibi mülkleri olacak.
Hez.47:
23 Yabancı hangi oymağa yerleşmişse, orada ona düşen payı mülk
olarak vereceksiniz."
Egemen RAB böyle diyor.
Ülkenin Paylaştırılması
BÖLÜM 48
Hez.48: 1 "Oymakların adları şunlardır: Kuzey sınırında Dan'a bir pay verilecek. Dan sınırı Hetlon yolundan Levo-Hamat'a uzanacak; Hasar-Enan ve Hama'ya yakın Şam'ın kuzey sınırı doğudan batıya uzanan sınırın bir bölümünü oluşturacak.
Hez.48:
2 "Aşer'e bir pay verilecek; sınırı Dan'ın doğudan batıya
uzanan sınırına
bitişik olacak.
Hez.48: 3 "Naftali'ye bir pay verilecek; sınırı Aşer'in
doğudan batıya
uzanan sınırına bitişik olacak.
Hez.48: 4 "Manaşşe'ye
bir pay verilecek; sınırı Naftali'nin doğudan
batıya uzanan sınırına bitişik
olacak.
Hez.48: 5 "Efrayim'e bir pay verilecek; sınırı Manaşşe'nin
doğudan
batıya uzanan sınırına bitişik olacak.
Hez.48: 6 "Ruben'e
bir pay verilecek; sınırı Efrayim'in doğudan batıya
uzanan sınırına bitişik
olacak.
Hez.48: 7 "Yahuda'ya bir pay verilecek; sınırı Ruben'in doğudan
batıya
uzanan sınırına bitişik olacak.
Hez.48: 8 "Yahuda'nın doğudan
batıya uzanan sınırına bitişik
topraklar, RAB'be ayıracağınız özel armağan
olacak. Genişliği 25
000 arşın*fp*, doğudan batıya uzunluğu bir oymağa düşen
pay kadar
olacak. Tapınak bunun ortasında olacak.
D Not 48:8,9,10,13,15,20,21
"25 000 arşın": Yaklaşık 13.3 km.
Hez.48: 9 "RAB'be özel
olarak sunacağınız payın uzunluğu 25 000
arşın*fp*, genişliği 10 000 arşın*fr*
olacak.
D Not 48:9,10,13,18 "10 000 arşın": Yaklaşık 5.3 km.
Hez.48:
10 Bu kâhinler için kutsal pay olacak. Kuzeyde uzunluğu 25 000
arşın*fp*, batıda
genişliği 10 000 arşın*fr*, doğuda genişliği 10 000 arşın, güneyde uzunluğu 25
000 arşın olacak. RAB'bin Tapınağı bunun ortasında olacak.
Hez.48: 11 Bu
bölge Sadok soyundan gelen kutsanmış kâhinler için
olacak. Onlar bana bağlılıkla
hizmet ettiler, İsrail halkı yoldan
saptığında Levililer de yoldan saptı, ama
onlar sapmadı.
Hez.48: 12 Orası ülkenin kutsal payından özel bir armağan olarak onlara verilecek. Levililer'in topraklarına bitişik çok kutsal bir bölge olacak.
Hez.48: 13 "Levililer'in kâhinlerin sınırı yakınında 25 000
arşın*fp*
uzunlukta, 10 000 arşın*fr* genişlikte bir payları olacak. Bu
bölgenin
uzunluğu 25 000 arşın, genişliği 10 000 arşın olacak.
Hez.48: 14 Levililer orayı satmayacak, değiş tokuş etmeyecekler. Bu, ülkenin en iyi bölümüdür, başkasının eline geçmemeli. Çünkü orası RAB'be adanmıştır.
Hez.48: 15 "Bölgenin
geri kalan 25 000 arşın*fp* uzunlukta, 5 000
arşın*fs* genişlikteki bölümü
halkın yerleşmesi içindir. Orası
evlere, otlaklara ayrılacak. Kent bunun ortasında
kurulacak.
D Not 48:15 "5 000 arşın": Yaklaşık 2.7 km.
Hez.48:
16 Ölçüleri şöyle olacak: Kuzeyde, güneyde, doğuda, batıda 4
500'er arşın*fş*.
D
Not 48:16 "4 500 arşın": Yaklaşık 2.4 km.
Hez.48: 17 Kent için
ayrılan otlak da kuzeyde, güneyde, doğuda, batıda
250'şer arşın olacak.
Hez.48:
18 Kutsal bölgenin sınırında kalan yerin doğusu 10 000
arşın*fr*, batısı 10
000 arşın olacak. Kutsal bölgeye bitişik
topraklarda yetişen ürün kentte çalışanların
olacak.
Hez.48: 19 İsrail'in her oymağından kentte çalışanlar toprağı işleyecekler.
Hez.48: 20 Bu bölgenin tamamı kare şeklindedir. Her yanı 25 000 arşındır*fp*. Özel bir armağan olarak kentin mülküyle birlikte kutsal bölgeye düşen payı ayıracaksınız.
Hez.48:
21 "Kutsal bölgeye düşen pay ile kente düşen payın iki
yanındaki topraklar
öndere verilecek. Bu topraklar kutsal bölgeye
düşen 25 000 arşınlık*fp* payın
doğusundan ve batısından ülkenin
doğu ve batı sınırlarına uzanacak. Oymaklara
düşen paylar boyunca
uzanan bu iki bölge önderin olacak. Kutsal bölgeye düşen
pay ile
tapınak bunun ortasında olacak.
Hez.48: 22 Böylece Levililer'e
düşen pay ile kente düşen pay öndere
verilen toprakların ortasında kalacak.
Öndere verilecek topraklar
Yahuda'yla Benyamin sınırı arasında kalacak.
Hez.48:
23 "Geri kalan oymaklara düşen pay şöyle: Benyamin'e bir pay
verilecek;
sınırı doğudan batıya uzanacak.
Hez.48: 24 "Şimon'a bir pay verilecek;
sınırı Benyamin'in doğudan
batıya uzanan sınırına bitişik olacak.
Hez.48:
25 "İssakar'a bir pay verilecek; sınırı Şimon'un doğudan
batıya uzanan
sınırına bitişik olacak.
Hez.48: 26 "Zevulun'a bir pay verilecek; sınırı
İssakar'ın doğudan
batıya uzanan sınırına bitişik olacak.
Hez.48: 27
"Gad'a bir pay verilecek; sınırı Zevulun'un doğudan batıya
uzanan sınırına
bitişik olacak.
Hez.48: 28 "Gad'ın güney sınırı Tamar'dan güneye, oradan
Meriva-Kadeş
sularına, oradan da Mısır Vadisi boyunca Akdeniz'e dek uzanacak.
Hez.48:
29 "Mülk olarak İsrail oymaklarına bölüştüreceğiniz ülke
budur. Onlara
düşecek paylar bunlardır." Böyle diyor Egemen RAB.
Yeruşalim'in Kapıları
Hez.48:
30-31 "Kentin çıkış kapıları şunlar olacak: 4 500 arşın*fx* uzunluktaki kuzey
yanında üç kapı olacak. Kentin kapılarına İsrail oymaklarının adları verilecek.
Kuzeyde Ruben Kapısı, Yahuda Kapısı, Levi Kapısı olacak.
D Not 48:30-34 "4
500 arşın": Yaklaşık 2.4 km.
Hez.48: 32 4 500 arşın*fx* uzunluktaki doğu yanında üç kapı olacak: Yusuf Kapısı, Benyamin Kapısı, Dan Kapısı.
Hez.48: 33 4 500 arşın*fx* uzunluktaki güney yanında üç kapı olacak: Şimon Kapısı, İssakar Kapısı, Zevulun Kapısı.
Hez.48: 34 4 500 arşın*fx* uzunluktaki batı yanında üç kapı olacak: Gad Kapısı, Aşer Kapısı, Naftali Kapısı.
Hez.48: 35 "Kentin
çevresi 18 000 arşın*ft* olacak ve o günden başlayarak kentin adı 'RAB orada*fu*
olacak."
D Not 48:35 "18 000 arşın": Yaklaşık 9.5 km.
48:35
"RAB orada": İbranice "Yahve şamma".